Bir saatin iyi çalışması, yalnız düzenli salınan bir referans bulmasına bağlı değildir. O referansın frekansındaki küçük kaymaları okuyup lazeri yeniden ayarlayabilmesi gerekir. 7 Ekim’de Nature’da yayımlanan deney, toryum-229 çekirdeğinin geçişini bu geri besleme zincirine bağladı: lazer, çekirdek soğurma çizgisinden aldığı hata sinyaliyle kendi uzun dönem kaymasını düzeltti.
Bu cümledeki “çekirdek” önem taşıyor. Bugünün en iyi optik saatleri, atomların ya da iyonların elektron düzenindeki geçişleri izler. Toryum-229’da ise erişilebilir derecede düşük enerjili olağandışı bir nükleer uyarılma var. Çekirdek, elektron bulutundan daha içeride olduğu için dış elektrik ve manyetik alanların bazı etkilerine daha az açık olabilir. Bu özellik, farklı hata kaynaklarını sınamaya değer bir frekans referansı sunar; üstün saat performansı ise ayrıca ölçülmelidir.
Viyana ekibi, toryum-229 atomlarını oda sıcaklığındaki kalsiyum florür kristaline yerleştirdi ve 148 nanometrelik morötesi ışıkla çekirdek geçişini sorguladı. Saat lazerinin kısa zamanlardaki kararlılığını yüksek incelikli bir optik boşluk sağladı. Kristalin soğurma çizgisinin iki yanından alınan sinyaller arasındaki fark ise lazerin rezonansın hangi tarafına kaydığını gösterdi. Bu hata sinyali elektro-optik modülatöre geri gönderildiğinde, boşluğun yavaş sürüklenmesi çekirdeğin frekansına göre düzeltildi.
Ölçümün mantığı burada yatıyor. Bir çizgiyi tarayıp merkezini bir kez bulmak, o çizgiyi saatin uzun dönemli referansı yapmak için yeterli sayılmaz. Makale, yaklaşık 100 kilohertz genişliğindeki çizgiyi kullanarak 20 saniyelik ve 30 dakikalık iki geri besleme düzenini karşılaştırıyor. Uzun ayar aralığında bir saniyedeki kesirli frekans kararsızlığı yaklaşık 10⁻¹⁵ düzeyindeki boşluk lazerinin seviyesinde kalıyor; bir gün boyunca çalışma sonunda nükleer sorgulamanın etkisi belirginleşiyor. Açık veri paketindeki vuru frekansı ve Allan sapması dosyaları da bu karşılaştırmanın yeniden incelenmesine imkân veriyor.
Atomik saatlerin rekoru bu deneyin konusu değil. Kristaldeki toryum çevresi çizgi genişliğini ve sistematik kaymaları etkiler; 148 nanometrelik sürekli dalga lazerin güç kararlılığı da çalışmayı şimdilik bir günle sınırlar. Ekip, daha iyi katıhal nükleer saatler için birkaç mertebe iyileşme öngörüyor; bu öngörü deneyin ölçtüğü kararlılık düzeyinden ayrıdır. Ultrahafif karanlık madde aramasında elde edilen sonuç da belirli 20 saniye–bir gün aralığında frekansın periyodik oynamasına konan bir sınırdır; saptama iddiası taşımaz.
Benim değerlendirmem şu: Bu ilk olgun adımın değeri, nükleer rezonansı ölçüm zincirinin uzun dönemli denetimine katmasında. Kısa vadede boşluğu, uzun vadede çekirdek çizgisini referans alan zincir; hangi gürültünün hangi zamanda baskın olduğunu açıkça ayırıyor. Deney, çekirdeğe dayalı saatlerde uzun süreli işletim için geri besleme, lazer kararlılığı ve sistematik hata denetiminin birlikte gösterilmesi gerektiğini somutlaştırıyor.