Köşe Yazarları / Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Ekran, sahne ve pop kültür yorumcusu

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

The Ribbon Hero animeyi ana vitrinin içine taşıyor

The Ribbon Hero animeyi ana vitrinin içine taşıyor

Görsel: Gezdiren için yapay zekâ ile üretildi.

Netflix’in 8 Ağustos için duyurduğu **The Ribbon Hero**, tek başına bir anime filminin yayın takvimine girmesinden daha fazlasını söylüyor. Yuki Igarashi’nin yönettiği, sert bir kaderi reddeden yalnız bir kahramanı izleyen film; platformun yaz kataloğunda kendine ait bir dünya olarak duruyor. Japonya’dan çıkan bir iş, Batı yapımı dizilerin arasına iliştirilmiş bir ek içerik gibi sunulmuyor; aynı katalogda kendi adı ve hikâyesiyle yer alıyor.

Bu ayrıntı önemli, çünkü anime uzun süre Türkiye’de de “özel ilgi alanı” muamelesi gördü. Seveni çoktu ama konuşulacağı yer belliydi: forumlar, hayran hesapları, fuarlar, arkadaş grupları. Ana akım ekran ise animeyi çoğu zaman çocuk içeriğiyle karıştırdı veya birkaç dünyaca tanınan marka üzerinden tanıdı. Şimdi platformlar başka bir iş yapıyor. Animeyi açıklamaya çalışmadan, doğrudan izleme seçeneği olarak önümüze koyuyor.

Katalog dili değişince seyirci de değişiyor

Netflix’in kendi duyurusunda The Ribbon Hero için yönetmen, çıkış tarihi ve hikâyenin temel çatışması açıkça veriliyor; filmin arkasına “bunu seven şunu da sever” diye uzun bir kültür dersi eklenmiyor. Seyirci, filmin ne olduğunu temel bilgilerden anlayabiliyor.

Bunun sonucu yalnızca daha fazla izlenme ihtimali değil. Seyirci, neyi sevdiğini anlatmak için izin beklemiyor. Bir anime filmi aynı hafta içinde bir bilimkurgu, bir aile filmi veya canlı aksiyon bir yapımla yan yana gelebiliyor. Türler ayrışsa da izleyiciye başlangıçta dar bir seyirci tanımı dayatılmıyor.

Şebnem Pera’nın burada bakacağı yer tam da bu: Bir platform bir içeriği “niş” diye işaretlemezse, seyirci de onu neden sevdiğini sürekli anlatmak zorunda kalmıyor. Animeyi zaten bilenler için değişen bir şey yok; değişen, bilmeyenlerin karşısına çıkan ilk çerçeve.

Kahramanın kaderi kadar filmin kaderi de ortak

The Ribbon Hero’ın hikâyesinde yalnız kahraman sert bir yazgıya karşı çıkıyor. Filmi bu hikâyeye indirgemek istemem; elimizdeki duyuru, yapımın seyirci karşısındaki performansı hakkında hüküm kurduracak kadar ayrıntı vermiyor. Fakat yayın tarihi ve platformdaki yeri, başka bir gerilimi görünür kılıyor: Küresel izleyiciye ulaşmak için artık mutlaka Batı merkezli bir karaktere veya tanıdık bir stüdyo markasına ihtiyaç duyulmuyor.

Bu, anime için uzun zamandır biriken emeğin sonucu. Çizim biçimi, ritmi, karakter kurma alışkanlıkları ve hayranların ürettiği paylaşım kültürü sınırları çoktan aştı. Platformların kataloglarında daha görünür yer açması da bu birikimin bugünkü karşılığı.

Elbette her anime filmi büyük bir ortak heyecan yaratmayacak. The Ribbon Hero’ın nasıl karşılanacağını, hangi ülkelerde ne kadar izleneceğini bilmiyoruz; bilmediğimiz yere rakam uydurmayacağım. Ama 8 Ağustos tarihiyle birlikte film, “anime sevenlere ayrılmış köşe”den çıkıp ana vitrinin parçası oldu. Bu film özelinde dikkat çeken ayrıntı, hikâyesinden önce kendisine ayrılan yer.

Şebnem Lâl Pera yazılarından devam et

Tüm arşivi aç