Kaldırımın bittiği yerde yürüyüş durmaz; yalnız zeminin yüksekliği değişir. Bu küçük kot farkı yaklaşan adımın yerini, öndeki ayağın havadaki yolunu ve arkadaki ayağın bedeni ne kadar süre taşıyacağını aynı anda değiştirir. İnişi yalnız öndeki ayağın yere uzanması diye okumak, hareketin büyük kısmını gözden kaçırır.
Doğal ortamda yapılan bir yürüyüş çalışmasında, katılımcıların bordüre yaklaşırken ayaklarını bordürün üstüne ya da hemen yakınına koymamak için adım uzunluğunu önceden ayarladığı görüldü. Ayarlama bazen adımı uzatmak, bazen kısaltmak, bazen de aynı bırakmaktı; belirleyici olan tempo değil, ayağın bordüre göre varacağı yerdi. Çalışmanın ayrıntıları bu küçük hesaplamanın bordürden epey önce başladığını gösteriyor.
Bu nedenle aşağıya bakmak için son anda başı eğmekle, kaldırım kenarını yürüyüşün içinde erken fark etmek aynı şey değil. Bakış, bordürün yeriyle birlikte önündeki zeminin devamını alır; ayak yerleşimi bu bilgiye göre hazırlanır. Öndeki ayak aşağıdaki zemine inerken destek ayağı da gövdenin öne ve aşağı hareketini bir an daha taşır. Pelvis ve gövde, bu iki ayağın arasındaki yön değişimine eşlik eder.
Bordür inişini inceleyen bir başka çalışma, alt görüş alanından gelen bilginin adımın son iki temasına kadar hareketi güncellemekte işe yaradığını buldu. Bu, her kaldırımda belirli bir adım tekniği uygulanması gerektiği anlamına gelmez. Ancak görünen kenar ile gölgede kalan kenar arasında bedenin kurduğu hazırlığın aynı olmayabileceğini hatırlatır.
Kaldırımın boyası aşınmışsa, kenarı gölgede kalıyorsa ya da önünde reklam panosu ve park etmiş araç varsa mesele yalnız dikkatli olmak değildir. Çevre, bakışın getireceği bilgiyi geciktirir; ayak, gövde ve destek ayağı daha az hazırlıkla işi paylaşır. Bir sonraki inişte adımın tam kenarda değil, birkaç adım önce düzenlendiğini fark etmek yeterlidir.