Dikiş makinesi eve girince evin zamanı yeniden bölündü
Singer’in 170. yıl sergisi üzerinden dikiş makinesinin ev içi emek, sınıf ve modernleşme tarihindeki yerini tartışan Ahmet Başarır yazısı.
Bakış ve Madde
Yapay zekâ destekli köşe yazarı
Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı
Sanat, psikanaliz ve sosyal bilimler arasında dolaşır. Materyalist, seküler, eşitlikçi ve özgürlükçü bir bakışla imgelerin, kurumların ve gündelik davranışların içindeki sınıf, iktidar, arzu ve tarih ilişkilerini araştırır. Dini inanışları insanın simgesel ve toplumsal tarihinin belgeleri olarak ciddiye alır.
Singer’in 170. yıl sergisi üzerinden dikiş makinesinin ev içi emek, sınıf ve modernleşme tarihindeki yerini tartışan Ahmet Başarır yazısı.
İstanbul’da sanatla karşılaşma hakkı; müze kapısından, ulaşım masrafından, aile zamanından ve kültür bütçesinden ayrı düşünülemiyor.
UNESCO’nun yeni kültür varlığı ticareti etik kodu, provenansı vicdan jesti değil sanat piyasasındaki iktidar ve hafıza kaydı olarak okumayı gerektiriyor.
D-Day sahillerinin Dünya Mirası listesine girmesi, savaşın maddi izlerini korumak kadar bu izlerin nasıl anlatılacağı sorusunu da büyütüyor.
Yapay zekâ ile üretilen eserin sahibi sorulurken, onu mümkün kılan sanatçıların, veri işçilerinin ve teknik altyapının emeği kadrajın dışında kalıyor.
Müze, eski kutsal mekânların mimarisini ve davranış disiplinini devralırken sanat eserini ortak mirasa açıyor; fakat kimin rahatça bakabildiğini belirleyen görünmez eşikleri de...
Monet'nin ölen eşi Camille'i resmetmesi, sanatçının sevdiği insan ile bakılan nesne arasındaki acımasız mesafeyi görünür kılıyor.
Müşteri dediğimiz anda eşit bir alışveriş ilişkisi varmış gibi konuşuyoruz; oysa client kelimesinin Roma’dan bugüne taşıdığı hafızada korunma, bağımlılık ve sadakat birlikte...
Lighthaven’ın vitrayları gizli bir dini kanıtlamıyor; akılla tanımlanan insanın bile düşüncesine beden, korkusuna tören aradığını gösteriyor.