İstanbul’da bir meydanı yenilemek çoğu zaman yeni taş, yeni oturma elemanı ve daha temiz bir görüntü vaadiyle anlatılıyor. Beşiktaş’ta başlayan düzenleme ise daha zor bir sınav taşıyor: Meydan, vapurdan otobüse geçenlerin hızını kesmeden insanların durabildiği bir ortak alana dönüşebilecek mi?
İBB’nin proje duyurusuna göre Beşiktaş’ın birinci etap düzenlemesinde Barbaros Bulvarı ile sahil yolunu bağlayan çelik köprü kaldırıldı; toplu taşıma araçlarının hareket noktası sahil tarafından Beşiktaş Caddesi’nin kuzeyine alındı. Bu bilgi, projeyi yalnızca bir peyzaj işi olmaktan çıkarıyor. Çünkü meydanın nasıl göründüğünden önce, kimin nereden geçebildiğini ve kimlerin nerede beklemek zorunda kaldığını değiştiriyor.
Beşiktaş gibi bir yerde akış tek bir çizgi değildir. Sabah işe yetişen kişi, vapur iskelesine yönelen öğrenci, otobüs bekleyen yaşlı, çocuk arabasıyla kaldırım arayan ebeveyn ve çarşıya mal taşıyan çalışan aynı zemini paylaşır. Tasarım bu farklı hızları birbirinden tamamen ayıramaz; fakat çarpışmayı azaltabilir. Bunun için geniş bir boşluk kadar okunabilir yön, kesintisiz yaya yüzeyi, gölgede bekleme ve durakla meydan arasında kısa bir mesafe gerekir.
Meydan projelerinde fotoğraf kolayca sonuca dönüşür. Oysa zemin kaplamasının temizliği, kent mobilyasının biçimi ve yeşil alanın miktarı ancak kullanım akışıyla birlikte anlam kazanır. Bir bankın konumu, otobüs durağına yürüyen kişinin yolunu daraltıyorsa estetik bir karar gündelik bir engel üretir. Bir ağaç gölge veriyor ama çevresinde bekleme alanı bırakmıyorsa, bekleyen kişi için yeşil dokunun katkısı sınırlı kalır. Bankın, gölgenin ve yaya yolunun birlikte çalışıp çalışmadığı sahada izlenmelidir.
Kadıköy Meydanı projesinde olduğu gibi Beşiktaş düzenlemesinin de yarışma ve kamusal tercih bağlamı bulunuyor. Bu yöntem değerli; ancak katılımın tasarıma dönüşmesi açılış gününde bitmemeli. Meydanın hangi saatlerde tıkandığı, hangi durakların yığılma ürettiği, yağmurda nerelerin kullanılamadığı ve esnafın servis saatlerinin yaya akışıyla nasıl çakıştığı izlenmeli. Kullanıcı geri bildirimi yalnız memnuniyet sorusuna indirgenirse mekânın küçük ama sürekli aksayan noktaları kaybolur.
İstanbul’un meydanları aynı anda hem ulaşım düğümü hem buluşma yeri hem de kentin açık hava odalarıdır. Beşiktaş’ta köprünün kaldırılması bu çelişkiyi çözmüyor; onu daha görünür hale getiriyor. Bu yüzden vapur geciktiğinde, otobüs kuyruğu uzadığında ve yavaş yürüyenler çoğaldığında yaya alanının nasıl işlediği düzenli olarak kontrol edilmelidir.