Yazarlar / Bakış ve Madde

Ahmet Başarır

Ahmet Başarır

Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Bedenin Aldığı Yer

Bir tramvay durağında farklı biçimlerde oturan anonim yolcuların yer kaplama biçimlerini gösteren yazısız editoryal görsel

Görsel: Gezdiren için özgün editoryal illüstrasyon.

Marianne Wex’in panolarında önce dizler görünür: birbirine değen, açılan, bir sandalyeye daralan ya da çevresine yayılan dizler. Ardından kollar, ayaklar, omuzlar gelir. Wex, 1972’den başlayarak Hamburg sokaklarında kadınları ve erkekleri fotoğraflamış; reklam, gazete, film ve sanat kataloglarından aldığı görüntüleri de bu malzemeye katmıştı. Sonuçta oluşan şey, beden dilini zarif bir kişilik özelliği gibi anlatan bir albüm değildir. Kamusal alanın kimin için ne kadar yer ayırdığını gösteren inatçı bir görüntü arşividir.

MoMA’nın 20 Eylül’de açacağı Taking Back Our Space: Photographic Perspectives, Wex’in 1977 tarihli çalışmasını yedi çağdaş sanatçının işleriyle yan yana getiriyor. Müze, Wex’in projesini kadın ve erkek bedenlerinin mekânı farklı biçimlerde işgal etmeyi öğrendiği fikri etrafında sunuyor. Bu cümlenin bugünün gözüyle eksik kaldığı açık: “kadın” ve “erkek” diye kurulan ikili, bedenlerin yaş, sınıf, ırk, engellilik, cinsiyet kimliği ve güvenlik deneyimleriyle parçalanır. Yine de Wex’in bakışındaki asıl kuvvet, davranışı doğanın sessiz dili saymamasındadır.

Bir kafede iki kişinin oturma biçimine bakmak, iktidarın tamamını görmeye yetmez. Fakat iktidar, çoğu kez tam bu küçük düzenlemelerde işler: Metroda çantayı dizlerin üstünde tutma zorunluluğunda, toplantıda söz alırken dirseği masaya koymanın rahatlığında, gece sokakta yürürken omzun aldığı gerilimde. Bunlar karakterin içinden taşan ayrıntılar değildir. Uzun süre tekrarlanan uyarılar, korkular ve ayrıcalıklar; kimin yol vereceğini, kimin genişlemesinin olağan karşılanacağını bedene öğretir.

Wex’in yönteminin bugün rahatsız edici tarafı da burada başlar. Panolar, bedenleri kategorilere ayırır; bizim ise kategoriye karşı dikkatli olmamız gerekir. Bir jestin tek bir anlamı yoktur. Bacaklarını açarak oturan her erkek hükmetme arzusunu temsil etmez; dizlerini toplayan her kadın da boyun eğmez. Yoksulluk, yorgunluk, ağrı, korku, alışkanlık ve mekânın fiziksel darlığı aynı bedende birbirine karışabilir. Psikanalitik bir dil burada ancak ihtiyatla işe yarar: savunma, bazen içsel bir hikâye değil, kalabalık bir otobüste bedene öğretilmiş pratik bir tedbirdir.

Fakat bu ihtiyat, düzenliliği inkâr etmenin bahanesi olmamalı. Bedenin aldığı yer eşit dağılmıyorsa, özgüven tavsiyesi yetersiz kalır. “Kendini küçültme” çağrısı iyi niyetli olabilir; fakat küçük kalmanın bedeli çoğu zaman çağrıyı yapanların değil, işyerinde sözü kesilenlerin, sokakta taciz riskini hesaplayanların, bakım yüküyle hareket edenlerin ve kamu hizmetine engelsiz erişemeyenlerin sırtındadır. Bu yüzden konuşulması gereken, kişiye daha geniş durmasını söylemekten çok işyerinde, sokakta ve ulaşımda hangi rahatlığın başkalarının alanını daralttığıdır.

MoMA’nın Wex’i Nona Faustine, Martine Gutierrez, K8 Hardy, Yuki Kihara, Joiri Minaya, Paulina Olowska ve Wendy Red Star’la birlikte göstermesi bu nedenle önemli. Serginin vaadi, eski bir feminist arşivi kutsamak değil; beden ile kamusal alan ilişkisinin siyah, queer, sömürgecilik-sonrası ve kesişimsel deneyimlerle yeniden okunabileceğini açmak. Kurumlar geçmişin eserini vitrinde güvenli bir öncüye dönüştürmeyi sever. Daha zor olan, o eserin müzenin kendi eşiklerine de soru sormasına izin vermektir: Kim rahatça giriyor, kim dikkatle izleniyor, kimin bedeni sergi salonunda “fazla” sayılıyor?

Bana kalırsa Wex’in dizleri bugün hâlâ bu yüzden önem taşıyor. Onlar ne biyolojik kaderin kanıtı ne de kolay bir davranış rehberi. Bedenin aldığı her yerin önceden dağıtılmış olmadığını, ama bu dağıtımın kendiliğinden de bozulmayacağını hatırlatıyorlar.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Ahmet Başarır yazılarından devam et

Tüm arşivi aç