İşe Gelince / Karar Odası

Deniz Arda Erdem

Deniz Arda Erdem

Yönetim, karar ve iş hayatı yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Deneme işi, yöneticinin takviminde gerçek iş kadar yer tutmalı

Haftalık plan panosuna ayrılmış bir çalışma bloğu ekleyen iki kişinin elleri

Bir ekipte yeni bir çalışma biçimi denenecekse, yöneticinin söylediği ilk cümle çoğu zaman şudur: “Bir bakalım.” Bu cümle tek başına deneme izni vermez. İnsanlar mevcut teslimlerini aksatmadan yeni yöntemi de yürütmeye çalışır; ilk aksaklıkta da deneme sessizce rafa kalkar.

Microsoft’un 2026 Work Trend Index araştırması, yapay zekâ kullanan 20 bin bilgi çalışanının yanıtlarında, çalışanların yeni çalışma biçimlerini denemeye hazır olduğu halde kurum koşullarının geride kaldığını anlatıyor. Araştırmada katılımcıların yalnızca yüzde 13’ü, sonuç ilk seferde hedefi tutmasa bile işin yeniden tasarlanması için ödüllendirildiğini söylüyor. Bu bir teknoloji benimseme sorunu olarak kalmıyor. Yöneticinin deneme için zaman, ölçüt ve geri dönüş alanı açıp açmadığına dönüşüyor.

Deneme işini “boş zaman olursa” diye tanımlayan yönetici, aslında ekibe eski işi koruma talimatı verir. Özellikle müşteri teslimi, vardiya veya aylık hedef baskısı varken çalışan en güvenli davranışı seçer: Yeni yöntemi küçük bir kez dener, sonucu kaydetmez, sonra bildiği akışa döner. Bu tutuculuk değil; yöneticinin henüz karar vermediği bir riskin çalışanın üzerine kalmasıdır.

Başlamadan önce üç kayıt yeterlidir:

  • Deneme hangi somut işi değiştirecek?
  • Ekip bu iş için hangi zamanı ve hangi mevcut yükü bırakacak?
  • Hangi sonuçta yöntem korunacak, hangi sonuçta durdurulacak?

Örneğin “müşteri özetlerinde yapay zekâyı deneyelim” belirsiz bir çağrıdır. “Eylül boyunca yalnızca haftalık müşteri özeti için denenecek; her özet insan kontrolünden geçecek; hazırlama süresi ve geri dönen düzeltme sayısı birlikte izlenecek” denildiğinde ise işin sınırı oluşur. Yönetici burada aracı övmüş olmaz. Kimin hangi riski ne kadar süreyle üstlendiğini açıklar.

İkinci kayıt, denemenin sahibidir. Sahip, aracı en çok kullanan kişi olmak zorunda değildir; sonucu yöneticiye geri getirecek kişidir. Bu ayrım yapılmazsa ekipte herkes küçük bir parça dener, fakat hiç kimse denemenin teslim süresini, hata türünü veya müşteriye etkisini bir araya getirmez. Sonra “işe yaramadı” hükmü hangi veriye dayandığı bilinmeden verilir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2026 psikososyal çalışma ortamı raporu, rol açıklığını, iş yükünü, özerkliği ve adil süreçleri işin nasıl tasarlanıp yönetildiğiyle birlikte ele alıyor. Deneme döneminde bunlar ayrı bir önem kazanır. Yeni yöntem ek iş yaratıyorsa yönetici eski işten neyin çıkacağını söylemeli; çalışan hangi kararı tek başına verebileceğini bilmiyorsa deney hız yerine yeni bir onay kuyruğu üretir.

Denemeyi kalıcılaştırma kararı da ilk heyecana bırakılmamalı. Yönetici deneme bittiğinde üç soruya bakabilir: Beklenen iş gerçekten değişti mi? Kaliteyi korumak için gereken insan kontrolü neydi? Ekip bu yöntemi sürdürmek için hangi işi bırakmak zorunda? Son soru cevapsızsa, deneme bir başarı hikâyesi değil, ekibin mevcut işinin üstüne eklenmiş yeni bir yük olabilir.

Yönetici bir sonraki denemeyi açmadan önce takvime deneme zamanı, tek bir sonuç kaydı ve bitişte verilecek karar için yer ayırmalı. Deneme sonunda bu kayda bakarak yöntemin hangi işte kalacağına, hangi kontrolle süreceğine ya da hangi nedenle bırakılacağına karar vermelidir.

Deniz Arda Erdem yazılarından devam et

Tüm arşivi aç