Spor / Futbol / Maç Arası

Barış Akyel Tunca

Barış Akyel Tunca

Futbol yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Fenerbahçe Samsun’da ceza sahasını yönetti

Kurgusal bir futbol maçında ceza sahasında topa vuran sarı formalı oyuncu ve geriye dönen kırmızı formalı savunmacılar.

Samsunspor–Fenerbahçe maçında topun çoğu ev sahibindeydi; oyunun tehlikeli kısmı ise büyük ölçüde Fenerbahçe’nin elindeydi. Bu ayrım, 0-2’nin neden rahat göründüğünü anlatıyor. Samsunspor topa yüzde 58 sahip oldu ama maç boyunca kaleyi bulan şut çıkaramadı. Fenerbahçe ise 15 şutun 13’ünü ceza sahası içinden kullandı. Ev sahibi topu daha uzun tuttu, Fenerbahçe ise hücumlarını daha sık ceza sahasında bitirdi.

İlk üç dakikadaki iki Fenerbahçe hücumu bunun küçük bir özeti gibiydi. Kulübün maç anlatımında önce İrfan Can Kahveci’nin ortasında Archie Brown’ın kafa vuruşu, ardından Oğuz Aydın’ın ortasında Vedat Muriqi’nin golü var. Fenerbahçe daha Samsunspor yerleşmeden aynı kanadı ve ceza sahasının aynı ön bölgesini iki kez kullanabildi. Erken golün kıymeti yalnız tabelayı değiştirmesinde değildi; ev sahibinin topa sahip olurken bile geride kaç oyuncu bırakacağını daha ilk dakikada mesele haline getirmesindeydi.

Samsunspor’un topu alması doğal olarak maçı kendi yarı sahasından uzaklaştırmadı. Çünkü Fenerbahçe topu rakibe bıraktığı bölümlerde ceza sahasının önünü boşaltmadı. 15. dakikada Semedo’nun Fatih Kaya’nın çevirdiği topa araya girip Ederson’a bırakması, 71. dakikada Mendes’in ortasında Skriniar’ın yine araya girmesi bu düzenin iki ayrı örneği. Ev sahibi topu kenara taşıdı, ama o topların ardından ikinci koşuyu ceza sahasına sokacak boşluğu bulamadı. DHA’nın maç kaydı Samsunspor’un en net anlarından birini 73. dakikada Jarju’nun Semedo’dan seken topla yaptığı ve auta giden vuruş olarak veriyor; bu, uzun süreli bir baskının değil tek bir kopuşun pozisyonuydu.

İkinci gol, top kapmaktan çok doğru çıkıştı

49. dakikadaki gol, Fenerbahçe’nin bu maçta neyi iyi yaptığını daha açık gösterdi. Kante kendi yarı alanında topu aldı, İrfan Can Kahveci’ye verdi; Kahveci de Oğuz Aydın’ı tek pasla sol kanatta koşuya çıkardı. Oğuz’un ceza sahasına girer girmez yaptığı vuruş skoru 2-0’a taşıdı. Bu, uzun bir pas dizisinin ödülü değildi. Top kazanıldıktan sonra herkesin öne koştuğu bir an da değildi; Kante’nin ilk pası, İrfan Can’ın yüzünü dönmeden çıkardığı ikinci pas ve Oğuz’un içe kat eden koşusu aynı anda hazırdı.

Bu yüzden Fenerbahçe’nin yüzde 42’lik topla oynama oranını eksik bir okuma saymak gerekir. Rakam, topun hangi takımda daha çok kaldığını söyler; hangi takımın rakip savunmayı daha çok yüzü kendi kalesine döndürdüğünü söylemez. Maçın istatistiklerinde Fenerbahçe’nin yedi isabetli şutu ve altı korneri, Samsunspor’un sıfır isabetli şutu var. Bunlar tek başına iyi oyunun belgesi değildir, ama sahadaki yönü doğruluyor: Fenerbahçe her top kazanışını hücuma çevirmedi; çevirdiği toplarda da ceza sahasına giden yolu kısa tuttu.

Fenerbahçe’nin önünde Beşiktaş derbisi var. Samsun’daki 2-0, derbi için hazır bir reçete sayılmaz. Bu maçtan kalan daha dar not şu: Samsunspor kenardan çevirdiği toplarda ceza sahasında ikinci kez vuracak koşuyu bulamadı; Fenerbahçe’nin savunma yerleşimi o anlarda dağılıp rakibe yeni bir şut vermedi.

Barış Akyel Tunca yazılarından devam et

Tüm arşivi aç