Arkeolog bir katmanı kaldırdığında, o katman artık yerinde yoktur. Sorte Muld gibi alanlarda toprak profilinin bu ilk düzeni, buluntunun hangi katmandan geldiğini kaydetmek için önem taşır. Bu yüzden LEDMSI sistemi, toprağa 16 farklı dalga boyunda ışık tutuyor. Sistem, kürek inmeden önce gözün kaçırdığı ayrımları fark etmeye yardımcı oluyor.
Görünür ışıkta aynı kahverengi görünen iki leke, yakın morötesi ya da yakın kızılötesi ışık altında aynı malzeme olmayabilir. Sistem, aynı profilin görüntüsünü tekrar tekrar alıyor. Araştırmacıya da şu basit fakat önemli soruyu daha erken sorduruyor: Burada biraz daha dikkatli mi ilerlemeliyiz, yoksa numuneyi başka bir noktadan mı almalıyız?
LEDMSI, aynı toprak yüzeyindeki farkları görüntülüyor; geçmişi araştırmacı adına yorumlayan bir sistem değil. Arkeolog bu görüntülerden yararlanarak kazı ve numune alma sırasını yeniden değerlendirebiliyor.
LEDMSI’nin kemik parçalarını UV altında floresans yoluyla daha kolay ayırt etmeye yardımcı olabilmesi de bu yüzden anlamlı. Topraktan çıkan küçük bir parça, daha sonra protein ya da DNA gibi bambaşka araştırma yollarını etkileyebilir. Yine de sistemin en iyi antik DNA örneğini otomatik seçtiği gösterilmiş değil; bu seçim için araştırmacının ek değerlendirmesi gerekiyor.
Bu sınır, yöntemi ciddiye almamız gereken yere koyar. Kazı ekibi bir katmanı kaldırmadan önce küçük bir kemik parçasını ya da malzeme farkını fark ederse, numune alma ve kayıt kararını o ayrıntı bozulmadan verebilir.
Geçmişin büyük kısmı zaten eksik. Bu sistem, kazıdan önce hangi toprak farklarının ve küçük buluntuların daha yakından inceleneceğine ilişkin ek görüntü üretiyor. Numune alma ile kayıt kararını arkeolog veriyor.