Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Pasifik’te bir füze denemesi ada devletlerinin siyasi sınırını gösterdi

Pasifik kıyısında bir sandalye ayrılmış boş toplantı çemberi ve gökyüzünde uzak füze izi

Pasifik’te büyük güç rekabetinin en önemli cephesi artık yalnız donanmaların menzili değil, küçük devletlerin ortak cümle kurma kapasitesidir. Çin’in temmuzdaki kıtalararası balistik füze denemesine ilişkin 55. Pasifik Adaları Forumu bildirisi bu kapasitenin nerede zorlandığını gösterdi: Liderler kaygılarını kayda geçirdi, fakat Nauru itiraz ettiği için söz konusu bölüm oybirliği taşımadı.

Mesele bir bildiride Çin adının geçip geçmemesinden ibaret değil. Füze birkaç ada ülkesinin üzerinden geçti; Forum gelecekteki denemeler için en az 24 saat önceden bildirim istedi. Bölgede yaşayanlar açısından menzil, rota ve önceden haber verme meselesi soyut strateji değildir. Hava sahasının, denizin ve sivil güvenliğin hangi başkent tarafından ne kadar hesaba katıldığının ölçüsüdür.

Baskının en ucuz biçimi

Pekin’in bölgesel etkisi yalnız savaş gemileriyle kurulmaz. Diplomatik tanıma, kalkınma finansmanı, altyapı, ticaret ve siyasi erişim aynı tablonun parçalarıdır. Çin Dışişleri Bakanlığı savunma politikasını savunmacı olarak tanımlıyor ve askerî genişleme peşinde olmadığını söylüyor. Ada devletleri ise Çin’le ekonomik ilişkiyi kesmeden güvenlik kaygısını ifade etmeye çalışıyor.

Bu nedenle Nauru’nun ayrışması küçük bir usul ayrıntısı sayılamaz. Konsensüsle çalışan bir örgütte tek itiraz, büyük bir gücün doğrudan veto hakkı olmadan da ortak dili yumuşatmasına imkân verir. Büyük güç açısından son derece ucuz, ada devletleri açısından son derece pahalı bir sonuçtur bu. Birkaç yatırım, diplomatik yakınlık veya pazar vaadi, bütün bölgenin güvenlik dilini değiştirebilir.

Palau’nun hesabı farklıdır. ABD ile yakın güvenlik bağları ve Tayvan’ı diplomatik olarak tanıması, Pekin’e karşı daha açık konuşmasını kolaylaştırıyor. Papua Yeni Gine gibi daha büyük ada ülkeleri ise Forum’u iklim, balıkçılık, ekonomi ve deniz yönetimi için vazgeçilmez bir ortak platform olarak görüyor. Avustralya ve Yeni Zelanda bölgesel güvenlik düzeninin Batı’yla bağını korumak istiyor. Fakat bu aktörlerin aynı masada oturması, aynı risk maliyetini taşıdıkları anlamına gelmiyor.

Okyanusta egemenlik hesabı

Pasifik haritada boşluk gibi görünür; gerçekte deniz yolları, askerî erişim, balıkçılık sahaları, denizaltı kabloları ve geniş münhasır ekonomik bölgelerden oluşan bir güç coğrafyasıdır. Küçük nüfuslu bir ada devleti, denizde büyük bir alanın siyasi anahtarını tutabilir. Bu da onu hem değerli ortak hem yoğun baskının hedefi yapar.

Çin’in en etkili aracı her zaman doğrudan askerî üstünlük olmayacaktır. Asıl kazanç, bölge ülkelerinin ortak tavır üretmesini zorlaştırmak; her başkenti güvenlik kaygısı ile ekonomik ihtiyacı arasında ayrı ayrı pazarlığa çekmektir. Washington’ın cevabı yalnız daha fazla askerî varlık olursa aynı hataya düşer. Ada devletlerinin kurumsal dayanıklılığına, iletişim altyapısına ve ekonomik seçeneklerine yatırım yapmadan uçak ve gemi sayısı ortak irade üretmez.

Türkiye açısından ders de açıktır. Uzak bir okyanustaki küçük devletlerin kararları, çok taraflı kurumlarda oy dengelerinden deniz ticaretine kadar sonuç doğurabilir. Ankara’nın Pasifik açılımı büyük güçlerin söylemini tekrarlamakla değil, ada ülkelerinin iklim finansmanı, afet kapasitesi ve bağlantı ihtiyacına süreklilik sağlayabilmekle anlam kazanır.

Bir füze denemesi askerî kabiliyeti gösterir. Fakat ardından gelen sessizlik ve parçalı itiraz, daha derin bir güç ölçüsü sunar: Pasifik’in geleceğini, en uzağa ateş edebilen mi, yoksa küçük devletlerin ortak cümlesini en uzun süre ayakta tutabilen mi belirleyecek?

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç