Köşe Yazarları / Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Ekran, sahne ve pop kültür yorumcusu

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Kadıköy’de Suat Suna Türkçe popun farklı kuşaklarını aynı seçkide buluşturuyor

Kadıköy’de Suat Suna Türkçe popun farklı kuşaklarını aynı seçkide buluşturuyor

Görsel: Gezdiren için yapay zekâ ile üretildi.

Suat Suna’nın 8 Ağustos’ta Kadıköy Belediyesi Kültür Sanat Portalı’nda yer alan “Şarkılar Eskiden Daha Mı Güzeldi” gösterisi, adından daha akıllı bir iş yapıyor: Türkçe popun geçmişini yalnızca çalmıyor, onu kimin hatırlamaya yetkili olduğunu da sahneye çıkarıyor.

Gösterinin programında Sezen Aksu’dan Kayahan’a, Erol Evgin’den Zülfü Livaneli’ye, Tanju Okan’dan Levent Yüksel’e ve Barış Manço’dan Cem Karaca’ya uzanan bir seçki var. Kadıköy Belediyesi’nin tanımına göre Suna, 35 yıllık sahne deneyimini bu şarkılarla ve perde arkası hikâyeleriyle buluşturuyor. Bu programı Spotify’da açılan bir “Türkçe Pop Klasikleri” listesi gibi düşünmek eksik kalır. Suna şarkıları söylerken kendi sahne deneyimini ve duyduğu hikâyeleri de anlatacak; dinleyici parçaları bu anlatının içinden dinleyecek.

Eski şarkı, yeni seyirci

“Eskiden daha mı güzeldi?” cümlesi Türkiye’de çoğu zaman müzik yargısı gibi söylenir ama içinde kişisel bir hesap da taşır. Eski bir şarkıyı bugün dinlerken besteyi, düzenlemeyi ve o şarkının hayatımıza girdiği zamanı birlikte tartıyoruz. Evde, kasetçide, radyoda ya da ilk konser heyecanında duyulan parça, yıllar sonra aynı sözlerle dönse bile aynı anlama gelmez.

Suat Suna’nın seçkisi bu yüzden dikkat çekiyor. Program, tek bir yıldızın diskografisini parlatmak yerine farklı kuşakların ortak tanıdığı isimleri aynı akşamda yan yana getiriyor. Bu tercih nostaljiyi kişisel albümden çıkarıp kamusal bir sohbete çeviriyor. Seyirci “ben bunu biliyorum” demekle yetinmeyecek; başkasının bildiği şarkıda kendi anısını yoklayacak.

Üstelik Suna bu şarkıları perde arkası hikâyeleriyle anlatacağını söylüyor. Tam burada işin riski başlıyor. Bu hikâyeler şarkının nasıl üretildiğini ya da sahneye nasıl geldiğini anlatırsa programa katkı sağlar; doğrulanmamış efsanelerle süslenirse dinleyici şarkıdan uzaklaşır. Benim baktığım yer burası. Hele geçmişi bugünün seyircisine satmak için herkesin çocukluğunu aynı nostalji filtresinden geçirmek hiç gerekmiyor.

Nostaljiye küçük bir itiraz

Türkiye’de pop tarihi çoğu zaman şarkı listeleriyle anlatılıyor. Oysa bir dönemin müziği, sadece kimlerin iyi söylediğinden ibaret değil; hangi sesin radyoya girdiği, hangi sanatçının televizyon ekranında yer bulduğu, hangi sözün evlerde tekrarlandığıyla da ilgili. Kadıköy’deki bu gösteri bütün bu tarihi çözmeye kalkmıyor; kalkmasın da. Ama bir sanatçının sahnede hem söyleyip hem tanıklık kurması, dinleyiciye hazır bir “altın çağ” masalından biraz daha fazlasını verebilir.

Eski şarkılar daha güzel miydi? Bazen evet; onları ilk duyduğumuz yer ve yaşadığımız dönem şarkının etkisini büyütmüş olabilir. Bazen de hayır; bugün aynı sözleri başka bir kulakla dinliyoruz. Suna’nın gösterisinin değeri, seyirciye tek bir nostalji hükmü vermek yerine bu farklı dinleme hâllerini aynı salonda buluşturabilmesinde olacak. Bunun için anlatılan hikâyelerin şarkıları açıklaması, şarkıların yerine geçmemesi gerekiyor.

Şebnem Lâl Pera yazılarından devam et

Tüm arşivi aç