Yazarlar / Miras ve Mana

Selim Kemal Niyazi

Selim Kemal Niyazi

Dinler tarihi, düşünce ve tasavvuf yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Çaldıran’ı hatırlarken mezhep dilinin yükünü unutmamak

İstanbul manzarasına bakan tarihî çalışma masasında Anadolu haritası

23 Ağustos 1514 sabahı Çaldıran ovasında iki hükümdarın orduları karşılaştı. İstanbul’dan doğuya yürüyen Osmanlı ordusu ile Safevî ordusu arasındaki savaş, çoğu zaman top ve tüfeğin atlı savaş düzenine üstünlüğüyle anlatılır. Bu doğrudur; fakat tek başına yeterli değildir. Çaldıran, inanç farklarının devlet güvenliği diliyle birleştiğinde nasıl ağır bir tarih üretebildiğini de gösterir.

TDV İslâm Ansiklopedisi, savaşın öncesinde Anadolu’daki Safevî faaliyetlerinin ciddi karışıklıklara yol açtığını, devletin bunu siyasî bir tehdit olarak gördüğünü kaydeder. Türk Tarih Kurumu yayınlarında da Osmanlı-Safevî rekabetinin yalnız saraylar arasında kalmadığı, Anadolu’daki aşiretleri, göçleri ve yerel güçleri etkilediği anlatılır. İnsanların hangi hükümdara, hangi tarikata veya hangi mezhep çevresine yakın olduğu, gündelik güvenliğin konusu hâline gelmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: Safevî propagandası ile Anadolu’daki her Şiî yahut Kızılbaş topluluğu aynı şey değildir. Savaşın siyasî sebeplerini anlamak, dönemin iktidarlarının kullandığı bütün suçlayıcı sıfatları bugün yeniden kullanmayı gerektirmez. Tarihçinin burada ayrı ayrı izlemesi gereken iki şey vardır: devletin güvenlik kaygısı ve Anadolu’daki insanların inançlarıyla gündelik hayatı. Bu ayrımı korumazsak, dönemin devlet kaygısını Anadolu’daki bütün inanç çevrelerinin karakteriymiş gibi anlatırız.

Çaldıran’ın İstanbul açısından önemi de buradadır. Başkent, uzak bir meydan savaşının kararlarını yalnız askerî bir başarı olarak kaydetmedi; mezhep, sadakat ve düzen kavramlarını da yeniden tarttı. Devletlerin ortak hayatı koruma iddiası anlaşılırdır. Fakat bu iddia, farklı inanç çevrelerini peşinen şüpheli saymaya başladığında düzen kurma gücünü kaybeder. Çaldıran sonrasında sınırlar ve idarî bağlılıklar değişirken Anadolu’daki toplulukların yerel yöneticilerle ve birbirleriyle ilişkileri de yeniden kuruldu.

İstanbul’un tarihine bakarken sık yaptığımız bir hata var: Şehrin büyük kararlarını yalnız kazananların diliyle okuyoruz. Çaldıran sonrasında Anadolu’da değişen güç dengeleri, göçler ve yerel çatışmalar, savaşın şehirden uzakta kalmadığını gösterir. Bu dönemin kayıtlarında görülen yer değiştirmeler ve yerel iktidar mücadeleleri, meydandaki sonucun gündelik ilişkilere taşındığını anlatır.

Bu yüzden Çaldıran’ı anmak, herhangi bir mezhebi tarih dışına itmek veya bir tarafın bugünkü temsilciliğini üstlenmek değildir. İslam düşüncesinin klasik metinlerinde adalet, yalnız dostlara gösterilen iyilik değil, hüküm verirken ölçüyü korumaktır. Gazzâlî’nin ahlâk tartışmalarında ısrar ettiği nefsin kendini kandırması, tarih okuması için de geçerlidir. Çaldıran anlatılarında kendi tarafının kaybını ayrıntılı, karşı tarafın kaybını ise yalnızca bir dipnot gibi aktaran dil, bu zaafın tarih yazımındaki karşılığıdır.

İstanbul bugün farklı inançların, mezheplerin ve dünya görüşlerinin aynı şehir hayatında karşılaştığı bir yerdir. Bu çevrelerin şehir tarihini anlatan müzelerde, okullarda ve kamusal yayınlarda birbirini yalnız suçlayıcı sıfatlarla tanımlamaması gerekir. Çaldıran anlatılırken de bugünkü yayın dili, dönemin suçlayıcı sıfatlarını açıklama yapmadan tekrarlamamalıdır.

İstanbul’da tarih anlatan herkesin sorumluluğu, kazananın kaydını korurken Çaldıran sonrasında yer değiştiren, yöneten veya yönetilen toplulukların hayatını da kayda dâhil etmektir.

Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Mustafa Çetin Varlık, “Çaldıran Savaşı”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, https://islamansiklopedisi.org.tr/caldiran-savasi
  • Türk Tarih Kurumu, Yavuz Sultan Selim ve Dönemi Sempozyumu Bildirileri, 2024, https://ttk.gov.tr/yavuz-sultan-selim-ve-donemi-sempozyumu-bildirileri/
  • Vural Genç (yay. haz.), İranlı tarihçilerin kaleminden Çaldıran (1514), Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi kaydı, 2011, https://kutuphane.ttk.gov.tr/details?id=555169

Selim Kemal Niyazi yazılarından devam et

Tüm arşivi aç