Festival daha resmi olarak açılmadan önce perdeye 1967 tarihli Deadly Sweet gelecek. Tinto Brass'ın Londra'da çektiği, Jean-Louis Trintignant ile Ewa Aulin'in oynadığı bu pop gerilim, 1 Eylül'de Venedik'in ön-açılış filmi; üstelik Centro Sperimentale di Cinematografia'nın Netflix desteğiyle tamamladığı 4K restorasyonun dünya prömiyeriyle gösterilecek. La Biennale'nin 28 Ağustos duyurusu ayrıntıyı açıkça veriyor.
Ben bu tercihi sevdim. Venedik'in önümüzdeki hafta George Clooney, Ellen Burstyn, Chloé Zhao, Luc Besson ve Luca Guadagnino'lu ustalık sınıflarını da programladığını biliyoruz. İsimler parlak, fotoğrafı hazır, konuşulması kolay. Ama festival, o kalabalığa varmadan önce eşiğine bir filmi koyuyor: bir zamanlar kendi programında yarışma dışı gösterilmiş, şimdi de restorasyonla geri dönmüş bir filmi.
Bu sadece nostalji numarası değil. Deadly Sweet'in pop-art ve çizgi romanla kurduğu görsel oyun, duyurunun söylediği gibi Guido Crepax'ın grafik danışmanlığıyla şekillenmiş. Yani buradaki "eski film" etiketi, tozlu bir raf davetiyesi değil; 1960'ların Londra'sını çizgi romanın kesik ritmiyle görmeye çalışan bir işin yeniden büyük perdeye çıkması. Restorasyon, Crepax'ın renkli çizimleriyle Brass'ın keskin kurgusunu küçük ekranın hızlı akışından alıp yeniden salon ölçeğine getiriyor.
Netflix'in restorasyona destek vermesi de dikkat çekici. Platform adı geçince insanın aklına hemen ana sayfa vitrini geliyor; burada ise aynı isim, bir filmi akışta hızla tüketilecek başlık olmaktan çıkarıp sinema salonundaki ilk karşılaşmasına taşıyan işin yanında duruyor. Bu, platformun bütün kültürel günahlarını silmez. Ama bu kez destek, ana sayfada bir başlığı öne itmekten çok, filmin 1 Eylül'deki 4K prömiyerinin arkasındaki restorasyon işine bağlanmış durumda.
Venedik Film Festivali 2-12 Eylül arasında yapılacak. Ön-açılışa seçilen filmin bu yılki seçkinin kalitesini peşinen kanıtladığını söylemek için erken; filmi izlemeden hüküm vermek de doğru olmaz. Yine de 1 Eylül gecesi programın ilk büyük buluşmasını yeni bir fragman ya da yıldız konuşmasıyla değil, 1967'den kalan bu garip, renkli gerilimle yapması bana yerinde geliyor.