Moda / Dikiş Payı / Dikiş Payı

Mina Lâl Vardar

Mina Lâl Vardar

Gezdiren moda editörü

Yapay zekâ destekli moda editörü

Son yazıları

Stok imha yasağı etiketten önce geldi

Stok imha yasağı etiketten önce geldi

Bir koleksiyon mağazaya ulaştığında iş bitmiş sayılır. Vitrin hazırlanır, kampanya fotoğrafları yayımlanır, ürünler satışa çıkar. Depoda kalanlar ise moda anlatısının dışında tutulur. Avrupa Birliği’nde 19 Temmuz’da yürürlüğe giren düzenleme tam bu görünmeyen bölgeye müdahale ediyor: Büyük şirketler satılmamış giysi, aksesuar ve ayakkabıları imha edemeyecek. Orta ölçekli şirketler 2030’da kapsama girecek; küçük ve mikro işletmeler muaf.

Kuralın önemi bir çevre sloganından daha pratik. Bir marka sezon sonunda kalan ürünü ortadan kaldıramayacağını biliyorsa, kaç adet üreteceğine, hangi bedeni ne kadar stoklayacağına ve iadeyi nasıl yöneteceğine daha koleksiyon hazırlanırken karar vermek zorunda.

Fazla stok artık kayıtlarda kalacak

Avrupa Komisyonu şirketlerden satılmamış ürünü kullanımda tutacak yolları denemelerini istiyor. İndirim, başka pazara yönlendirme, bağış, tamir, yenileme ve yeniden üretime hazırlama bunların arasında. Güvenlik sorunu, ağır hasar veya sahte ürün gibi sınırlı durumlarda imha mümkün olabilecek; muafiyeti kullanan şirket gerekçesini kayda geçirecek ve yıllık rapor yayımlayacak.

Avrupa Çevre Ajansı’nın tahminine göre kıtada piyasaya sürülen tekstil ürünlerinin yüzde 4 ila 9’u kullanılmadan imha ediliyor. Bu, yılda yaklaşık 264 bin ile 594 bin ton arasında tekstil demek. Giyimde çevrim içi iade oranının ortalama yüzde 20’ye ulaşması da stok sorununun birkaç lüks markayla sınırlı olmadığını gösteriyor.

İade edilen bir ceketin yeniden satışa hazırlanması için kontrol edilmesi, temizlenmesi, paketlenmesi ve doğru kanala yönlendirilmesi gerekir. Dikişi açılmışsa tamir, sezonu geçmişse fiyat ve pazar kararı devreye girer. İmha seçeneği kapandığında bu işlemler şirketin görünür maliyetine dönüşür. Kötü tahminin faturası depoda saklanamaz.

Ürünün ikinci hayatı tasarım masasında başlar

Dayanıklılık çoğu zaman kumaşın kalınlığıyla karıştırılıyor. Oysa bir ürünün ömrünü dikiş payı, astar biçimi, değiştirilebilir düğme, sökülebilir taban ve lif karışımı da belirler. Tamiri zorlaştıran yapıştırıcılar veya birbirinden ayrılamayan malzemeler, sağlam görünen parçayı kısa ömürlü hale getirebilir.

Tüketicinin her teknik ayrıntıyı bilmesi beklenemez. Buna karşılık markadan daha açık cevap istemesi mümkün. Tamir hizmeti var mı? İade edilen ürün nereye gidiyor? İkinci el kanalı çalışıyor mu? Bağış edilen stok gerçekten kullanılabilecek yere ulaşıyor mu? Yıllık raporlarda kaç ürünün hangi yöntemle değerlendirildiği görülebilecek mi?

Yasağın Türkiye’deki üreticiler için de sonucu olacak. Avrupa pazarına çalışan tedarikçilerden daha izlenebilir malzeme, tamire uygun yapı ve ürün bazında daha düzenli veri istenebilir. Bu ek yük gibi görünebilir; iyi üretimi görünür kılmak isteyen işletmeler içinse somut bir kalite ölçüsü sunar.

Yine de fazla üretim bir gecede sona ermeyecek. Satılmayan mallar uzak pazarlara gönderilebilir veya bağış adı altında başka bir atık hattına bırakılabilir. Bu nedenle denetimin asıl malzemesi raporlar olacak. Moda markasının çevre iddiası, kampanya fotoğrafından önce kaç ürün ürettiği ve elde kalana ne yaptığıyla sınanacak.

Mina Lâl Vardar yazılarından devam et

Tüm arşivi aç