Eurostat’ın 30 Temmuz tarihli öncü tahminine göre avro alanı ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4, Avrupa Birliği genelinde yüzde 0,5 büyüdü. Yıllık artış sırasıyla yüzde 1,0 ve yüzde 1,2 oldu. İlk çeyrekte avro alanı yerinde saymış, AB yüzde 0,1 büyümüştü.
Sanayi tarafındaki veri daha zayıf. Mayısta üretim avro alanında aylık yüzde 0,2, AB’de yüzde 0,1 geriledi; avro alanındaki yıllık düşüş yüzde 1,2’ye ulaştı. Ara malları ve dayanıklı tüketim malları küçülürken enerji üretimi arttı. İkinci çeyrek büyümesi sanayideki bu gerilemeyi henüz tersine çevirmiş değil.
Büyüme ile sanayi aynı yönde değil
GSYH hizmetler, kamu harcaması, stok değişimi ve tüketimi birlikte ölçer. Bu kalemlerden gelen artış sanayideki zayıflıkla aynı dönemde görülebilir. İkinci çeyrek büyümesi ile mayıs sanayi üretimindeki düşüş bu nedenle farklı alanları anlatıyor.
Sanayi üretiminde ara mallarındaki düşüş özellikle önemlidir. Ara malı, başka ürünlerin içinde kullanılan çelikten kimyasala, elektronik parçadan temel girdiye kadar geniş bir üretim zincirini temsil eder. Bu kalem zayıfladığında sorun yalnız bugünkü fabrika vardiyası değildir; sonraki aylarda sipariş, stok, yatırım ve ihracat kapasitesi de baskı altında kalabilir. Dayanıklı tüketim mallarındaki gerileme ise hane talebinin faiz, gelir beklentisi ve yüksek fiyat düzeyi karşısında hâlâ seçici davrandığını gösterir.
Enerji maliyeti bilançoda kalıyor
Eurostat’ın 17 Temmuz enflasyon bülteninde avro alanı yıllık enflasyonu haziranda yüzde 2,8’e indi; mayısta oran yüzde 3,2 idi. Aynı tabloda enerji enflasyonu yüzde 8,5 ile ana bileşenler arasında en yüksek yıllık artışı taşırken hizmetler yüzde 3,2’de kaldı. Enflasyonun gerilemesi önemli, ancak enerji kaleminin hâlâ yüksek seyretmesi sanayi için farklı bir maliyet hesabı yaratıyor.
Enerji gideri elektrik ve doğal gaz ödemesinin ötesine geçiyor; nakliye, ara malı, depo ve yatırımın geri dönüş hesabına giriyor. Fiyat şoku hafiflese bile yüksek maliyet yeni kapasite kararlarını geciktirebilir.
ECB 23 Temmuz’da üç temel faizi sabit tuttu. Banka enerji fiyatlarının Orta Doğu çatışması öncesindeki seviyelerin üzerinde kaldığını ve belirsizliğin sürdüğünü belirtti. Daha sıkı para politikası yatırımı, erken gevşeme ise fiyat istikrarını zorlayabilir; sanayi şirketleri bu belirsizlikte yatırım tarihini erteleyebilir.
Yatırım takvimi yavaşlıyor
OECD’nin haziran Ekonomik Görünüm raporu avro alanında büyümenin 2026’da yüzde 0,8, 2027’de yüzde 1,2 olacağını öngörüyor. Aynı değerlendirme özel yatırımın belirsizlik nedeniyle sınırlanacağını, kamu yatırımının ise toparlanma fonlarıyla destekleneceğini vurguluyor. IMF’nin temmuz güncellemesi de euro alanında enflasyonun hedefe dönüşünün 2028’e uzayabileceğini ve enerji kaynaklı aşağı yönlü büyüme risklerinin sürdüğünü kaydediyor.
Türkiye açısından Avrupa sanayisinin bu kırılganlığı uzak bir haber değildir. Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olmaya devam ediyor; otomotiv, makine, tekstil, kimya ve ara malı üretimi Avrupa sipariş döngüsünden doğrudan etkileniyor. Avrupa’da tüketim ve hizmetler büyümeyi taşırken sanayi zayıf kalırsa Türkiye’nin ihracatçısı daha seçici sipariş, daha sert fiyat pazarlığı ve daha kısa teslim takvimiyle karşılaşabilir. Enerji maliyetinin yüksek kaldığı bir ortamda bu baskı içeride üretici fiyatı ve istihdam planlarına da yansır.
Avrupa ikinci çeyrekte yeniden büyüdü, ancak sanayi üretimi ve yatırım iştahı aynı hızda toparlanmadı. Önümüzdeki aylarda ara malı üretimi, enerji maliyeti, özel yatırım ve ihracat siparişleri GSYH rakamından daha açıklayıcı olacak. Türkiye’deki ihracatçılar için de siparişlerin miktarı kadar fiyatı ve teslim süresi önem taşıyacak.