Circle, Arc ağı için kamuya açık ana ağ açılışını 16 Eylül'e koydu. Ortada BlackRock, Visa, Mastercard ve Standard Chartered gibi kurumların bulunduğu bir kurucu doğrulayıcı listesi var. Kalabalık bu isimleri görünce derin bir nefes alıp "Tamam, artık güvenli limandayız" moduna girmeye çok yatkın.
Sıkıntı burada başlıyor.
Çoğu kişi, listedeki isimlerin ağırlığını gördüğünde bunu otomatik olarak "teknolojik kusursuzluk" veya "sıfır risk" diye okuyor. Oysa bu bir psikolojik oyun. Dev kurumların varlığı, masadaki oyuncuların kimliğini gösterir; sistemin bütün çarklarının hatasız döneceğine dair tek başına bir kanıt değildir.
Bakın, olay şu: Arc’ın izinli bir doğrulayıcı setiyle işletilmesi, ağın bu katmanında kimlerin yer aldığını gösterir. Akıllı sözleşme açıkları, ağ kesintileri ya da işlem hataları hala masada. Üstelik özelliklerin değiştirilebilir veya iptal edilebilir olması, kontrolün hala belli ellerde olduğunu hatırlatıyor.
İnsanlar genelde "Kurumsal destek varsa, ben sadece izlerim" diye düşünür. Yanlış. Doğrulayıcı katmanı ne kadar güçlü olursa olsun, kullandığınız üçüncü taraf uygulamalarla sizin kendi işlem sorumluluğunuz arasında uçurumlar var. Bir hata yaptığınızda veya sistemde bir açık çıktığında, BlackRock sizinle beraber ağlayacak değil.
Açılış tarihini hemen bir "başarı hikayesi" olarak paketleyip kutlama yapma refleksi, kriptonun en eski tuzağıdır. Asıl sınav, ağ açıldıktan sonra uygulamaların ve işlemlerin o yapıda nasıl davrandığında başlayacak.
Sadece isimlere bakıp rahatlamak, satrançta sadece taşların rengine bakıp mat olduğunuzu fark etmemeye benzer. Kullanıcı, işlem yaptığı uygulamanın işleyişini ve hata durumunda sorumluluğun nerede kaldığını ayrıca sormak zorunda.