Albüm çıktığında insanın ilk refleksi bir şarkıyı açmaktır. Alex Warren'ın 28 Ağustos'ta yayımlanan WILDCHILD albümü için TikTok'un kurduğu alan ise önce küçük bir görev listesi çıkarıyor: etkileşimli adımlar, toplulukla açılacak özel video, profil çerçevesi, arama sürprizi. TikTok'un duyurusuna göre bunların yanında bir LIVE yayın ve Sydney'de canlı performans da var. Albümün kendisi aynı gün 13 parçalık bir kayıt olarak yayımlandı; Apple Music sayfasında “RESCUER” da bu listenin içinde duruyor.
Ben bu düzenekte şarkıdan önce gelen o minik yapılacaklar listesini görüyorum. Dinleyici yalnız dinlemiyor; çerçeve açıyor, topluluk hedefinin parçası oluyor, uygulamanın ona ayırdığı köşeden geçiyor. Ne âlâ, bir albüm çevresinde oyun da kurulabilir. Pop müzik zaten uzun zamandır klip, turne, kıyafet ve yorumlarla büyüyor. Burada fark, TikTok'un bu hareketleri aynı lansmanın içine yerleştirip tek tek görünür kılması.
Bu ayrımı abartılı bulmuyorum. Bir şarkıya kendi isteğiyle dönmek başka, o şarkının etrafında tasarlanmış bir akışta profil çerçevesi açmak başka bir deneyim. TikTok, merakı görev ve ödülle birlikte ekrana taşıyor. Warren'ın albümünü sevip sevmeyeceğiniz ayrı mesele. TikTok'un teklifi ise albümü dinlemenin çevresine bir davranış biçimi daha ekliyor.
Şimdi gelelim hoş tarafına: Bu tür alanlar, büyük bir lansmanı uzaktan izleyen insanı kenarda bırakmıyor. LIVE yayını, ortak görev ve açılan içerik, hayranın “ben de oradaydım” diyebileceği bir an yaratabilir. Buna küçümseyerek bakmak kolay. Ama o anın tek sahibi sanatçı değil; uygulama da hangi hareketin görünür olacağına, neyin ödül sayılacağına karar veriyor.
Benim hükmüm net: Albüm etrafında küçük bir oyun kurulabilir. TikTok'un görevleri, profil çerçevesi ve açılan video, albümü dinlemeye ek bir yol öneriyor; bunlar şarkıların iyi ya da kötü olduğunu söylemiyor. WILDCHILD için asıl karşılık, bu uygulama adımları geçtikten sonra parçaları dinleyenlerin kendi seçimiyle oluşacak.