Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Arktik’te erişim yarışı rotadan önce altyapıyı sınayacak

Parçalı deniz buzu arasında ilerleyen iki gemi ile kıyıdaki radar istasyonunu gösteren kurgusal Arktik sahnesi

Arktik'te buzun çekilmesi haritayı değiştiriyor; fakat haritadaki yeni çizgiler henüz güvenli, ucuz ve sürekli bir erişim anlamına gelmiyor. Bölgedeki asıl güç yarışı, bir geminin kuzeyden geçip geçemeyeceğinden çok o geçişi kimin izleyeceği, destekleyeceği ve gerektiğinde koruyacağı üzerinde kuruluyor. Bu nedenle Arktik'in stratejik değeri yeni bir deniz yolu vaadinden değil, son derece pahalı bir altyapı sınavından doğuyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 16 Eylül'deki konuşmasında güvenli bir Arktik'i Avrupa ve Atlantik güvenliğinin parçası olarak tanımladı. Şubat ayında başlatılan Arctic Sentry de müttefiklerin ulusal faaliyetlerini Norfolk'taki Müşterek Kuvvet Komutanlığı altında daha bütünlüklü görme iddiası taşıyor. Mart ayında Barents Denizi üzerinde yapılan ilk AWACS gözetleme uçuşu, bu iddianın yalnız siyasi bir slogan olmadığını gösterdi. Ancak gözetleme uçuşu ile kesintisiz bölgesel hâkimiyet aynı şey değildir.

Buz azalırken belirsizlik azalmıyor

Arktik rotaları üzerine kurulan iyimser anlatı, mesafeyi maliyetle karıştırıyor. Haritada daha kısa görünen yol; buz sınıfı gemi, eğitimli mürettebat, doğru hava tahmini, arama-kurtarma ağı, liman erişimi ve sigorta bulunmadığında ticari üstünlük üretmez. Bir koridorun bazı haftalarda açılması, onun takvime güvenilir biçimde yazılabileceği anlamına gelmez.

Askerî hesap da farklı değildir. Uydu görüntüsü, erken uyarı uçağı ve radar ağı geniş bir alanı görünür kılabilir; fakat görülen hareketi sınıflandırmak, komuta zincirine aktarmak ve uygun bir unsurla karşılamak ayrıca kapasite ister. Kutup koşulları bu zincirin her halkasını pahalılaştırır. Yakıt, bakım ve personel dayanıklılığı, gösterişli platformlardan daha belirleyici hâle gelir.

Rusya açısından kuzey yalnız alternatif bir ticaret güzergâhı değildir. Kola Yarımadası çevresindeki askerî altyapı ve Kuzey Filosu, ülkenin nükleer caydırıcılığının önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla Moskova, bölgedeki NATO varlığını yalnız seyrüsefer güvenliği çerçevesinde okumaz. NATO ise Finlandiya ve İsveç'in üyeliğiyle kuzey hattını daha bütünlüklü planlama imkânı kazandı. Aynı coğrafya bir taraf için savunma derinliği, diğer taraf için Atlantik'e açılan risk koridorudur.

Çin'in teşviki başka yerde duruyor. Pekin için enerji, bilimsel araştırma, veri ve gelecekteki taşımacılık seçenekleri stratejik çeşitlilik sağlar. Fakat Çin'in ilgisini bugünden kalıcı askerî erişimle eşitlemek sağlam bir hüküm olmaz. Burada belirleyici olan, Rusya'nın hangi ekonomik ve teknik ortaklıklara ne ölçüde alan açacağı ve Batılı ülkelerin yatırım ile güvenlik arasındaki sınırı nasıl çizeceğidir.

Komuta birliği kapasite birliği değildir

Arctic Sentry'nin güçlü yanı, dağınık faaliyetleri aynı operasyonel resimde toplama girişimidir. Zayıf yanı ise komuta bütünlüğünün kendiliğinden gemi, sensör, liman ve ikmal kapasitesi yaratmamasıdır. NATO'nun önündeki gerçek soru, daha fazla tatbikat yapıp yapmayacağı değil; Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki veri, takviye ve lojistik zincirini kutup şartlarında ne kadar sürdürebileceğidir.

Bu yarışta Danimarka ve Grönland, Norveç, Kanada, İzlanda, Finlandiya ve İsveç aynı ittifak içinde olsalar da aynı önceliklere sahip değiller. Egemenlik hassasiyeti, yerel toplumların talepleri, çevresel risk, maden yatırımı ve askerî erişim her başkentte farklı ağırlık taşır. Washington daha geniş Atlantik savunmasını, Avrupalı müttefikler ise hem caydırıcılığı hem siyasi kontrolü korumak isteyecektir. Arktik'teki yük paylaşımı tartışması bu yüzden yalnız bütçe meselesi değildir; karar yetkisinin kimde kalacağı meselesidir.

Türkiye için kuzeyin dersi

Türkiye bir Arktik kıyı devleti değil. Yine de kuzeyde kurulacak yeni deniz ve güvenlik düzeni Ankara'yı üç kanaldan ilgilendirir: NATO planlaması, Karadeniz ile Atlantik arasındaki kuvvet dengesi ve küresel taşımacılıkta oluşabilecek sınırlı rota çeşitliliği. Buradan çıkarılacak sonuç, kuzey rotalarının kısa sürede Süveyş'in yerini alacağı değildir. Daha önemli ders, geçiş coğrafyasının ancak liman, veri, bakım ve hukuk kapasitesiyle siyasi ağırlığa dönüşmesidir.

Arktik'te bayrak göstermek kolay, sürekli bulunmak zordur. Önümüzdeki dönemin kazananı en iddialı haritayı çizen değil; kötü hava, yüksek maliyet ve siyasi gerilim altında erişimini sürdürebilen olacaktır. Buzun açtığı alan, altyapının kapatamadığı boşluğu tek başına dolduramaz.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç