Yazarlar / Miras ve Mana

Selim Kemal Niyazi

Selim Kemal Niyazi

Dinler tarihi, düşünce ve tasavvuf yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Evin İçindeki Şûrâ

Aile içi istişareyi anlatan, Kur’an, takvim ve çay bardaklarının bulunduğu yazısız ev içi masa sahnesi

Bir çocuğun sütten ne zaman kesileceği, bugünün telaşlı evinde çoğu zaman takvimle, iş düzeniyle ve bir telefon konuşmasıyla halledilen bir iş gibi görünür. Kur’an’ın Bakara sûresindeki 233. âyeti bu küçük görünen kararın yanına iki kelime koyar: karşılıklı rıza ve istişare. Bu iki kelime, aile hayatının büyük iddialardan önce karar alma terbiyesine ihtiyaç duyduğunu hatırlatır.

Şûrâyı yalnız meclis salonlarına yakıştırmak eski bir alışkanlıktır. Oysa âyet, anne ile babanın çocuğu sütten erken kesmesine dair bir kararı birlikte vermesini ister. Buradaki incelik önemlidir: Çocuğun bedeni üzerinden kurulan bir karar, onu her gün taşıyan kişinin bilgisi duyulmadan verilemez. Âyet, bu nedenle rıza ile istişareyi aynı cümlede anar.

TDV İslâm Ansiklopedisi, şûrânın aynı kökten gelen kelimeleriyle birlikte görüş alışverişini ve bir meselede insanların fikirlerini açığa çıkarmayı anlattığını yazar. Bu tarif, aile içinde sorunun yalnız “kim karar verdi?” sorusu olmadığını gösterir. Kararın yükünü bilenlerin görüşü de ortaya çıkmalıdır.

Evin içindeki birçok kırgınlık, karardan çok kararın kime ait sayıldığı yerden doğar. Bir taşınma günü belirlenir, çocuğun eğitimi hakkında yol çizilir, yaşlı bir yakının bakımı paylaşılır. Sonra herkes konuştuğunu, ama kimsenin dinlenmediğini söyler. Özellikle bakım işini üstlenen kişinin bilgisi, karar verildikten sonra hatırlanırsa aile ortak sorumluluk kuramaz.

Âl-i İmrân sûresinin 159. âyetinde Hz. Peygamber’e iş konusunda müminlerle istişare etmesi emredilir; ardından karar verildiğinde tevekkül hatırlatılır. Bu sıralama bana şunu söyler: Dinlemek ve tartmak, birinin sorumluluğu üstlenmesine hazırlanır. Kimin uygulayacağı ve hangi imkânla uygulayacağı konuşulmayan kararlar, ilk güçlükte ertelenir ya da aile içinde yeni bir tartışma doğurur.

Bu bakımdan şûrâ, ailede herkesin aynı tecrübeye sahip olduğu varsayımına dayanmaz. Anne, baba, çocuk, yaşlı yakınıyla ilgilenen kardeş; her birinin aynı konuda aynı tecrübesi bulunmaz. Bir annenin gece uykusuna dair bilgisi, çocuğun bakımını uzaktan izleyen akrabanın kanaatinden daha yakındır. Bu bilgi karar sırasında sorulmazsa, bakımın gerektirdiği zaman ve emek hesaba katılmadan bir sonuç ilan edilir.

Gelenek adına evin kararını tek başına veren kişiyi korumak isteyenler bulunur. Oysa gelenek, iradeyi başıboş bırakmayan bir sorumluluk dili de kurmuştur. Şûrâ sûresinin 38. âyetinde müminlerin işlerini aralarında danışma ile yürütmeleri övülür. İnsanlar aynı evde yaşarken farklı zamanlara, farklı korkulara ve farklı imkânlara sahiptir. Bu sebeple kararın nedeni söylenmeli, itiraz işitilmeli ve sonucu kimin üstleneceği açıkça konuşulmalıdır.

Bugün aile hayatı çoğu kez iki uç arasında savruluyor. Bir uçta “ben bilirim” diyen acele vardır. Öteki uçta herkesin duygusunu incitmemek için hiçbir kararın alınmadığı yorgunluk. Şûrâ, örneğin çocuğun eğitimi ya da yaşlı bir yakının bakımı konuşulurken, günlük işi taşıyan kişinin zamanını ve imkânını kararın parçası yapmayı gerektirir.

Evin huzuru, her konuda aynı fikre varmakla kurulmaz. Fakat evde bir karar alınırken bakım yükünü taşıyan kişinin bilgisi ve itirazı dinlenirse, kararın sonucu da daha açık biçimde paylaşılır. Bakara 2/233’ün küçük ailevi sahnesi, şûrânın bu işe yarayan tarafını gösterir.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Selim Kemal Niyazi yazılarından devam et

Tüm arşivi aç