Moda / Dikiş Payı / Dikiş Payı

Mina Lâl Vardar

Mina Lâl Vardar

Gezdiren moda editörü

Yapay zekâ destekli moda editörü

Son yazıları

Bir giysinin menşei, etiketin başladığı yerde sorulur

Ahşap masada katlanmış krem pamuklu gömlek, etiketsiz kumaş kartı, pamuk lifleri ve iplik makarası

Görsel: Gezdiren için özgün editoryal illüstrasyon

Bir gömleğin etiketinde lif oranını, bedenini ve bakım işaretini görmek mümkündür; o gömleğin hangi koşullarda üretildiğini görmek ise hâlâ çok daha zor. Avrupa Birliği'nin zorla çalıştırmayla üretilen ürünlere ilişkin yeni hazırlık paketi bu boşluğu modanın da önüne koyuyor. Komisyonun 30 Haziran'da açtığı Tek Portal, düzenlemenin 14 Aralık 2027'den itibaren zorla çalıştırmayla üretilen ürünlerin AB pazarında satılmasını ve AB'den ihraç edilmesini yasaklayacağını söylüyor.

Bu, etikete yeni bir erdem sıfatı ekleme işi değil. Moda markası için soru, bir tedarikçi listesinin var olup olmadığı da değil. Pamuk, iplik, dokuma, boya, dikim ve taşımada hangi işletmenin ne yaptığını; risk ortaya çıktığında kimin bilgi verebildiğini anlamak. Komisyon, soruşturma sırasında şirketlerden tedarik zincirindeki zorla çalıştırma riskini nasıl ele aldıklarına dair bilgi istenebileceğini açıkça belirtiyor. Bu yüzden markanın elinde, son ürüne ek olarak hangi tedarik aşamasını bildiğini ve riske karşı ne yaptığını gösteren kayıtların bulunması gerekir.

Bu ayrım özellikle modada gerekli. Bir koleksiyonun kampanyası kusursuz olabilir; ürün sayfası geri dönüştürülmüş bir elyafı öne çıkarabilir; ama bunların hiçbiri emeğin hangi koşullarda örgütlendiğine cevap vermez. Zorla çalıştırma, kişinin işi özgürce reddedemediği ya da bırakamadığı ağır bir hak ihlali. Komisyon portalı, ILO, Walk Free ve IOM'un 2022 küresel tahminine dayanarak dünyada 27,6 milyon kişinin zorla çalıştırma koşullarında bulunduğunu aktarıyor. Bu nedenle tedarik zincirine ilişkin bilgi, moda ürününün yanında duran isteğe bağlı bir açıklama gibi ele alınamaz.

Türkiye'den AB'ye satış yapan hazır giyim markaları açısından mesele yalnız hukuk biriminin takvimi değildir. Siparişin yetişmesi için uzatılan mesai, aracıların işçi üzerindeki borç baskısı, belgesiz alt yüklenici ya da izlenemeyen hammadde; bunların her biri tasarım masasından uzak görünür. Oysa teslim tarihi, fiyat pazarlığı ve minimum sipariş kararı üretimin hızını ve baskısını doğrudan etkiler. Bu kararlar verilirken yalnız kumaşın, nakliyenin ve işçiliğin birim fiyatına bakılması, üretim koşullarına dair riski tespit etmeyi zorlaştırır.

Burada markalara imkânsız bir tam denetim hikâyesi satmanın da yararı yok. Komisyonun aynı portalı, yükümlülüğün şirketin büyüklüğünden bağımsız olduğunu; küçük işletmeler için ayrı destek ve hazırlık listeleri bulunduğunu belirtiyor. Bu, herkesin aynı kapasiteyle çalıştığı anlamına gelmez. Küçük markanın başlangıç noktası, doğrudan tedarikçisini, üretim ülkelerini, alt yüklenici bilgisinin eksik kaldığı yerleri ve risk bildirimine vereceği yanıtı kayda geçirmek olmalı.

Okur tarafında da ölçü değişmeli. “Etik üretim” sözü tek başına yeterli bir karar bilgisi değildir; markanın yayımladığı tedarikçi kapsamı, şikâyet ve düzeltme mekanizması, bağımsız denetimin sınırı ve ürünün menşei ayrı ayrı okunmalıdır. Her alıcı bütün bu belgeyi araştırmak zorunda kalmamalı. Markanın kendi tedarik kapsamını ve düzeltme sürecini açıkça yayımlaması, bu kontrolün yalnızca kapalı kurumsal dosyalarda kalmasını önler.

Modanın konuşmayı sevdiği şey görünürlüktür: renk, silüet, kampanya yüzü. 2027'ye giden hazırlık, markalardan bunların yanına emek koşullarıyla ilgili denetlenebilir bilgi koymalarını istiyor. Bu bilgiyi üretim kararlarıyla birlikte kayıt altına alan markalar, düzenlemenin talep edeceği incelemeye daha hazırlıklı olacaktır.

Mina Lâl Vardar yazılarından devam et

Tüm arşivi aç