İşe Gelince / İnsan ve Sistem

Derya İdil Sönmez

Derya İdil Sönmez

İnsan kaynakları ve organizasyonel psikoloji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

İstanbul’da iş ararken aday verisi de korunmalı

İstanbul’da iş başvurusu formunu ve aday verisi sınırını simgeleyen yazısız masa sahnesi

Görsel: Gezdiren için yapay zekâ ile üretildi.

İstanbul'da iş arayan birinin karşısına çıkan form, çoğu zaman ilan metninden daha uzun oluyor. Telefon, e-posta, eğitim, deneyim ve özgeçmiş anlaşılır bilgiler. Sonra sorular genişliyor: aile düzeni, sağlık geçmişi, fotoğraf, sosyal medya hesapları, beklenen ücret, hatta işle ilgisi belirsiz kişisel ayrıntılar. İş bulma ihtiyacı büyüdükçe adayın bu sorulara “Bunu neden istiyorsunuz?” deme gücü azalıyor.

İBB Bölgesel İstihdam Ofisleri’nin işveren bilgilendirme metni, kişisel verilerin istihdam sağlama ve istihdam yönetimi hizmetiyle bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesi gerektiğini açıklıyor. Bu ifade bir dipnot olarak kalmamalı. Başvuran kişi, verdiği bilginin hangi amaçla alındığını, kimlerin erişeceğini ve ne kadar süre tutulacağını anlayabilmeli.

İşveren açısından mesele bir formu kısaltmakla bitmiyor. Her soru bir kararın parçası olmalı. Görevin gerektirdiği bir belge varsa bunun gerekçesi kurulabilir; işe alım kararını etkilemeyecek bir ayrıntı isteniyorsa kurum kendi merakını adayın mahremiyetiyle karıştırıyor demektir. İK ekipleri bu ayrımı en başta yapmadığında, gereksiz bilgiler dosyada tutuluyor ve hangi bilginin kararı etkilediği sonradan izlenemiyor.

Bu konuda adayın pazarlık gücünü de hesaba katmak gerekiyor. İşsiz ya da iş değiştirmek zorunda olan kişi, başvurusunun eleneceği korkusuyla her kutucuğu doldurabilir. Bu nedenle başvuru ekranında isteğe bağlı görünen bir alan bile aday için fiilen zorunlu hale gelebilir. Kurum, adayın bu alanı doldurup doldurmadığını işe alım kararında kullanmayacağını ve ilgili bilgiyi görevle ilgisi yoksa saklamayacağını baştan belirtmelidir.

İstanbul gibi iş arama trafiğinin yüksek olduğu bir şehirde bu sınırın önemi daha da büyüyor. Aynı aday farklı şirketlere, istihdam ofislerine ve dijital platformlara başvururken kişisel geçmişi çoğalan bir dosyaya dönüşebiliyor. Kurumlar bu dosyanın kimlerle paylaşıldığını, ne zaman silineceğini ve hangi ekiplerin eriştiğini açıklayamadığında aday başvurusunun sonraki adımını takip edemiyor.

Türkiye’de Mayıs 2026’da haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,4 saat olarak açıklandı. Bu veri başvuru formlarının niteliğini tek başına açıklamaz; iş arayanların zaman ve geçim baskısını görünür kılan daha geniş bir çalışma hayatı tablosunun parçasıdır. Böyle bir tabloda adaydan istenen bilgiler, başvuru sürecinde ek bir yük oluşturabilir. Kurum bu bilgiyi hangi iş amacıyla istediğini ve kimlerin erişeceğini açıkça yazmalıdır.

İşe alım sürecinde her alanın görevle ilgisi açıklanabilmelidir. Kurum gerekli bilgiyi ayırıp bunu adaya anlattığında, aday başvuru sırasında hangi verinin hangi işlem için kullanılacağını görür. İstanbul’daki bir ilan için form dolduran kişi açısından bu açıklama, başvurusunun sonraki adımını anlamasını sağlar.

Derya İdil Sönmez yazılarından devam et

Tüm arşivi aç