Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Ukrayna için güvenlik garantisi artık destek sözünden fazlasını istiyor

Ukrayna güvenlik garantilerini ve savunma üretimini simgeleyen yazısız harita, koruyucu metal biçimler ve üretim parçaları

Ukrayna’nın bağımsızlığı bu yıl tören meydanından çok üretim hattında sınanıyor. Kyiv’de yan yana verilen siyasi fotoğrafların değeri var; fakat savaşın dördüncü yılını aşan bir ülkede asıl güvence, liderlerin ne söylediğinden çok hangi riski kalıcı biçimde üstlendiğiyle ölçülür.

24 Ağustos’ta Avrupa liderlerinin Kyiv’e gitmesi ve Gönüllüler Koalisyonu’nun yeniden toplanması bu nedenle yalnız dayanışma gösterisi değildir. İngiltere’nin SCALP uzun menzilli füzesindeki İngiliz bileşenlerine ilişkin sınıflandırılmış bilgilerin yerel montaj için paylaşılmasına izin vermesi, desteğin niteliğinde daha önemli bir eşiğe işaret ediyor. Silah göndermek geçici bir siyasi karardır; üretim bilgisini, tedarik ilişkisini ve endüstriyel sorumluluğu paylaşmak ise daha uzun ömürlü bir bağ kurar.

Söz ile kapasite arasındaki mesafe

Avrupa’nın Ukrayna dosyasındaki temel sorunu kaynak yokluğu değil, taahhüdün biçimidir. Mali yardım, mühimmat teslimatı ve eğitim programları Kyiv’in direnme gücünü artırır. Ancak bunların hiçbiri tek başına yeni bir saldırıyı önleyecek güvenlik mimarisi değildir. Kuzey ve Baltık ülkelerinin 23 Ağustos tarihli ortak bildiride “sağlam, hukuken bağlayıcı ve inandırıcı” güvenlik garantisi istemesi, bu açığın artık diplomatik metinlere de girdiğini gösteriyor.

İnandırıcılık kelimesi burada belirleyicidir. Bir garanti, saldırı başladığında yeniden görüşülecekse garanti değil, iyi niyet beyanıdır. Hukuken bağlayıcı olsa bile arkasında mühimmat, hava savunması, istihbarat, bakım ve siyasi karar mekanizması yoksa yine eksik kalır. Avrupa’nın önündeki iş, güzel cümleleri çoğaltmak değil; hangi ihlalde kimin ne yapacağını önceden tanımlamaktır.

Moskova açısından da hesap burada değişir. Rusya, Avrupa’nın Ukrayna’ya destek verdiğini zaten biliyor. Belirsiz olan, bu desteğin zaman, iktidar değişikliği ve bütçe baskısı karşısında ne kadar dayanacağıdır. Yerel üretim hatları bu belirsizliği azaltır; çünkü savaşa verilen desteği günlük siyasetten çıkarıp şirketlere, işgücüne, lisanslara ve uzun vadeli siparişlere bağlar. Buna karşılık aynı adım, Rusya’nın Ukrayna’daki üretim altyapısını daha yüksek öncelikli hedef olarak görme riskini de büyütür. Endüstriyel ortaklık caydırıcılık üretirken yeni bir korunma yükü de doğurur.

Her aktör aynı güvenceyi vermiyor

İngiltere ve Fransa uzun menzilli kapasite ile ortak üretim üzerinden öne çıkıyor. Baltık ve Kuzey ülkeleri, coğrafi yakınlıkları nedeniyle garantinin soyut kalmasına en az tahammül eden grup. Avrupa Birliği mali süreklilik, eğitim ve savunma sanayii araçlarını bir araya getiriyor. Washington ise vazgeçilmez askerî kapasitesini korurken siyasi öngörülebilirlik konusunda Avrupalı ortaklarını daha fazla sorumluluk almaya itiyor.

Bu farklılık zayıflık olmak zorunda değil. Doğru iş bölümü kurulursa Avrupa’nın dağınık kapasitesi bir ağa dönüşebilir. Fakat iş bölümü ile sorumluluğu birbirine karıştırmamak gerekir. Herkes yalnız en rahat olduğu alanda kalırsa kritik anda komuta, hava savunması ve uzun menzilli karşılık gibi en riskli başlıklar sahipsiz kalabilir.

Türkiye için mesele yalnız Karadeniz’de savaşın sürmesi değildir. Ukrayna’nın savunma üretiminin Avrupa ağına daha sıkı bağlanması; insansız sistemlerden mühimmata, deniz güvenliğinden bakım kapasitesine kadar Ankara’nın hem işbirliği hem rekabet alanını değiştirir. Türkiye, Montrö rejimiyle tırmanmayı sınırlarken Ukrayna’nın egemenliğini destekleyen çizgisini korumak zorunda. Bu denge, ancak Avrupa güvenlik mimarisinin karar eşikleri açık olduğunda yönetilebilir.

Kyiv’deki törenler Avrupa’nın hangi tarafta durduğunu gösterdi. Şimdi cevaplanması gereken daha sert soru şudur: Avrupa, Ukrayna’ya yardım etmeyi mi sürdürecek, yoksa yeni bir saldırının maliyetini daha saldırı başlamadan inandırıcı biçimde yükseltecek bir düzen mi kuracak?

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç