Yazarlar / Risk ve Hesap

Lara Leyla Arel

Lara Leyla Arel

Finans ve risk yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Sanayi gerilerken güven endeksi toparlanmanın sınırını gösteriyor

Yazısız modern fabrikada üretim hattı ve gün ışığı alan sakin çalışma alanı

TÜİK’in 10 Eylül’de yayımladığı temmuz sanayi üretimi göstergesi, ekonomik faaliyetin ay içindeki yönünde yüzde 0,3’lük gerilemeye işaret etti. Aynı dönemin Ağustos ekonomik güven endeksi ise 100 eşiğinin üstüne, 100,6’ya çıktı. Bu iki veri birbirini boşa çıkarmaz; toparlanmanın henüz bütün sektörlere ve çalışma hayatına aynı hızda yayılmadığını anlatır.

Güven endeksi, hanelerin ve işletmelerin bugününü değil, değerlendirmelerinin ve yakın dönem beklentilerinin ağırlıklandırılmış birleşimidir. Ağustosta imalat sanayi güveni 102,4’e yükselirken tüketici güveni 90,8’de kaldı; inşaat güveni ise 83,1 oldu. Endeksin 100’ün üzerine çıkması, ekonominin tamamında üretim ve gelir artışının başladığı anlamına gelmez. Farklı sektörlerdeki beklentiler ortak bir ortalamaya dönüşür; o ortalama, talebin nerede zayıf kaldığını tek başına gösteremez.

Beklenti ile sipariş arasındaki süre

Sanayide aylık gerileme, firmaların geleceğe dair değerlendirmesiyle fiilî üretim kararı arasındaki zaman farkını görünür kılıyor. İşletme, maliyetinin ve finansman koşullarının daha öngörülebilir olacağını düşünebilir; buna rağmen yeni sipariş görmeden kapasitesini artırmaz. Hane de fiyat artışının yavaşlayacağını bekleyebilir; reel gelir ve istihdam güvencesi toparlanmadıkça harcama kararını erteleyebilir.

Temmuz işgücü verisi bu temkini somutlaştırıyor. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1’e yükseldi, istihdam 388 bin kişi azaldı. Bu hareket tek aylık veriden kalıcı bir yön çıkarma gerekçesi değildir. Yine de büyümenin niteliği bakımından önemlidir: güven artışı, üretim ve istihdam eşliğinde güçlenmediğinde iç talebin genişlediğini değil, belirsizliğin kısmen azaldığını söyler.

Para politikasının dar koridoru

TCMB’nin 10 Eylül kararında politika faizini yüzde 37’de tutması da bu ayrışmaya denk düşüyor. Kurul, iç talepteki zayıf seyrin dezenflasyonu desteklediğini belirtirken yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümünde yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı. Böyle bir tabloda politika yapıcının işi yalnızca talebi canlandırmak değildir; maliyet şokunun fiyatlara yerleşmesini önlerken üretimin gereğinden fazla daralmasını da gözetmektir.

Önümüzdeki aylarda güven endeksinden çok sipariş, sanayi üretimi, istihdam ve fiyat beklentilerinin birlikte hareket edip etmediğine bakmak gerekecek. Toparlanma, tek bir bileşik endeksin eşiği aşmasıyla değil; üretim kararının, ücretli istihdamın ve fiyat istikrarının aynı zeminde buluşmasıyla kalıcılaşır.

Lara Leyla Arel yazılarından devam et

Tüm arşivi aç