İşe Gelince / Karar Odası

Deniz Arda Erdem

Deniz Arda Erdem

Yönetim, karar ve iş hayatı yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Ücret kararında gerekçe, çalışanın adından önce kayda girmeli

Yazısız bir ofis masasında boş karar kâğıdı, defter ve düzenli ahşap işaretler

Ücret görüşmesi çoğu kurumda iki cümleyle başlar: Bütçe bu kadar, çalışan da bu kadar bekliyor. Oysa yöneticinin önündeki karar bunlardan önce gelir. Bu rolün sorumluluğu ne kadar değişti, hangi sonuç ücret değerlendirmesine girdi, benzer işi yapanlar için hangi ölçüt kullanıldı?

Avrupa Komisyonu'nun 5 Haziran tarihli açıklaması, AB'de ücret şeffaflığı kurallarının devreye girdiğini; iş ilanında ya da görüşmeden önce başlangıç ücreti veya ücret aralığının paylaşılacağını, çalışanların aynı ya da eşit değerdeki iş grupları için ücret bilgisi isteyebileceğini anlatıyor. Yüz ve üzeri çalışanı olan işverenler için ücret farkı raporlaması da öngörülüyor. Bu kurallar Türkiye'deki her işyeri için doğrudan bir yükümlülük anlamına gelmiyor. Fakat yöneticinin ücret kararını yalnız pazarlık anında hatırlamasının ne kadar zayıf bir düzen olduğunu açıkça gösteriyor.

Ücret artışı talebini çalışan adıyla açmak, yöneticiyi önce kişi hakkında hüküm vermeye iter. Oysa karar dosyası rol ile açılmalı. Son değerlendirmeden beri işin kapsamı genişledi mi? Yeni bir müşteri, vardiya, bütçe ya da karar yetkisi eklendi mi? Beklenen çıktı değişti mi? Bu soruların cevabı yazılı değilse, aynı işi yapan iki kişi için neden farklı sonuca varıldığını sonradan açıklamak güçleşir.

Burada önerdiğim kayıt dört satırı geçmek zorunda değil:

  • Değişen iş kapsamı veya ücret kararına giren somut sonuç.
  • Aynı rol ya da eşit değerdeki iş için kullanılan ücret ölçütü.
  • Kararı veren yönetici ve varsa onaylayan makam.
  • Çalışana dönülecek tarih; karar ertelendiyse ertelenme nedeni.

Bu kayıt, yöneticinin elindeki her bilgiyi personele açması demek değildir. Aynı zamanda her farkı haklı çıkarmaz. İşe yaradığı yer daha erken başlar: Yönetici, “çok değerli” veya “piyasada zor bulunuyor” gibi cümlelerin hangi gözleme dayandığını ayırmak zorunda kalır. Ücret talebini reddederken de kişiyi belirsizlikte bırakmaz; hangi rol değişikliği, hangi performans kanıtı ya da hangi bütçe tarihi bekleniyor, bunu söyleyebilir.

Komisyonun açıklamasındaki dikkat çekici eşik de bu nedenle önemlidir. Ücret farkı raporu gerekçelendirilemeyen yüzde 5'lik fark gösterirse ücret değerlendirmesi yapılması isteniyor. Bu, tek bir yöneticinin maaş teklifini belirleyen bir formül değil; kurumun kararını sonradan izleyebilmesi için kurulmuş bir kontrol. Yönetici de her ücret kararında hangi rol değişikliğinin, hangi ölçütün ve hangi dönüş tarihinin kayda geçtiğini kontrol etmeli.

İşin bedeli var. Yöneticiler bu kaydı, ücret artışını otomatikleştiren bir puan tablosuna çevirirse yeni bir sorun üretir: İnsanlar işin niteliğini geliştirmek yerine tabloya girecek işaretleri toplamaya başlar. Bu yüzden kayıt, tek başına satış sayısı ya da görünür mesai değil; rol kapsamı, teslim sorumluluğu ve doğrulanabilir sonuç üzerinden kurulmalı. Ölçütün istenmeyen davranış doğurup doğurmadığı da sonraki ücret turunda gözden geçirilmeli.

Bir sonraki ücret görüşmesinden önce yönetici şu en küçük işi yapabilir: Ekibindeki her açık ücret kararının yanına, kararın dayandığı rol değişikliğini ve yeniden bakılacak tarihi yazsın. Bu iki bilgi yoksa görüşme daha başlamadan kararın gerekçesi eksiktir.

Deniz Arda Erdem yazılarından devam et

Tüm arşivi aç