Görsel: Gezdiren için özgün editoryal illüstrasyon
Bir giysinin fiyatı kasada bitti sanıyoruz. Oysa o fiyat, ürünün raf ömrünü kısaltan kararları da görünmez bırakabiliyor: aynı anda şişen referans sayısı, sıklaşan indirim, elde kalan seri ve sonunda ayrıştırma masasına gelen yük. Hızın maliyeti, yeni ürün takviminin yanında bu işlemlerde de ortaya çıkar.
Fransa'nın ağustos sonunda Avrupa Komisyonu teknik bildirim sistemine ilettiği taslak, bu görünmez hesabı somut bir yere bağlıyor. Tekstil, ayakkabı ve ev tekstili için üretici sorumluluğu katkısının, ultra hızlı modayla ilişkilendirilen sanayi ve ticari uygulamalara göre artırılması öneriliyor. Bildirimde iki ölçüt özellikle anılıyor: satışa sunulan ürün referanslarının genişliği ile onarımı teşvik eden uygulamalar. Taslak, Fransa'da henüz yürürlükte değil. Buna rağmen üretim ve satış hızını atık yönetimi katkısına bağlama önerisi açıkça yazılmış durumda. Komisyonun TRIS kaydı ayrıca Fransa'da piyasaya sunulan tekstil hacminin 2021–2024 arasında yüzde 26 arttığını, bunun atık yönetimi maliyetini büyüttüğünü aktarıyor.
Bu yaklaşım, aynı ürünü daha pahalıya satmayı hedeflemiyor. Tasarım masasındaki kararların mali hesabını genişletiyor. Bir markanın her hafta yeni renk, yeni kalıp ve yeni kampanya açabilmesi; fotoğraf, numune, üretim, sevkiyat ve ürün sonunda ayrıştırma için ayrı bir ritim kurar. Referans sayısı arttıkça ürün bilgisini düzenli tutmak, elde kalanı yönetmek ve kullanılabilir parçayı ayıklamak da zorlaşır. Bu işlemlerin finansmanı, üreticinin sorumluluğu içinde ele alınmalı.
Avrupa Birliği'nin 2025'te yürürlüğe giren revize Atık Çerçeve Direktifi de üretici sorumluluğu sistemlerini tekstil ve ayakkabıda ortak kurallara bağladı. Komisyonun açıklamasına göre ülkeler, bu sistemleri kurmak için 30 aylık takvime sahip; üreticilerin ürün başına ödediği katkılar toplama, ayırma, yeniden kullanım hazırlığı, geri dönüşüm ve bertarafı finanse edecek. Katkının dayanıklılık ve geri dönüştürülebilirlik gibi ölçütlerle ayarlanması da öngörülüyor. Komisyonun açıklaması, düzenlemenin bu çerçevesini anlatıyor.
Mina Lâl Vardar'ın bu iki kaynaktan çıkardığı ölçü daha gündelik: Bir marka hızını övüyorsa, o hızın arkasındaki ürün disiplinini de göstermeli. Kaç yeni model açtığını söylemek kolaydır; hangi modelin onarılabildiğini, hangi parçanın tekrar satışa döndüğünü, fazla ürünün hangi kanalla yönetildiğini ve bu yükün maliyetini kimin üstlendiğini açıklamak daha zahmetlidir. Marka, koleksiyon duyurusuna bu süreçlerin bilgisini de eklemeli.
Fransa'nın taslağı Türkiye'de uygulanacak bir hukuk kuralı sayılmaz; AB'nin 30 aylık uygulama takvimi de Türkiye'deki markalara doğrudan yükümlülük getirmiyor. Yine de ihracat yapan, Avrupa'da satışa açılan ya da hızını sürdürülebilirlik sözüyle pazarlayan her moda markası için okunacak işaret aynı yerde duruyor. Kısa kullanım ömrü, daha çok toplama, ayırma ve yönetim işi yaratıyor. Marka bu işlerin maliyetini koleksiyon planında ve kamuya açık açıklamalarında hesaba katmalı.