Yazarlar / Murat Bey Köşesi

Murat Bey

Murat Bey

Merak, gizli tarih ve büyük anlatılar yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Galápagos’ta yok olmuş kaplumbağalar: Kemikten çıkan soy ağacı neyi geri getirebilir?

Müze kemikleri ve dev kaplumbağa kabuğuyla Galápagos koruma laboratuvarı sahnesi

Bir müze kemiğinden okunabilen genomun yüzde biri bile yoksa, insanın ilk tepkisi bellidir: Buradan ne çıkacak? Galápagos’taki iki yok olmuş dev kaplumbağa soyu için çıkan cevap, bir hayvanın geri dönmesi değil; soy ağacında kaybolmuş iki dalın yerini yeniden görmektir.

Yale öncülüğündeki ekibin çalıştığı tarihî örnekler parçalı, kirlenmiş ve eksikti. Bazılarında genomun yüzde birinden azı okunabildi. Buna rağmen araştırmacılar, düşük kapsamalı verinin eksikliğini hesaba katan hesaplamalı yöntemlerle San Cristóbal ve Santa Fe’nin yok olmuş soylarını Galápagos kaplumbağalarının büyük aile ağacındaki yerlerine koyabildi.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü bilimsel araçların en kolay yanlış anlaşılması burada başlıyor. Bilgisayar, yıpranmış bir örneğin içinden daha fazla ilişki çıkarabiliyor diye geçmiş bütünüyle geri gelmiş olmuyor. Araştırmacıların yaptığı, boşlukları keyfî biçimde doldurmak da değil; ultra düşük kapsamalı verinin gürültüsünü azaltıp elde kalan işareti yaşayan ve tarihî örneklerle karşılaştırmak.

Çalışmanın en sağlam cümlesi de bu nedenle mütevazı: Bu iki soy evrimsel olarak ayrıydı. Bir kaplumbağanın göz rengi, yürüyüşü ya da kayıp bir adadaki gündelik hayatı yeniden kurulmuş değil. Soy ağacındaki yerleri daha güvenilir biçimde belirlenmiş durumda.

Fakat koruma açısından bunun etkisi küçümsenecek gibi değil. Adalar arasında denizcilerin taşıdığı kaplumbağaların bazıları başka adalarda üredi. Bu yüzden bugün yaşayan bazı melez hayvanlarda, yok olmuş soyların genetik izleri bulunabiliyor. İz ile birey arasındaki farkı korumak şart. Genetik akrabalık, tarihî hayvanın kendisi değildir.

Galápagos’taki yetiştirme merkezlerinin asıl değeri de burada ortaya çıkıyor. Amaç vitrinde kusursuz bir geçmiş kopyası sergilemek değil; adanın kaybettiği otlatma, tohum taşıma ve habitatı biçimlendirme gibi ekolojik işleri yeniden mümkün kılmak. Karma kökenli hayvanlarla yürütülen restorasyonun “mükemmel genetik kopya” hedeflemediğini kurumların açıkça söylemesi, bu işin en dürüst tarafı.

Benim hükmüm şu: Eski DNA’nın en güçlü vaadi bir diriliş masalı değil, karar kalitesidir. Hangi soyun gerçekten ayrı olduğunu, hangi yaşayan hayvanın hangi geçmişle bağ kurduğunu daha iyi bilirsek korumada daha az gösteriş, daha çok isabet olur. Bazen kayıp olanı geri getirmekten önce, tam olarak neyi kaybettiğimizi bilmek gerekir.

Murat Bey yazılarından devam et

Tüm arşivi aç