Yazarlar / Ada Nehir Erten

Ada Nehir Erten

Ada Nehir Erten

Dekorasyon, mimari ve mekân yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Kırsal mekânın bakım defteri

Kırsal bir yerleşimde onarılmış ahşap kapı, sulama hortumları, el arabası ve taş yapıların bulunduğu yazısız editoryal görsel.

22 Eylül'de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde açılacak Rural and Future programı, Şile'den Harran Ovası'na, Çoruh Havzası'ndan Van Gölü çevresine uzanan araştırmaları sergiye, haritalara ve anlatılara taşıyacak. Böyle bir programın kırsalı tek bir manzara olarak göstermemesi önemli. Yine de sergide görünen çizim ile orada yaşayan yapının bilgisi aynı şey değil.

Bir köy evinin çatısındaki onarım izi, kapının hangi yöne açıldığı, suyun hangi yoldan taşındığı ya da bir eklentinin hangi mevsimde kullanıldığı çoğu zaman estetik ayrıntı diye geçilir. Oysa bunlar yapının çalıştığına dair kayıtlardır. Kırsal mekânı yalnız taş duvar, eğimli arazi ve uzaktaki dağla anlatırsak; o duvarın kimin emeğiyle ayakta kaldığını, arazinin ne zaman üretim verdiğini ve arıza çıktığında hangi malzemeye ulaşılabildiğini dışarıda bırakırız.

Programın duyurusu, sekiz coğrafyada yürütülen çalışmaların proje, çizim, haritalama, hareketli görüntü ve anlatılardan oluştuğunu söylüyor. Bu çeşitlilik değerli; çünkü kırsalın tek ölçekli bir konu olmadığını hatırlatıyor. Ancak benim için belirleyici soru, bu kaydın gündelik kullanıma kadar inip inmediği. Bir yapıyı plan üzerinde doğru tarif etmek, bakım işinin kim tarafından, hangi araçla ve hangi bütçeyle sürdürüldüğünü kendiliğinden anlatmaz.

UNESCO'nun kültürel peyzaj tanımı da bu ayrımı destekliyor: Kuruluş, peyzajı insan ile doğal çevre arasındaki uzun ilişkinin ürünü diye tanımlıyor. Bu tanım, kırsalı dondurulmuş bir geçmişe çevirmek için değil; üretim, yerleşme ve çevresel koşulların birbirini nasıl değiştirdiğini görmek için yararlı. Aynı kuruluşun kırsal peyzajlar üzerine notu, tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve yerleşimin aynı alanda kurduğu biyokültürel dokudan söz ediyor. Buradaki “yaşayan” niteliği, bir fotoğrafa doğal doku eklemekle karşılanmaz.

Bu yüzden kırsal mimarlıkta ilk soru “ne kadar özgün görünüyor?” olmamalı. Daha doğru başlangıç şudur: Yapı bugün hangi işi görüyor, bu iş için hangi parça düzenli bakım istiyor ve değişiklik gerektiğinde karar kimin elinde? Bir sundurmanın altına odun mu, yem mi, alet mi konduğu; yağmur oluğunun hangi depoya bağlandığı; kiler kapısının hasat zamanında kaç kez açıldığı; bunlar süsleme bilgisinden çok kullanım bilgisidir. Yeni bir tasarım ya da koruma kararı, bu bilgiyi toplamadan verildiğinde iyi niyetli bir yenilik, gündelik işi zorlaştırabilir.

Burada nostaljiye de dikkat etmek gerekir. Her eski malzeme korunacak, her alışkanlık aynen sürecek diye bir kural yok. Güvenlik, hijyen, enerji, erişim ve iklim koşulları yeni çözümler gerektirebilir. Fakat yeninin yerini belirlemek için de mevcut kullanımın dikkatle okunması gerekir. Çatıyı yenilemek başka, çatının altında kurulan depolama ve çalışma düzenini yok saymak başkadır. Birine teknik uzmanlık gerekir; ötekisi ise tasarım kararının başında sorulması gereken gündelik sorudur.

Rural and Future'ın kamusal programı, kırsal hakkında konuşmak için iyi bir eşik açıyor. Bu eşiği verimli kılacak şey, köyü kentin karşısında saf bir görüntü olarak kurmak değil. Kırsal mekânı, mevsim değiştikçe işi değişen; malzemesi aşındıkça bakım isteyen; üretim, barınma ve ortak sorumlulukla ayakta duran bir düzen olarak kayda geçirmek gerekir. Bir duvarın dokusu ancak onu hangi kullanımın ayakta tuttuğunu bildiğimizde mimarlık bilgisinin parçası olur.

Kaynaklar

Ada Nehir Erten yazılarından devam et

Tüm arşivi aç