Yazarlar / Bakış ve Madde

Ahmet Başarır

Ahmet Başarır

Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Eve Asılan Kutsal İmgeler

Ahşap ev sunağında Saraswati'nin renkli baskısı, pirinç kandil ve çiçekler

Görsel: Gezdiren için özgün editoryal görsel.

Kolkata’da basılmış, kâğıdın üstüne siyah mürekkeple çizilip sulu boyayla renklendirilmiş bir Lakshmi resmi var. Met’in Household Gods: Hindu Devotional Prints, 1860–1930 sergisinde görülen bu tür baskılar, bugünün parlak duvar görselleri kadar kolay çoğalır görünmüyor ilk bakışta. Oysa onları önemli kılan tam da budur: Tapınaktaki karşılaşma için yapılan kutsal imge, 19. yüzyılın ikinci yarısında evin küçük sunağına, pazara ve matbaaya girmiştir.

Hindu ibadetinde darshan, tanrıyla karşılıklı görme ilişkisini anlatır. Met’in sergi metninin hatırlattığı gibi bu ilişki geleneksel olarak tapınakta kurulur; fakat evdeki seçilmiş tanrıya ayrılan küçük sunak da ibadet hayatının parçasıdır. Fotoğrafın, ardından kromolitografi presinin Hindistan’a girmesi, bu ev içi alanın görüntü düzenini değiştirdi. Kil ya da metalden küçük ikonların yanına, çok sayıda basılabilen renkli kâğıt imgeler geldi.

Bu dönüşümü “kutsalın piyasaya düşmesi” diye küçümsemek kolay olur. Daha isabetli ayrım şurada: Ucuz üretim, kutsal imgeyi ortadan kaldırmadı; ona erişimin maddi eşiğini düşürdü. Met, kromolitografilerin ilk kez en mütevazı evlerin bile seçtiği tanrının renkli bir imgesini ev sunağına koyabilmesini sağladığını belirtiyor. Baskıların düşük maliyetle satılması, hangi tanrı imgelerinin kaç eve ulaşacağını atölyelerin üretimi ve pazarın dağıtımıyla ilişkilendirdi.

Yine de çoğalma eşitlik demek değildir. Hangi tanrının hangi yüzle, hangi renklerle ve hangi aile sahnesiyle yayılacağını atölyeler, ressamlar, yayımcılar ve alıcılar birlikte belirler. Met’in 1894–1900 tarihli Saraswati baskısı için verdiği bilgi, Ravi Varma’nın resminden çoğaltılan tanrıçanın incelikli renk geçişleri ve doğalcılığıyla Viktorya dönemi sanat anlayışının etkisini taşıdığını gösteriyor. Sazıyla, el yazmasıyla ve tespihiyle oturan Saraswati, ibadet nesnesi olmaya devam ederken öğrenim, saygınlık ve zevk hakkında da belirli bir bakışı eve taşır.

Burada dinî duyguyu propaganda kelimesine sıkıştırmak doğru olmaz. Bir evdeki imge, sahibinin korkusuna, umuduna, gündelik düzen arzusuna eşlik edebilir; bunu dışarıdan çözülmeyi bekleyen bir yanılsama gibi görmek kaba bir sekülerlik olur. Fakat imgenin biçimini ve dolaşımını tarihsizleştirmek de aynı ölçüde yetersizdir. Atölyelerin seçtiği renkler, bedenler ve aile sahneleri çok sayıda baskıda yinelendikçe, evde görülen kutsalın görünüşü de ortaklaşır.

Serginin yaklaşık 120 eseri Kolkata, Pune ve Mumbai’deki matbaa çevrelerinden gelen baskıları bir araya getiriyor. Met, bu imgelerin bağımsızlık hareketinin ilk kıpırtıları sırasında Hindistan’daki dinî kimliği ifade etmenin güçlü yollarından biri hâline geldiğini de söylüyor. Bu olgudan, her basılı tanrı resminin aynı siyasal anlamı taşıdığı sonucu çıkmaz. Yine de aynı baskıların hem ev sunaklarında kullanılması hem de dinî kimliğin kamusal ifadesinde etkili olması, bu iki alanı bütünüyle birbirinden ayırmayı güçleştirir.

Bu yüzden Household Gods sergisini matbaanın din karşısındaki zaferi gibi okumuyorum. Daha ilginç olan, renkli kâğıdın tapınak ile ev arasındaki mesafeyi yeniden ölçmesidir. Bir Lakshmi ya da Saraswati baskısı ev sunağına konduğunda, o kâğıdın nasıl basıldığı ve hangi atölyeden çıktığı da ibadet nesnesinin tarihinin parçası olur.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Ahmet Başarır yazılarından devam et

Tüm arşivi aç