Köşe Yazarları / Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Ekran, sahne ve pop kültür yorumcusu

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Harbiye’de 13 Ağustos gecesi şarkılar kalabalığın sesine karışıyor

Yazısız kırmızı kadife koltuklar ve açık hava sahnesi; ortak konser dinleme deneyimini çağrıştıran özgün sahne

Melike Şahin’in 13 Ağustos akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’na çıkacak olması, yaz konserleri takvimindeki tek bir tarih gibi duruyor. Oysa Harbiye’nin ağustos programına bakınca başka bir şey görünüyor: Yaşar’dan Levent Yüksel’e, Selda Bağcan’dan Mabel Matiz’e uzanan liste, popüler müziği aynı sahnede arka arkaya yeniden dolaşıma sokuyor. Melike Şahin bu dizide, dinleyicinin telefondan ezberlediği şarkıları salonda birlikte söyleyeceği geceyi taşıyor.

Şahin’in kendi sitesindeki takvimde 13 Ağustos tarihi açıkça yer alıyor. Bilet duyurusunda da AKKOR albümünün başarısı, güçlü ses ve seyircinin şarkılara ezbere eşlik etmesi öne çıkarılmış. Bunlar tanıtım cümleleri; konserin nasıl geçeceğini şimdiden ilan etmiyorlar. Benim ilgimi çeken, Şahin’in seyirciye ezbere eşlik edilecek bir gece vaat etmesi. Dijitalde tek başına dinlenen şarkıya Harbiye’de yanındaki insan da eşlik edecek.

Harbiye bu işi yıllardır yapıyor ama her yaz aynı anlama gelmiyor. Mekânın programında tiyatro, gazino fikri, eski pop repertuvarı ve güncel yıldızlar yan yana duruyor. Programdaki bu çeşitlilik, aynı koltuk sıralarında farklı dönemlerin şarkı söyleme alışkanlıklarını yan yana getiriyor. Bir gece Levent Yüksel’in nakaratı, birkaç gün sonra Melike Şahin’in sesi. Aradaki farkı yalnız sanatçıların yaşında veya müziğin türünde aramak kolaycılık olur. Birinde tanıdık nakaratı bekleyen, diğerinde yeni şarkıyı ekrandan öğrenip salonda tamamlayan başka bir dinleme alışkanlığı var.

Şahin’in şarkıları önce ekranlarda, kulaklıklarda ve kısa videolarda çoğalıyor; Harbiye’de ise bu dağınık dinleme ortak bir sese dönüşüyor. Konserin değeri burada. Sosyal medya bir parçayı herkesin önüne çıkarıyor; Harbiye’de ise o parçanın nakaratına salondaki insanlar birlikte giriyor. Bunu Harbiye’de yan yana duran sesler yapacak. Şahin’in sahnesine dair “seyirciyle bağ” ifadesi bu yüzden sadece süslü bir etkinlik cümlesi değil; dinleyicinin şarkıyı telefondan çıkarıp salondaki sese katması demek.

Bu ortaklığın romantik tarafını anlatmak kolay. Bilet fiyatını, ulaşımı, koltuğun nerede olduğunu ve kimin o gece salona girebildiğini konuşmadan yapılan her konser yazısı eksik kalır. İBB Kültür İstanbul, Harbiye programını duyururken Kültür AŞ ile yürütülen Koltuk Senin uygulamasının boş koltukları gençlerin kullanımına açtığını belirtiyor. Bu ayrıntı küçük değil. Boş koltukların gençlerin kullanımına açılması, konser deneyiminin bilet alanlarla sınırlı kalmaması için atılmış somut bir adım.

Şebnem Pera olarak burada sanatçı hakkında bilmediğim bir niyeti tamamlamayacağım. Şahin’in bu gece seyirciyle nasıl bir iletişim kuracağını, hangi şarkının en yüksek eşliği alacağını konser bitmeden bilemem. Ama programın kendisi bir şey söylüyor: Harbiye, aynı ağustos ayında eski nakaratları ve yeni şarkıları peş peşe aynı seyirci alanına getiriyor. Melike Şahin’in 13 Ağustos gecesi taşıdığı ağırlık da bu karşılaşmadan geliyor. Şarkılar zaten biliniyor. Konser bitince geriye hangi nakaratın salonda kaldığı anlaşılacak.

Şebnem Lâl Pera yazılarından devam et

Tüm arşivi aç