Doğum izninin takvime işlenmesi, işe dönüşün yönetildiği anlamına gelmez. İzin bitiminde çalışanın eski masasına dönmesi beklenirken görev dağılımı, vardiya, süt izninin kullanılacağı saat ve o sırada verilmiş terfi kararları çoktan değişmiş olabilir. Bu değişikliklerin hiçbiri kendiliğinden tarafsız değildir; kararın kim tarafından, hangi bilgiyle ve ne zaman verildiği görülebilmelidir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 19 Ağustos’ta Tayland’daki imalat işletmeleriyle yaptığı çalışmada tartışılan başlıklar bu yüzden önem taşıyor: analık izni, işe dönüş ve kariyer ilerlemesi aynı istihdam döngüsünün parçaları olarak ele alındı. Kaynak, Türkiye için bir uygulama kuralı koymuyor. Fakat kurumların izni yalnız yokluk kaydı saymayıp işe dönüşteki iş düzenini ayrıca tasarlaması gerektiğine dair yerinde bir yönetim sorusu açıyor.
Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Kanunu’nun 74. maddesi kapsamında doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam 16 haftalık analık iznini; işe dönüşten çocuğun bir yaşına kadar günlük 1,5 saat süt iznini hatırlatıyor. Aynı açıklama, izinlerden sonra ebeveynlerden birinin kısmi süreli çalışma talep edebileceğini de belirtiyor. Bunlar çalışanın talep edebileceği haklardır. Ancak işe döndüğü gün hangi işin, hangi saatlerde ve hangi gelişim fırsatıyla verileceği yöneticinin ve insan kaynaklarının karar alanıdır.
Bu noktada kurumların sık yaptığı hata, dönüşü yalnızca bordro ve erişim kartı işlemi gibi kapatmaktır. Oysa işe dönüşten önce dört kayıt gerekir: çalışanın görev kapsamı, geçici olarak devredilmiş işlerin hangi tarihte nasıl geri verileceği, süt izni ya da kısmi süreli çalışma talebinin vardiya ve toplantı düzenine etkisi, dönüş sırasında açılan performans ve terfi süreçlerinin ölçütleri. Bu kayıtlar çalışanın özel hayatını denetlemek için değil, iş kararını kişisel kanaatten ayırmak için tutulur.
Bir yönetici, “Ekip ihtiyacı vardı” diyerek görev değişikliğini açıklayabilir. Bu cümle tek başına yeterli değildir. İhtiyacın ne olduğu, geçici çözümün neden kalıcılaştığı, benzer roldeki çalışanlara hangi ölçütün uygulandığı ve çalışanla ne zaman paylaşıldığı da kayda girmelidir. Böylece çalışan, dönüşünü bir lütuf ya da kişisel pazarlık olarak değil, tanımlı bir iş ilişkisi olarak görebilir.
İnsan kaynaklarının görevi yalnız izin hakkını bildirmek değildir. Dönüşten önce karar sahibini, ilk görüşmenin tarihini ve görev planını netleştirmeli; dönüşten sonra da bu planın uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmelidir. Yönetici, ilk ay içindeki görev dağılımını, çalışma zamanına ilişkin düzenlemeleri ve açık performans ölçütlerini çalışanla yazılı olarak paylaşmalıdır.