Gaziantep FK deplasmanındaki 0-0, Fenerbahçe'nin topu rakip yarı sahaya taşıyamadığı bir maç değildi. Yüzde 68 topla oynadı, 15 şut attı ve iki kez direğe takıldı. Fakat bu baskı, ceza sahasında tekrar eden rahat vuruşlara dönüşmedi. Maçın farkı, topun nerede kaldığından çok, Fenerbahçe'nin kaleye son kez nasıl baktığındaydı.
İlk yarıda iki taraf da bu ayrımı gösterdi. Gaziantep FK, 23. dakikada Kerim Çalhanoğlu'nun uzun pasıyla Sorescu'yu arka direkte buldu; Brown vuruşa zamanında girdi. Fenerbahçe'nin daha açık fırsatı 36. dakikada geldi: Lukaku'nun ara pasıyla ceza sahasına giren Kerem Aktürkoğlu, Guendouzi'yi gördü ama onun gelişine vuruşu auta çıktı. Bu pozisyon, rakibin arkasına geçildiğinde bile bitirişin yerleşmediğini anlattı.
İkinci yarıda Fenerbahçe'nin oyunu daha çok duran top ve kenardan gelen son toplarla sıkıştırması tesadüf değildi. 63. dakikada Lukaku, Kerem ve Guendouzi'nin aynı anda çıkıp Vedat Muriqi, Oğuz Aydın ve İrfan Can Kahveci'nin girmesi, ceza sahasına daha doğrudan top gönderme isteğini büyüttü. Buna rağmen 88. dakikadaki Greenwood frikiği ve uzatmadaki uzun taçlar dışında savunmanın merkezini düzenli biçimde açan bir hücum görünmedi.
İstatistik de skordan daha sakin bir gerçeği söylüyor: Fenerbahçe'nin 1,34 gol beklentisinin yanında Gaziantep FK'nin 0,49'u var; sarı-lacivertlilerin dört isabetli şutu da mevcut. Ancak bu üstünlük, oyunun akışında savunmayı sürekli geri koşturan net bir seri üretmedi. Gaziantep FK ceza sahası önünde sayıyı korudu ve Fenerbahçe'nin vuruş açılarını çoğu kez daralttı.
Fenerbahçe'nin sorunu bu maçta üretmemek değildi; ürettiği baskının bir kısmını son anda aynı kanala sıkıştırmasıydı. Golsüzlük biraz Tobiasz'ın müdahaleleri, biraz direklerdir. Daha çok da hücumun, rakibin savunma çizgisini geçtikten sonra kararını rahat verememesidir.