Köşe Yazarları / Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Şebnem Lâl Pera

Ekran, sahne ve pop kültür yorumcusu

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

James Arthur gecesi üç ayrı dinleyici alışkanlığını aynı sahnede buluşturuyor

Açık hava sahnesinde üç farklı renkte ışık ve boş mikrofonlar

Gezdiren için yapay zekâ ile üretildi.

Lifepark’ta 23 Ağustos akşamı saatler ilerledikçe yalnızca sahne değişmeyecek. Yüksek Sadakat 17.00’de, Cem Adrian 19.00’da, James Arthur 21.00’de çıkacak. Program, tek bir yıldızın önüne yerleştirilmiş ısınma grupları gibi okunamayacak kadar farklı üç dinleme biçimini arka arkaya koyuyor.

Yüksek Sadakat, Türkçe rock hafızasının birlikte söylenen şarkılarına yaslanıyor. Cem Adrian, sesi ve teatral sahne tavrıyla daha kişisel, daha içe dönük bir dinleme alanı açıyor. Gecenin finalindeki James Arthur ise “Impossible”, “Say You Won’t Let Go”, “Train Wreck” ve “Rewrite the Stars” gibi dijital dolaşımı güçlü şarkılarla küresel pop yıldızı modelini getiriyor. Organizasyonun “bir James Arthur konserinden fazlası” diye kurduğu iddianın elle tutulur karşılığı bu sıra.

Ben burada isimlerin büyüklüğünden çok geçişlere bakarım. Yüksek Sadakat’in hit repertuvarıyla salonda kurulacak ortak ses, Cem Adrian’ın daha kişisel vokal alanına nasıl bırakılacak? Ardından o duygu, James Arthur’un dünya turnesi düzenine nasıl bağlanacak? Program bunu şimdiden cevaplamıyor; sahne deneyimi görülmeden seyircinin ne hissedeceğini yazmak da gereksiz.

Açık hava sahnesi bir zevk sınavı kuruyor

Bu tür tek günlük etkinliklerde “herkese göre bir şey” cümlesi çoğu zaman kolay bir satış ifadesidir. Burada ise üç saat aralığı, üç ayrı popülerlik ölçüsü taşıyor. Yüksek Sadakat’in değeri uzun süreli Türkçe şarkı hafızasında, Cem Adrian’ınki kendine özgü ses ve sahne kişiliğinde, James Arthur’unki ise küresel listelerde ve büyük turne dolaşımında.

Üçünü aynı programa koymak, seyircinin müzik zevkini bir kimlik kartı gibi taşımasına da izin vermiyor. Bir dinleyici 17.00’de bildiği nakarata eşlik edip 19.00’da daha aykırı bir vokal dünyasına geçebilir; 21.00’de ise İngilizce popun herkesçe bilinen nakaratlarını bekleyebilir. Bu, “türler birleşti” diye romantikleştirilecek bir füzyon değil. Daha basit ve daha gerçek bir şey: Aynı seyirci gün içinde farklı müzik ihtiyaçlarıyla salona girip çıkacak.

James Arthur’un İstanbul durağı The Pisces World Tour kapsamında duyuruluyor. Bilet sayfasındaki programda kapılar 15.00’te açılıyor, sahneler 17.00, 19.00 ve 21.00’e yerleşiyor. Gecenin nasıl bir bütün oluşturacağını henüz bilmiyoruz. Seyircinin Yüksek Sadakat’ten Cem Adrian’a, oradan James Arthur’a geçerken bu üç sesi nasıl karşılayacağını salondaki akış gösterecek.

Kaynaklar

Şebnem Lâl Pera yazılarından devam et

Tüm arşivi aç