Zorlu PSM'nin 25 Ağustos programı, kültür merkezlerinin artık yalnızca bir gösteriye bilet satmadığını hatırlatıyor. Vestel Amfi'de “Kurtuluş Projesi” gösterimi 20.30'da, Sky Lounge'da Melis İşiten ile “Zaten Şov” 21.00'de yer alıyor. Aynı akşam iki ayrı etkinlik var; daha doğrusu iki ayrı seyir biçimi.
Buradaki mesele programın kalabalık olması değil. Mekân, seyirciye “bu gece ne izliyorsun?” diye sormakla yetinmiyor; “hangi salona geçeceksin, ne kadar kalacaksın, geceni hangi ritimle kuracaksın?” sorularını da bilet deneyiminin içine alıyor. Sinema, karanlıkta ortak bir sessizlik ister. Stand-up ise aynı odada tepkiyi, kahkahayı ve canlı karşılaşmayı büyütür. Zorlu'nun aynı tarihte bu iki formu yan yana koyması, kültür merkezini tek disiplinli bir salon olmaktan çıkarıp akşam planı kurulan bir alana çeviriyor.
Program seyirciden küçük bir editörlük istiyor
Bu modelin cazibesi açık: Seyirci yalnızca sanatçı ya da yapım seçmiyor, kendi gecesinin akışını da seçiyor. Sinemaya girip çıkmak, başka bir kata geçmek, arkadaşını başka bir programa bırakmak mümkün. Zorlu'nun etkinlik sayfasında 26 Ağustos için VIBE konserinin de aynı açık hava hattında yer alması, bunun tek günlük bir tesadüf değil, devam eden bir programlama dili olduğunu düşündürüyor.
Ama bu esneklik kendiliğinden kültürel zenginlik üretmiyor. Zorlu'nun aynı gün için verdiği iki saat, sinema ile stand-up'ı yan yana getiriyor; aralarında ortak bir içerik ya da geçiş önerisi sunmuyor. Sinema gösteriminin seyir disipliniyle stand-up'ın canlı tepkisi aynı binada durabilir; biri diğerinin ön programı değil. Burada bakılacak şey, 20.30 gösterimi ile 21.00 şovunun seyirciden birbirine yetişmesini bekleyip beklemediği.
Şebnem olarak benim itirazım da tam bu noktada başlıyor: Kültür mekânları seyirciyi “her şeyden biraz” alan müşteriye indirgerse, 20.30'daki filme mi yoksa 21.00'deki şova mı yetişileceği sorusu içerikten önce gelmeye başlar. Bir filmi yarıda bırakıp şova yetişmek pratik olabilir; fakat bu tercih, iki etkinliğin de kendi süresini seyirciden istemesini zorlaştırır.
25 Ağustos akışı bu yüzden küçük ama önemli bir test sunuyor. Zorlu PSM, farklı etkinlikleri aynı gün içinde buluşturuyor; benim bakacağım yer, seyircinin iki programa da yetişip yetişemediği değil, mekânın sinemaya ve şova ayrı ayrı nefes bırakıp bırakmadığı. Takvim genişledikçe bu ayrım programın kalitesini belirleyecek.