Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Drone çağında askerî üstünlük fabrikadan önce sipariş düzeninde kuruluyor

Kurgusal bir modern tesiste farklı üretim aşamalarındaki insansız hava araçları

Kanada’nın Ukrayna ile kurduğu yeni drone ortaklığının dikkat çekici tarafı milyonlarca araç üretme hedefi değil. Asıl değişim, devletin hangi sistemi satın alacağına karar verme biçiminde. Savaş alanında birkaç ay içinde eskiyen bir teknolojiyi yıllarca süren klasik ihale takvimiyle edinmek mümkün değil. Ottawa’nın Kiev’den aldığı ders, savunma sanayiinde ölçeğin fabrikadan önce sipariş düzeninde kurulduğudur.

Kanada hükümeti 10 Eylül’de, Ukrayna’nın Brave1 modelinden esinlenen ulusal bir drone pazarı oluşturduğunu açıkladı. Yaklaşık 400 tedarikçinin erişebildiği düzenek için ilk sözleşmelerin toplam değeri 50 milyon Kanada dolarına kadar çıkıyor. Hedef, Kanada Silahlı Kuvvetlerinin mevcut drone envanterini ilk aşamada on katına çıkarmak; iki yıl içinde milyonlarca sistem üretebilecek sanayi kapasitesine ulaşmak ve üretimin üçte birini Ukrayna’ya yöneltmek.

Bu rakamlar henüz gerçekleşmiş üretim değil; açıklanmış hedef ve ilk siparişlerdir. Fakat siyasi önemi tam da burada başlıyor. Kanada yalnız Ukrayna’ya malzeme göndermiyor. Ukrayna’nın cephede geliştirdiği hızlı deneme, eleme ve yenileme döngüsünü kendi kamu alım sistemine taşımaya çalışıyor. Kiev de yalnız yardım almıyor; savaş tecrübesini teknoloji transferi, ortak üretim ve uzun vadeli pazar erişimine dönüştürüyor.

Cephe bilgisi sanayi politikasına dönüşüyor

Tarafların teşvikleri birbirini tamamlıyor. Kanada, sınırlı mevcut envanterini büyütürken yerli şirketlere sürekli talep ve ihracat kapısı açmak istiyor. Ukrayna ise değişen elektronik harp koşullarına uyarlanmış tasarımlarını daha güvenli üretim hatlarına ve Batılı bileşenlere bağlıyor. Ortak açıklamadaki insansız sistemler, karşı-drone teknolojileri, elektronik bozma ve mühimmat başlıkları bu ilişkinin tek bir ürün alımından daha geniş tasarlandığını gösteriyor.

Ancak bu modelin kırılgan noktası da açık. Yüzlerce tedarikçiyi pazara almak yenilik hızını artırabilir; aynı zamanda kalite, siber güvenlik, parça standardı ve bakım yükünü dağıtabilir. Cephede işe yarayan ucuz bir sistemin barış zamanı envanter, eğitim ve sertifikasyon gerekleriyle uyumlu olması kendiliğinden gerçekleşmez. Devletin görevi kazanan tek platformu erken seçmek değil, başarısız tasarımı hızla eleyebilecek ölçüm ve sipariş düzeni kurmaktır.

İttifak içinde yeni ayrım çizgisi

Bu nedenle güç dengesi artık yalnız büyük savunma şirketleri ile küçük girişimler arasında kurulmayacak. Hangi ülkenin kullanıcıyı, mühendisi, satın almacıyı ve üreticiyi aynı geri bildirim çevriminde buluşturabildiği belirleyici olacak. Büyük bütçe yavaş karar veriyorsa, daha küçük fakat hızlı yenilenen bir sanayi tabanı karşısında üstünlüğünü tüketebilir.

Türkiye açısından ders doğrudan. Ülkenin drone üretimindeki görünürlüğü önemli bir başlangıçtır; fakat kalıcı üstünlük platform markasıyla korunmaz. Elektronik harbin değiştirdiği koşullara göre yazılımı, haberleşmeyi ve mühimmatı kısa aralıklarla yenileyen; farklı üreticileri ortak standartlarda sınayan ve sahadan gelen veriyi yeni siparişe dönüştüren bir sistem gerekir. İhracat başarısı da ancak bakım, eğitim, veri güvenliği ve bileşen tedarikiyle birlikte sürdürülebilir.

Kanada’nın açıkladığı milyonlar bugünden hazır bir güç değildir. Yine de doğru soruyu ortaya koyuyor: Bir ülke kaç drone üretebilir değil, öğrendiğini kaç haftada yeni ürüne çevirebilir? Drone çağında askerî üstünlüğün ilk cephesi gökyüzü değil, karar ile üretim arasındaki süredir.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç