Yazarlar / Bize Dair

Derya İzem Sarp

Derya İzem Sarp

Gündem, toplum ve gündelik hayat yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Uzunçayır aktarması Kadıköy’ü rahatlatırken yolcuyu yormasın

İstanbul toplu taşıma aktarmasını ve yolcu yön bulma deneyimini simgeleyen yazısız Uzunçayır sahnesi

Görsel: Gezdiren için yapay zekâ ile üretildi.

8 Ağustos sabahı Kadıköy'e giden bazı yolcular, alıştıkları son durağı bulamayacak. İETT, 13 hattın kalkış noktasını Uzunçayır Peronu'na taşıyor. Yolcu, Uzunçayır-Kadıköy arasında kurulacak ücretsiz otobüs entegrasyonuyla yoluna devam edecek. Kararın amacı anlaşılır: Kadıköy Rıhtımı'ndaki otobüs yığılmasını azaltmak ve meydanı yayalar için daha düzenli hale getirmek.

Kadıköy'de otobüslerin, minibüslerin, vapur yolcularının ve yürüyen insanların birbirinin yoluna girdiği bir düzen sürdürülemez. Meydanın yayalar için açılması gerekir. Fakat bu karar, meydana gelen yolcunun başka bir yerde daha uzun yürümesine, durak aramasına veya beklemesine yol açıyorsa ulaşım hesabı eksik kalır.

Ücretsiz aktarma, kararın önemli bir güvencesi. Aynı yolculuk için ikinci kez ücret ödememek, zaten pahalılaşan şehir hayatında küçümsenecek bir kolaylık değil. Üstelik farklı hatların Uzunçayır'da buluşması bazı yolculara metrobüs ve metro bağlantılarını daha düzenli kullanma imkânı verebilir. Ulaşım planlamasının teknik tarafında bu tür bir merkezileşme anlamlıdır.

Ama yolcunun hesabı teknik çizim kadar temiz değildir. Sabah işe yetişen biri için bir aktarma, yalnızca araç değiştirmek anlamına gelmez. Peronu bulmak, kalabalığı aşmak, doğru tabelayı okumak, çantasını ve çocuğunu taşımak, yağmurda ya da sıcakta beklemek demektir. Bir de otobüsten inip başka bir otobüse binerken “Ücretsiz mi?” kaygısını yaşamamak için sistemin nasıl işlediğini bilmek gerekir. Kâğıt üzerindeki entegrasyon, sahada anlaşılmadığında ücretsiz olsa bile yorucu hale gelir.

Bu yük herkese eşit dağılmaz. Hızlı yürüyebilen, İstanbul'un duraklarını ezbere bilen ve telefonu elinden düşürmeyen yolcu yeni düzene birkaç günde alışabilir. Yaşlı bir yolcu, hareket kabiliyeti sınırlı biri, yanında küçük çocuğu olan bir anne veya işe giderken her dakikası hesaplanan bir çalışan için aynı değişiklik daha ağırdır; bu kişiler peronlar arasındaki mesafeyi, merdiveni ve bekleme süresini birlikte taşır.

Uzunçayır'da peronların, yaya geçişlerinin ve bilgilendirme işaretlerinin birlikte çalışması bu yüzden ayrıntı değildir. Yaya üstgeçidi çalışmalarıyla birlikte düşünülmesi gereken bir mesele var: İnsanlar aktarma sırasında kendilerini nereye bırakılmış hissedecek? Bekleme alanı açıkta mı kalacak, yönlendirme birkaç metre sonra mı kaybolacak, otobüsler aynı anda geldiğinde hangi sıranın kime ait olduğu anlaşılacak? Bu soruların yanıtı, ulaşımın insana değen kısmıdır.

Kadıköy Meydanı'nın daha düzenli olması iyi bir hedef. İstanbul'un tarih boyunca büyüyen, katmanlanan ve her gün milyonlarca hareketi taşıyan bir şehir olduğu düşünülürse, meydanları olduğu gibi bırakmak da bir tercih sayılır. Fakat düzenleme, araçları bir noktadan başka bir noktaya itmekten ibaret kalmamalı. Yolcunun toplam yolunu, bekleme süresini, güvenlik hissini ve erişilebilirliğini de hesaba katmalı.

Bana kalırsa bu uygulamanın başarısı ilk gün kaç otobüsün rıhtımdan çekildiğiyle ölçülmemeli. Uzunçayır'da kaç kişinin yanlış araca bindiği, kaç kişinin yardım aradığı, aktarmanın kaç dakika sürdüğü ve kimlerin bu nedenle yolculuğunu değiştirdiği de izlenmeli. Bu veriler açıkça paylaşılırsa belediye yalnız karar almış olmaz; kararın sonucunu dinleyen bir yönetime dönüşür.

Kadıköy'ün yükünü azaltmak gerekli. O yükü Uzunçayır'a, oradan da yolcunun omzuna sessizce bırakmak ise çözümün eksik bırakılmış halidir. İlk haftalarda peron görevlileri, açık yönlendirme ve bekleme sürelerine ilişkin düzenli bilgi olmadan bu değişikliğin kimin işini kolaylaştırdığını anlamak zor olacak.

Derya İzem Sarp yazılarından devam et

Tüm arşivi aç