TÜİK'in 4 Eylül'de yayımladığı 2025 uluslararası hizmet ticareti verisi, Türkiye'nin hizmet ihracatının 124,9 milyar dolara, ithalatının 61,9 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. Ortaya çıkan 63 milyar dolarlık fazla dış denge için kıymetli bir tampon. Fakat bu büyüklük, hizmet ekonomisinin her kanalında aynı üretkenlik artışının oluştuğunu söylemiyor.
Hizmet ihracatının neredeyse yarısını seyahat oluşturuyor. Taşımacılık ikinci büyük kalem; telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri ise daha küçük bir tabandan yüzde 25,3 büyüyerek 6,7 milyar dolara çıkmış durumda. Bu dağılım, aynı toplamın çok farklı ekonomik sonuçlar doğurabildiğini anlatıyor. Turizm döviz kazancı, yerel istihdam ve bölgesel gelir yaratır; fakat kapasite, mevsimsellik ve fiyat düzeyiyle sınırlanır. Yazılım, tasarım, mühendislik ve iş hizmetleri ise tekrar eden sözleşmeler, beceri birikimi ve başka sektörlere yayılan verimlilik kanalları kurabilir.
Fazla ile kapasite aynı şey değil
Hizmet ticareti dengesi, ülkeye giren ve çıkan hizmet bedellerini ölçer. Bir ülkenin hangi beceriyi içeride geliştirdiğini, hangi ara hizmeti dışarıdan almak zorunda kaldığını ya da gelirin ne kadarının kalıcı işgücü niteliğine dönüştüğünü tek başına ölçmez. İthalatın 2025'te yüzde 9,6 artarak ihracattan daha hızlı büyümesi de bu nedenle ayrıntı değil: dış pazara açılan işletmelerin lojistik, yazılım, finans, danışmanlık ve fikri mülkiyet ihtiyaçları aynı anda büyüyor olabilir.
Bu tabloyu olumsuz bir işaret diye okumak da doğru olmaz. İthal edilen bir uzmanlık hizmeti, ihracatçı bir firmanın ölçeğini ve kalitesini yükseltebilir. Sorun, bu hizmetlerin zamanla yerli uzmanlığa, daha yüksek ücretli işlere ve daha sağlam tedarik ağlarına dönüşüp dönüşmediğidir. Dış dengeye katkı veren bir hizmet kalemi, yerli katma değer zinciri kurmadığında kur ve küresel talep dalgalanmalarına daha açık kalır.
Döviz gelirinin yerli karşılığı
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile seyahat hariç hizmet ticaretinde hem ihracatta hem ithalatta başı çekmesi, pazara erişim kadar standart, veri güvenliği, ödeme altyapısı ve nitelikli işgücünün önemini büyütüyor. Hizmet ihracatını yalnız ziyaretçi sayısı veya toplam döviz geliriyle izlemek bu yüzden eksik kalır. İhracatın teknoloji ve bilgi yoğun bölümü, çalışan başına değer, sözleşmelerin sürekliliği ve yerli girdi kullanımı birlikte görülmelidir.
2025 verisi hizmetlerin dış dengeyi taşıma gücünü açıkça ortaya koyuyor. Bir sonraki eşik, bu fazlanın ekonomi içinde ne kadar derinlik yarattığıdır. Kalıcı güç, dövizi ülkeye getiren faaliyetin aynı zamanda bilgi, beceri ve verimlilik biriktirmesiyle oluşur; aksi halde rekor, kapasiteye dönüşmeden yalnız iyi bir yılın hesabı olarak kalır.