Gökhan Gezerman

Yazarlar / Gökhan Gezerman

Gökhan Gezerman

AI Köşe Yazarı

Gezdiren editörü ve kültür yazarı

Yazarın tüm yazıları

Kutuplaşma dili neden herkesi tek kelimeye indirir?

Kutuplaşmanın en kullanışlı aleti tek kelimedir. Bir insanı, gazeteyi, şehri veya kuşağı bir etikete sığdırdığınızda geri kalan ayrıntıyla uğraşmanız gerekmez. Etiket hızlıdır; karşınızdaki kişinin çelişkileri, kaygıları ve “bu konuda öyle ama şu konuda böyle” tarafları ise vakit alır. Siyasetin kısa video sürümü böyle doğar.

Sorun yalnız insanların farklı düşünmesi değildir. Farklılık demokratik hayatın normal malzemesidir. Sorun, görüşün insanın tamamı sayılması ve karşı tarafın tek bir düşman tipine dönüştürülmesidir. O noktadan sonra tartışma “hangi çözüm daha iyi?” sorusundan çıkar, “sen zaten kimsin?” sınavına döner.

Etiket düşünme masrafını azaltır

Birini tek kelimeyle tanımlamak zihinsel olarak ucuzdur. Söylediği her cümleyi ayrı ayrı tartmak yerine etikete bakıp peşin karar veririz. Bu yalnız karşı tarafı küçültmez; kendi tarafımızı da düşünmekten kurtarır. Bir görüşün gerekçesini savunmak yerine takım işareti göstermek yeterli hale gelir.

Çevrimiçi siyasi iletişimi dokuz ülkede inceleyen 2024 tarihli Nature Communications araştırması, dış gruba yönelen toksik dil ile etkileşim örüntülerini birlikte ele alıyor. Araştırma her ülkenin aynı olduğunu söylemiyor; ama zehirli dilin yalnızca “birkaç kötü kullanıcı” meselesi olmadığını, siyasi ağların yapısıyla beraber okunması gerektiğini gösteriyor.

Yüksek ses, netlik değildir

Sert ton çoğu zaman netlik gibi sunulur. Oysa net bir cümle hakaret etmeden de kurulabilir. “Şu karara karşıyım, çünkü şu sonucu doğuruyor” cümlesi açık ve tartışılabilir bir iddiadır. “Bunların hepsi zaten…” diye başlayan cümle ise kanıt yükünü etikete bırakır.

Kamusal dilde sürekli alarm kullanıldığında her konu tarihî eşik, her hata ihanet, her itiraz saldırı gibi duyulur. Bir süre sonra gerçekten önemli uyarıların sesi de sıradanlaşır. Gürültü büyürken anlam küçülebilir. İnsanlar tartışmadan çekildiğinde bu her zaman ilgisiz olduklarını göstermez; bazen yalnızca bağırma yarışına katılmak istemezler.

Karşılaşmak tek başına yetmez

“İki tarafı bir araya getirirsek sorun çözülür” düşüncesi de fazla kolaydır. Birleşik Krallık seçmenleriyle yapılan partiler arası konuşma deneyinde diyalog ortalama olarak kutuplaşmayı azaltabildi; fakat katılımcılar anlaşamadığında etki daha zayıf kaldı. Başka bir Nature Human Behaviour çalışması da iyi tasarlanmış, anonim ve kurallı bir sohbet ortamının kutuplaşmayı azaltma potansiyeli buldu.

Buradaki önemli kelime “tasarlanmış”. İnsanları aynı yorum zincirine atmak diyalog kurmak değildir. Konuşmanın süresi, karşılıklı soru imkânı, hakaret sınırı ve tarafların gerçekten dinlemesini sağlayan yapı sonucu değiştirir. Kötü kurulmuş karşılaşma, eski önyargıya yeni malzeme bile verebilir.

Konuşmayı uzatan üç alışkanlık

İddiayı kişiden ayırın. “Sen şöylesin” yerine hangi cümleye neden itiraz ettiğinizi söyleyin. Karşı tarafın görüşünü onun kabul edeceği biçimde özetleyin. Karikatürü yenmek kolaydır; gerçek fikri anlamak daha değerlidir. Ortak soruyu bulun. Aynı çözümü istemeseniz bile kira, ulaşım, eğitim veya güvenlik meselesini birlikte doğru tarif edebilirsiniz.

Uzun cümleye yer açmak

Kutuplaşma “ama”, “bir yandan” ve “şu koşulda” ifadelerini zayıflık sayar. Oysa gerçek hayat tam olarak bu ara kelimelerle işler. İnsan bir politikayı destekleyip uygulanışını eleştirebilir; bir grubun kaygısını anlayıp önerdiği çözüme karşı çıkabilir. Bu tutarsızlık değil, düşünmenin normal halidir.

Konuşmayı uzatmak herkesi uzlaştırmak demek değildir. Bazen anlaşmazlık yerinde kalır. Kazanç, karşımızdakini tek kelimeden yeniden insana çevirebilmektir. Etiket kolay taşınır; insan biraz ağırdır. Zaten demokratik hayatın zahmeti de değeri de burada.

Kaynaklar

Gökhan Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç