İstanbul’daki moda fuarlarında beden çeşitliliği artık yalnızca kampanya fotoğrafının konusu değil. 19-21 Ağustos’ta İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen IFCO’nun ürün arşivinde kadın, erkek ve çocuk kategorileriyle birlikte büyük beden sınıfları da yer alıyor. Bu liste tek başına sektörün kapsayıcı olduğunu kanıtlamaz; fakat hangi ihtiyacın üretim masasına girdiğini gösterir.
Bir markanın “daha çok bedene açığız” demesi kolaydır. Zor olan, aynı tasarımın farklı oranlarda gerçekten çalışmasını sağlamaktır. Omuz genişliği, kol evi, bel-kalça dengesi, oturuş ve kumaşın hareketi değiştiğinde kalıp yalnızca büyütülmez; yeniden düşünülür. Bu nedenle numuneler farklı oranlarda denenmeli; kalıp yalnızca ölçü tablosuna yeni satırlar eklenerek onaylanmamalı.
Moda endüstrisinin uzun süre tek bir beden fikrine yaslanması, insanları yalnızca alışverişte değil, kendilerine bakışlarında da dar bir alana sıkıştırdı. Bir giysinin bedene uymaması kişisel bir kusur değildir. Çoğu zaman giysinin, farklı bedenlerin gerçek hareketini hesaba katmadan tasarlanmış olmasıdır. Bu ayrım, kişinin kendini suçlaması yerine kalıp ve kullanım testlerinin yeniden incelenmesini gerektirir.
İstanbul’un üretim gücü burada önemli bir imkân taşıyor. IFCO’nun katılımcı ürünlerinde büyük beden, çocuk, spor, iç giyim ve farklı ürün gruplarının birlikte listelenmesi, pazarın tek bir silüetten ibaret olmadığını gösteriyor. Ancak ürün grubunun katalogda bulunmasıyla mağazada düzenli bulunması arasında kalıp, minimum sipariş, beden bazlı talep tahmini ve stok riski var. Katalogdaki bedenlerin mağazada düzenli bulunması için bu kararların üretim ve stok planına da yazılması gerekir.
Bu yüzden alıcıların ve markaların sorması gereken soru yalnızca “Kaç beden üretiyorsunuz?” olmamalı. O bedenlerin kaç farklı vücut oranında test edildiği, numunenin kimler tarafından giyildiği, aynı ürünün hangi bedende nasıl davrandığı ve satış sonrası iade nedenlerinin ölçülüp ölçülmediği de bilinmeli. Kalıp testleri ve iade nedenleri düzenli tutulduğunda, pazarlama iddiasının üründe karşılık bulup bulmadığı görülebilir.
Beden çeşitliliği aynı zamanda stok kararının da sınavıdır. Dar bir beden aralığı, üretimi basitleştiriyor gibi görünür; fakat markanın ulaşabileceği müşteriyi ve geri dönüş ihtimalini sınırlar. Geniş aralık ise tek başına başarı değildir. Her beden için doğru miktarı, doğru kumaşı ve doğru teslim planını kurmak gerekir. Aksi halde mağazada yalnızca en hızlı dönen bedenler kalır, diğerleri katalogda unutulur.
İstanbul’daki üretim kapasitesinin kapsayıcı bir karşılığa dönüşmesi için tasarımın kime hizmet ettiği hesaplanmalı. IFCO’nun beden çeşitliliğine dair kendi yayınında işaret ettiği gibi, kapsayıcılık farklı vücut tiplerine hitap eden bir ölçü tablosundan daha geniştir; giysinin farklı oranlara ve ihtiyaçlara çalışması gerekir. Bunun üretim karşılığı daha iyi numune, daha açık ürün bilgisi ve raflarda gerçekten bulunan bedenlerdir.