Yağmurdan sonra yerdeki bir çam kozalağına bakınca pullarının birbirine yaklaştığı görülür. Aynı kozalak kuru bir gün geçirdiğinde yeniden açılabilir. İlk bakışta bitkinin havayı sezerek karar verdiği sanılabilir. Oysa olgun kozalakta bu hareketi yapan canlı hücreler değildir; pulların odunsu yapısı nemle biçim değiştirir.
Her pulun içinde suyu aynı ölçüde almayan katmanlar bulunur. Alt taraftaki, hücre duvarları su alınca daha çok genişleyen doku ile daha sert, daha az değişen lifli doku birbirine bağlıdır. Nem arttığında bir katman ötekinden fazla uzar. Bir cetvelin iki yüzüne farklı uzayan şeritler yapıştırılmış gibi, pul düz kalamaz; içe doğru kıvrılır ve kozalak kapanır.
Bu olayda su, pulu yumuşatıp rastgele bükmez. Hangi tabakanın ne kadar şişeceği, pulun eğilme yönünü belirler. Hava kuruduğunda bu dokular su kaybeder; aralarındaki uzunluk farkı tersine döner ve pul açılır. Kozalağın yavaş hareketi bu yüzden bir kas hareketi değil, nemle çalışan bir yapı hareketidir.
Kapanmanın tohumu korumaya dönük bir sonucu vardır. Yağmurlu ya da çok nemli havada kanatlı çam tohumları rüzgârla uzağa taşınmaya elverişli değildir; yere, çoğu kez ana ağacın yakınına düşerler. Kuru havada açılan pullar ise tohumların rüzgâra çıkmasına izin verir. Kozalak hava durumunu ölçmez; yapısı, nemli koşulda bu sonucu kendiliğinden doğurur.
Burada “bütün çam kozalakları aynı hızda ve aynı açıklıkta çalışır” demek doğru olmaz. Tür, kozalak olgunluğu, pul kalınlığı ve ne kadar ıslandığı değişimi etkiler. Yine de yerde bulduğunuz olgun bir kozalağı kuru bir yerde birkaç gün bekletip, sonra yalnızca nemli havaya bıraktığınızda ilk bakılacak ayrıntı pulların ucu olur. Uçlar gövdeden uzaklaşıyorsa yapı kuruyor; yaklaşıyorsa pulların içindeki katmanlar suyu yeniden paylaşıyordur.