İngiltere'nin Çekya karşısındaki 3-0'ında Harry Kane iki gol attı, fakat gecenin belirleyici tarafı yalnız bitiriciliği değildi. Kane ilk gol dizisinde sağ çizgiye açıldı, düşük ortası Vladimir Coufal'dan kendi kalesine gitti. Aynı oyuncu kırkıncı dakikada bu kez Morgan Rogers'ın ortasına ceza sahasında hazır bulundu. Çekya savunması, Kane'in nerede başlayacağını takip ederken onun topun bittiği yere yeniden varmasını engelleyemedi.
Bu ayrıntı ilk yarının iki pozisyonunu birbirine bağlıyor. Kane sağa açıldığında Eberechi Eze onun önünden koşmadı; Coufal, geride kalan bu hareketi göremeden ortayı kendi kalesine çevirdi. İkinci golde Elliot Anderson'ın savunma arkasına bıraktığı top Rogers'ı buldu, Rogers'ın sekerek gelen ortasında Kane ceza sahasının içindeydi. Aynı hücumda bir oyuncunun hem pas istasyonu hem son vuruş tehdidi olması, Çekya'nın stoperleriyle bekleri arasında karar süresini iyice kısalttı.
İngiltere üçüncü golü de bu baskıyı dağıtmadan buldu. Lewis Hall'ın köşe vuruşunda Kane ön direkte yükseldi; topu indiren kafa vuruşu yine yakın mesafeden tamamlandı. Bu kez ortayı yapan da, bitirici de açıktı. Yine de Çekya'nın sorunu yalnız duran top eşleşmesi değildi. İlk iki golde kenara açılan Kane'i takip eden savunma, ceza sahasındaki bir sonraki temas için yeterince oyuncu bırakamadı; üçüncü gol o tereddüdün artık yerleştiğini gösterdi.
Kane'in 125. millî maçındaki rekoru ve iki golü doğal olarak gecenin önüne çıktı. Bana kalırsa İngiltere adına daha kullanışlı işaret, forvetini sürekli aynı noktada tutmamasıydı. Kane sağa açıldığında rakip çizgiyi genişletiyor, ceza sahasına döndüğünde ise boşalan karar anını kendisi tamamlıyordu. Çekya'nın kaybettiği yer tam olarak bu iki görev arasındaki kısa mesafeydi.