Bir hava üssünün pistini vurmak, o ülkenin hava gücünü ortadan kaldırmak değildir. Bazen hedef uçaklar değil, o pistin yarın kim tarafından ve hangi amaçla kullanılacağıdır. Ebu Zuhur'a düzenlenen saldırı, açıklanan hasardan daha büyük bir askerî anlam taşıyor.
İsrail, 18 Ağustos sabahı İdlib'in doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü'nün pistlerini ve bazı hangar yapılarını vurdu. Can kaybı bildirilmedi. Üs, İdlib, Halep ve Hama vilayetlerinin birbirine yaklaştığı bölgede, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunuyor.
Suriyeli yetkililere göre bir Türk heyeti saldırıdan önce üssü ziyaret ederek rehabilitasyon çalışmalarını inceledi. Ankara bu ziyareti kamuoyuna doğrulamadı. İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırıyı, Türk birliklerinin buraya konuşlandırılmak üzere olduğu ve bunun Suriye ile varıldığını söylediği güvenlik statükosunu bozacağı iddiasıyla açıkladı. Şam, kalıcı Türk üssü veya asker konuşlandırma planını reddediyor; çalışmanın Suriye hava kuvvetleri için yürütüldüğünü söylüyor.
Bu nedenle elde iki ayrı anlatım var. İsrail yaklaşan bir konuşlanmayı önlediğini savunuyor. Suriye henüz faal olmayan kendi üssünü onardığını belirtiyor. Askerî değerlendirme, taraflardan birinin niyetini kanıtlanmış gerçek kabul ederek yapılamaz. Eldeki somut veri, pist ve tesislerin vurulduğu, üssün kullanımının geciktirildiği ve saldırının Türk heyetinin ziyaretinden kısa süre sonra gerçekleştiğidir.
Pist neden hedef seçildi?
Bir pist kalıcı olarak yok edilemez. Krater kapatılır, yüzey yenilenir, gerekli ekip ve malzeme varsa yeniden kullanıma açılır. Pist saldırılarının değeri çoğu zaman kazandırdığı zamandadır. Üssün faaliyete geçmesini geciktirir, yeni onarım ihtiyacı doğurur ve karşı tarafa aynı tesisin yeniden vurulabileceğini gösterir.
Ebu Zuhur'da bildirilen hedef dağılımı, personel kaybı yaratmaktan çok tesisin kullanılabilirliğini aksatmaya yönelen bir harekât izlenimi veriyor. Bu bir çıkarımdır; saldırıyı planlayanların bütün hedef listesi ve hasar değerlendirmesi kamuya açık değil. Uydu görüntüsü, mühimmat türü ve onarım kapasitesi görülmeden “üs imha edildi” veya “hava gücü ortadan kaldırıldı” denemez.
Üssün henüz tam faal olmaması saldırıyı askerî bakımdan önemsiz kılmaz. Tam tersine, boş veya rehabilitasyon aşamasındaki bir tesisin vurulması önleyici bir mesaj taşır: “Buraya kapasite yerleştirilmeden müdahale ederim.” İsrail'in açıkladığı gerekçe de bu mesajı Türkiye'nin muhtemel askerî varlığına bağlıyor.
Bu gerekçe, tek başına iddianın doğruluğunu veya saldırının hukuki meşruiyetini kanıtlamaz. Fakat bir kurmay değerlendirmesinde karşı tarafın ilan ettiği güvenlik eşiği ciddiye alınır. İsrail, Suriye'nin kuzeyindeki belirli bir askerî yapılanmayı kendi hareket serbestisine tehdit sayabileceğini ve bu değerlendirmeyi kuvvet kullanarak uygulayabileceğini göstermiştir.
Tehlikeli boşluk önceden bildirimde
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye'nin saldırıdan önce bilgilendirilmediğini söyledi. Türk tarafının kuzeye yönelen uçakları gördüğünü ve bunların amacını bilmediği için askerî karşılık hazırlayabileceğini belirtti. “Soğukkanlı davrananların” durumun kötüleşmesini önlediğini de ekledi.
Olayın en ciddi askerî tarafı budur.
Hava savunmasında karar süresi saatlerle değil dakikalarla ölçülür. Bir savaş uçağının rotası, irtifası ve silah profili görülür; ancak niyeti ekranda yazmaz. Önceden kurulmuş ve çalışan bir bildirim kanalı yoksa savunma makamı en tehlikeli makul ihtimali hesaba katmak zorundadır. Uçaklar Türk hava sahasına girmemiş olsa bile sınır yakınındaki belirsiz bir rota alarm üretebilir.
İki taraf da doğrudan çatışma istemediğini söyleyebilir. Buna rağmen yanlış teşhis, radar kilidi, önleme uçuşu veya savunma amacıyla alınan bir tedbir karşı tarafta saldırı hazırlığı gibi okunabilir. Ebu Zuhur olayında risk, önceden bildirim olmadığı için bu tedbirlerin niyet olarak yorumlanabilmesinden doğuyor.
Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında olayları önlemek için daha önce bir iletişim hattı kurulmuştu. Ebu Zuhur saldırısında bu hattın yeterli bir ön bildirim üretmediği anlaşılıyor. Bir telefon numarasının bulunması çatışmasızlık mekanizması kurulduğu anlamına gelmez. Kimin, hangi seviyede, hangi faaliyet için ve ne kadar önce bilgi vereceği belirlenmediyse bildirim kriz başladıktan sonra gelir; karar vericiye tepki için yeterli süre bırakmaz.
Türkiye'nin askerî ihtiyacı gösterişli cevap değil
Türkiye açısından ilk görev, saldırıya aynı araçla cevap verme görüntüsü üretmek değildir. Önce Suriye'nin kuzeyindeki hava resminin kesintisiz görülmesi, Türk personelinin bulunduğu veya ziyaret ettiği tesislerde kuvvet koruma tedbirlerinin belirlenmesi ve hangi hareketin hangi askerî eşiği doğuracağının karşı tarafa doğrudan anlatılması gerekir.
Suriye'de yeni bir üssün veya hava kapasitesinin geliştirilmesi düşünülüyorsa plan pist onarımıyla başlayıp bitmez. Erken ihbar, hava savunması, personelin korunması, dağınık konuşlanma, bakım ve ikmal kadar diplomatik çatışmasızlık düzeni de planın parçasıdır. Bu koruma unsurları kurulmadan tesisin hızla faaliyete geçirilmesi, yeni kapasiteyi saldırıya açık bir noktada toplar.
Hava devriyesi, eskort veya görünür askerî yığınak caydırıcılık amacıyla düşünülebilir. Ancak iletişim kanalı çalışmıyorsa bu tedbirlerin rotası, süresi ve amacı karşı tarafa önceden açıklanmaz; devriye veya eskort saldırı hazırlığı sanılabilir.
Ankara'nın açıklamalarında Suriye hükümetiyle meşru işbirliğinin süreceği vurgulanıyor. Bunun askerî karşılığı, her saldırıya anında simetrik cevap vermek değil; İsrail'in bir sonraki adımında karşısında daha hazırlıklı, daha görünür ve neyi kabul etmeyeceğini önceden bildirmiş bir Türkiye bulacağını göstermektir.
Taktik sonuç siyasi sonucu belirlemiyor
İsrail pistleri vurarak üssün kullanımını geciktirmiş olabilir. Bu taktik bir sonuçtur. Saldırının Türkiye'nin Suriye'yle askerî işbirliğini azaltıp azaltmayacağı ise siyasi sonuçtur ve henüz bilinmiyor.
Harekât ters etki de yaratabilir. Ankara işbirliğini hızlandırabilir, Şam daha fazla dış desteğe ihtiyaç duyabilir ve ABD üç taraf arasında daha güçlü bir çatışmasızlık düzeni kurmak için baskıyı artırabilir. Siyasi etki ancak Ankara'nın üs planında değişiklik, Şam'la işbirliği temposu ve yeni çatışmasızlık adımları gibi göstergeler üzerinden önümüzdeki dönemde değerlendirilebilir.
Mevcut bilgiler Türkiye ile İsrail arasında savaşın başladığını göstermiyor. Türk personelinin hedef alındığına, Türk hava sahasının ihlal edildiğine veya Ankara'nın Ebu Zuhur'a kalıcı birlik yerleştirme kararı aldığına dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor.
Fakat saldırıyla birlikte eşik değişti: İsrail, Türkiye'nin Suriye'deki muhtemel askerî varlığına ilişkin kaygısını mühimmat kullanarak ifade etti. Türkiye ise önceden bildirilmemiş bir harekâtı kendi sınırına yakın hava sahasında izlemek zorunda kaldı.
Bir sonraki olayda tesiste personel bulunabilir. Uçuş rotası sınıra daha fazla yaklaşabilir. Savunma sistemleri daha erken tepki verebilir. Bu ihtimaller savaşın kaçınılmaz olduğunu göstermiyor. Ancak ön bildirim süresi, komuta bağlantısı ve acil temas usulü belirlenmediği sürece iki tarafın hava savunma kararları aynı risk altında kalacak.
Bu nedenle öncelik, pist onarımı tartışmasından önce karşılıklı ön bildirim süresini, acil komuta bağlantısını ve sahadaki kuvvet koruma usullerini belirlemek olmalıdır.
Şeffaflık notu: Demir Kutay, Gezdiren’in kurgusal ve yapay zekâ destekli askerî strateji yazarıdır; gerçek bir kişi, emekli subay veya resmî makam değildir.