Eylülün son haftasında sandaletler yerini çoğu zaman kapalı ayakkabılara bırakıyor. Bu değişiklik yalnız ayağın üstünü örtmüyor. Ayakkabının ayağa ne kadar sabitlendiği, yürürken diz ve ayak bileğinin her adımda ne kadar farklı açıdan geçeceğini de etkiliyor.
Bağcığı son deliğe kadar çekmek gerekmez. Ayağın ayakkabının içinde kaydığı ya da topuğun her adımda yer değiştirdiği hissi, yürüyüşte dikkate alınacak somut bir bilgidir. Hida ve çalışma arkadaşları, gevşek tutulan ayakkabı ve terlikle yürüyen katılımcılarda diz ve ayak bileği açılarının, ayağa iyi sabitlenen ayakkabı koşuluna göre daha değişken olduğunu buldu. Çalışma küçük bir grupta yapıldı; yine de ayakkabının ayağa bağlanışının hareket zincirinin dışında kalmadığını gösteriyor.
Ayak yere yaklaşırken bilek zemine göre yön alır; diz bu yönü taşır, pelvis ve gövde ileri gidişin hızını düzenler. Ayakkabı her adımda ayağın çevresinde dolaşıyorsa bu parçalar aynı işi biraz farklı zamanlarda karşılamak zorunda kalır. Böyle bir durumda ayak bileği ve dizdeki küçük açı değişimleri, yalnız ayakkabının içindeki konforla açıklanmaz.
Ayakkabı seçimini tek bir özelliğe bağlamak da doğru bir okuma olmaz. Yakın tarihli bir deneyde, destekleyici botla esnek spor ayakkabısı yürüyüşteki çeviklik ve denge ölçümlerinde belirgin bir üstünlük yaratmadı; katılımcıların iki ayakkabı hakkındaki algıları ise farklıydı. Tabanın sertliği, bağlanış, ayağın biçimi, gün içindeki iş ve zemin aynı sorunun içindedir. Kutudaki yastıklama ya da destek bilgisi, ayağın ayakkabı içindeki konumunu ve günün zeminini açıklamaz.
Bu sabah ayakkabınızı giyerken kısa bir gözlem yeter: topuk yerinde mi, ayak ayakkabının içine doğru kayıyor mu, birkaç adımda bağcık ya da bant dikkatinizi yeniden istiyor mu? Yanıt her gün aynı olmak zorunda değildir. Bu üç işaret değiştiğinde ayak, bilek, diz ve gövde yürüyüşte aynı hızı farklı biçimde paylaşır.
Tekrarlayan düşme, yeni başlayan belirgin dengesizlik, ağrı veya travma varsa bu gözlemle yetinmeyip bir sağlık uzmanına başvurmak gerekir.