Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi, 12-27 Ağustos arasında Cenevre’de toplanacak. Takvimdeki bu toplantı, engellilik başlığını iyi niyet cümlelerinden çıkarıp devletlerin uygulama, mevzuat ve raporları üzerinden konuşulabilir hâle getiriyor.
Komitenin işi yeni bir dünya günü ilan etmek değil. Taraf devletlerin Engelli Hakları Sözleşmesi’nden doğan yükümlülüklerini nasıl yerine getirdiğini incelemek; eğitim, çalışma, sağlık, erişilebilirlik, bağımsız yaşam ve adalete erişim gibi başlıkları kâğıt üzerindeki hak olmaktan çıkaracak uygulamaları sorgulamak. Cenevre’deki rapor oturumlarının değeri de burada: Bir ülkenin yasasında yazanla vatandaşın okulda, işte, hastanede veya toplu taşımada karşılaştığı mesafe aynı şey değil.
Bu nedenle iki haftalık komite takvimi, günlük haber akışında kolayca kaybolan ama kamu hizmetlerinin kalitesini ölçen bir gösterge sunuyor. Erişilebilir bir bina yalnızca rampa koymakla, kapsayıcı eğitim yalnızca sınıfa kayıtla, çalışma hakkı da yalnızca istihdam istatistiğiyle tamamlanmıyor. Asıl sınav, kişinin başkasının yardımına mahkûm edilmeden karar verebilmesi ve bu kararın kurumlar tarafından tanınması.
Türkiye’de gözler yarınki TCMB kararına ve Meclis’in yaz dönemi çalışma akışına çevrilecek. Bu başlıklar elbette doğrudan cebimizi ve siyasi gündemi etkiliyor. Fakat sabahın uluslararası takviminde Cenevre oturumu başka bir ölçüyü hatırlatıyor: Devletin başarısı yalnız büyük kararlarla değil, gündelik hayatta en kolay gözden kaçan yurttaşın önündeki engelin kaldırılıp kaldırılmadığıyla da anlaşılır.
Bugün BM komitesinin açtığı dosya, tam olarak bu hesabı görünür kılacak. Gündem değişecek; fakat erişim, temsil ve bağımsızlık başlıkları toplantı takviminden daha uzun ömürlü bir kamu sorumluluğu olarak kalacak.