Yavuz Gezerman

Yazarlar / Yavuz Gezerman

Yavuz Gezerman

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yazarın tüm yazıları

Washington-Pekin ticaret ateşkesi rekabeti bitirmiyor

ABD-Çin ticaret ateşkesi altında süren teknoloji ve tedarik zinciri rekabetini gösteren yazısız sembolik editoryal görsel

Washington ile Pekin arasındaki ticaret ateşkesi, ilk bakışta gerilimin düşürüldüğü izlenimi veriyor. Fakat büyük güç rekabetinde ateşkes çoğu zaman barışın değil, cephe değiştirmenin adıdır. Tarife oranları konuşulurken robotlar, inverterler, yarı iletkenler, yapay zeka modelleri ve tedarik zinciri güvenliği aynı anda masaya geliyorsa, mesele artık yalnız ticaret hacmi değildir. Asıl sorun, iki ülkenin birbirini hangi teknolojilerden, hangi pazarlardan ve hangi bağımlılıklardan uzak tutacağıdır.

Bu yüzden bugünkü tabloyu “ABD ile Çin yeniden anlaşabilecek mi?” sorusuna indirgemek yanıltıcı olur. Anlaşma, eğer varsa, rekabetin çerçevesini yumuşatıyor; rekabetin sebebini ortadan kaldırmıyor. Washington’un Çin’e karşı tarifeyi, ihracat kontrolünü ve iç pazar yasaklarını aynı güvenlik dili içinde kullanması; Pekin’in de buna kendi sanayi ölçeği, devlet destekli teknoloji hamlesi ve karşı önlemlerle cevap vermesi, ateşkesin altında çalışan daha sert bir yapıyı gösteriyor.

Ateşkesin dar koridoru

ABD Ticaret Temsilciliği’nin haziran başında duyurduğu ABD-Çin Ticaret Kurulu mekanizması, Washington’un Çin’le ticareti tamamen koparmaktan çok yönetmek istediğini gösteriyordu. Mekanizma, hassas olmayan ürünlerde tarife değişikliklerini tartışmaya açarken, aynı metinde tarifelerin ekonomik ve ulusal güvenlik gerekçesiyle kullanılmaya devam edeceğini de açıkça ortaya koyuyordu. Bu, klasik serbest ticaret dilinden farklıdır. Burada hedef pazarların açılması kadar, hangi ticaretin güvenli sayılacağına devletin karar vermesidir.

Nitekim aynı yönetim, temmuz sonunda zorla çalıştırma gerekçesiyle 60 ekonomi için Section 301 kapsamındaki yeni tarife kararlarını kesinleştirdi. Bu başlık Çin’e özgü değildir; fakat yöntem önemlidir. Washington artık dış ticareti yalnız gümrük istatistiği olarak değil, insan hakları, tedarik zinciri temizliği, sanayi koruması ve ulusal güvenlik başlıklarını birleştiren geniş bir stratejik alan olarak görüyor. Çin dosyası bu genişlemenin merkezindedir, çünkü Çin yalnız büyük ihracatçı değil; kritik teknolojilerde alternatif düzen kurmaya çalışan rakiptir.

Teknoloji cephesi

Son 24-72 saatin en dikkat çekici işareti tarife masasından değil, teknoloji güvenliği cephesinden geldi. Associated Press’in 29 Temmuz tarihli haberine göre ABD Federal İletişim Komisyonu, yeni yabancı üretim insansı robotlar, dört ayaklı robotlar ve güç inverterleri için ithalat yasağı getirdi; karar ulusal güvenlik ve tedarik zinciri kırılganlığı gerekçesine dayandırıldı. AP, kararın özellikle Çin’i hedeflediğini ve Çin’in insansı robot pazarındaki ağırlığının Washington’daki endişeyi büyüttüğünü aktardı.

Bu kararın sembolik değeri büyüktür. Robot dediğimiz şey artık yalnız fabrika hattındaki mekanik kol değildir. Sensör, ağ bağlantısı, veri toplama, özerk hareket ve yapay zeka kabiliyeti aynı gövdede birleştiğinde, sanayi ürünü ile istihbarat riski arasındaki sınır bulanıklaşır. Güç inverterleri de görünüşte teknik bir enerji ekipmanıdır; fakat yenilenebilir enerji, veri merkezleri ve kritik altyapı içine girdiğinde, devletlerin güvenlik refleksi kaçınılmaz biçimde sertleşir.

Axios’un 28 Temmuz tarihli haberinde Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile Washington’da görüştüğü, yönetimin Nvidia çiplerinin Çin’e ihracatına ilişkin olası ihlalleri incelediği ve yeni bir yapay zeka çerçevesi hazırladığı aktarılıyor. Bu ayrıntı, ticaret ateşkesinin neden kırılgan olduğunu anlatmaya yeter. Çünkü Washington açısından Çin’e satılan her ileri çip yalnız şirket geliri değildir; model eğitimi, askeri kullanım ihtimali, veri merkezi kapasitesi ve teknolojik üstünlük hesabıdır.

Pekin’in teşviki

Pekin’in bu tabloda geri çekilmesi beklenmemeli. Çin için teknoloji rekabeti yalnız prestij meselesi değildir; rejim güvenliği, sanayi istihdamı, askeri modernizasyon ve dış baskıya dayanıklılık meselesidir. ABD pazarına erişim önemli olsa da Pekin’in temel teşviki, kritik alanlarda Amerikan lisansına ve Amerikan denetimine muhtaç kalmamaktır. Bu nedenle her ihracat kontrolü, kısa vadede Çin şirketlerini zorlayabilir; fakat orta vadede yerli ikameyi, devlet desteğini ve alternatif pazar arayışını hızlandırır.

Washington’un avantajı hâlâ büyüktür. Dolar sistemi, derin sermaye piyasaları, ileri yarı iletken tasarım ekosistemi, büyük tüketim pazarı ve ittifak ağı ABD’ye benzersiz bir kaldıraç sağlar. Ancak bu kaldıracın ölçüsü kullanıldıkça değişir. Eğer her kritik ürün güvenlik gerekçesiyle kısıtlanırsa, karşı taraf bu ürünü yalnız mal olarak değil, bağımlılık riski olarak görmeye başlar. Güç burada kendi cevabını doğurur.

Ortakların hesabı

Bu rekabetin üçüncü halkası müttefiklerdir. Tayvan, Güney Kore, Japonya ve Avrupa Birliği, ABD-Çin hattının seyircisi değil; üretim, tasarım, litografi, nadir element, pil, veri merkezi ve pazar erişimi zincirlerinin içindedir. Washington, Çin’e teknoloji akışını sınırlamak istediğinde bu ortaklardan uyum bekler. Pekin ise aynı ortaklara kendi pazarının ve üretim ölçeğinin hâlâ vazgeçilmez olduğunu hatırlatır.

Bu yüzden ateşkesin gerçek sınavı yalnız Washington ve Pekin arasında yapılacak lider görüşmesinde değildir. Asıl sınav, şirketlerin lisans başvurularında, limanlardaki denetimlerde, veri merkezlerinin çip tercihinde, Avrupa’nın dijital düzenlemelerinde ve Asya’daki tedarik kararlarında verilecektir. Ticaret barışı, eğer yalnız birkaç tarife satırının ertelenmesi ise, bu cephelerin hiçbirini kapatmaz.

Türkiye açısından ders açıktır. Büyük güçler artık ticaret politikasını dış politikanın yan odasında tutmuyor; doğrudan devlet güvenliğinin merkezine yerleştiriyor. Bir ülkenin ihracat pazarı, enerji ekipmanı, veri altyapısı, savunma tedariki ve teknoloji lisansı aynı anda baskı aracı haline gelebilir. Orta ölçekli güçler için mesele tarafsız görünmekten önce kırılganlık haritasını bilmektir.

Washington-Pekin ateşkesi bu nedenle rahatlama değil, ölçülü bir bekleme halidir. İki başkent birbirine kapıyı kapatmıyor; ama kapıdan neyin geçeceğini giderek daha sıkı belirlemek istiyor. Büyük güç rekabetinin yeni dili de tam burada kuruluyor: ticaret devam eder, fakat güven artık serbest dolaşmaz.

Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç