Yazın sonuna doğru bir saksıyı sularken bazen şaşırtıcı bir şey olur: Su, toprağa gireceğine kenardan akıp tabağa iner. Üst yüzey ıslanmış görünür ama saksı hâlâ hafiftir; parmağı biraz batırınca içi kuru çıkar. Bu, suyun fazla verilmesinden çok toprağın yeterince ıslanmamış olduğunun işaretidir.
Her saksı toprağı bunu yapmaz. Fakat iyice kurumuş, özellikle torf ya da ağaç kabuğu içeren karışımlarda parçacıkların yüzeyinde suyu sevmeyen organik maddeler baskınlaşabilir. Su damlası bu yüzeylere değdiğinde hemen yayılmak yerine boncuklanır. Bu yüzden su, toprağın içindeki boşluklara girmek yerine en kolay yolu, yani saksı kenarını veya mevcut birkaç ince kanalı bulur.
Burada iki ayrı olayı ayırmak gerekir. Sıkışmış toprakta sorun, boşlukların azalmasıdır; su yavaş ilerler. Çok kurumuş su itici karışımda ise boşluk bulunabilir ama ilk damla parçacıkların yüzeyine tutunamaz. Aynı belirti, yani alttan hızlı su çıkması, iki durumda da görülebilir. Saksının ağırlığı ve kök bölgesinin gerçekten ıslanıp ıslanmadığı daha iyi ipucudur.
Bu nedenle susuz kalmış bir saksıya tek seferde hızlıca çok su dökmek her zaman işe yaramaz. Virginia Tech'in kap bitkileri rehberi, kuru torf veya kabuk esaslı karışımlarda iki ya da üç yavaş uygulamanın toprağın yeniden su almasına yardım ettiğini belirtiyor. Su hemen akıp gidiyorsa, kısa bir beklemeden sonra yeniden ve yavaşça vermek; toprağın yüzeyinin yanı sıra içinin de ağırlaştığını kontrol etmek daha anlamlıdır.
Bir dahaki sulamada tabağa inen suya bakıp “saksı su aldı” demeyin. Saksıyı hafifçe kaldırın, gerekirse parmağınızla orta bölgeyi yoklayın. Hızla akan su, köklere ulaştığının değil, toprağın ilk temasta suyu içeri almadığının işareti olabilir.