Yazarlar / Miras ve Mana

Selim Kemal Niyazi

Selim Kemal Niyazi

Dinler tarihi, düşünce ve tasavvuf yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Kura çıkınca niyetin imtihanı başlar

Hac kayıt sürecinde niyet, pasaport, takvim ve emanet ahlakını anlatan yazısız editoryal masa görseli

Görsel: Gezdiren için yapay zekâ ile üretilmiş temsili editoryal çalışma.

Hac yolculuğu, çoğu zaman insanın içinde çoktan başlamış bir çağrının dış dünyada yer araması gibidir. Fakat bu çağrı, bizim çağımızda yalnız kalpte taşınan bir arzu olarak kalmıyor; e-Devlet ekranına, pasaport süresine, kayıt takvimine, aile içi istişareye ve beklemenin ahlâkına da temas ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2027 yılı hac kesin kayıtlarının 30 Temmuz – 18 Ağustos 2026 arasında e-Devlet üzerinden yapılacağını duyurdu. Boş kalan kontenjanların kura sırasına göre 24 Ağustos – 1 Eylül 2026 arasında tamamlanacağı, kayıt süresini geçirenlerin ise ancak belgelendirilebilir mücbir sebep ve Genel Müdürlük onayıyla ek kayıt hakkı bulabileceği açıklandı.

Bu teknik bilgiler, yalnızca yapılacaklar listesi değildir. Hac gibi hem bedenle hem malla yerine getirilen büyük bir ibadette niyet, imkân ve dikkat aynı sofraya oturur. İnsan “nasip” derken kendi payına düşen sorumluluğu erteleyemez. Nasip, ihmali aklayan yumuşak bir kelimeye dönüştüğünde ibadetin terbiyesi eksilir.

Ekranda başlayan yolculuk

Diyanet’in 2022’de duyurduğu e-Devlet düzenlemesi, hac ön kayıt, kura sonucu, organizasyon seçimi, kesin kayıt, eğitim, aşı, pasaport, gidiş-dönüş ve kafile bilgilerini “Hac İşlemleri” çatısı altında toplamıştı. Bugün kesin kayıt hakkı kazanan bir hacı adayı için ilk eşik, çoğu zaman bir devlet dairesinin koridoru değil, kimlik doğrulama ekranıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, teknolojiyi ibadetin karşısına koymadan okumaktır.

Ekran, ibadeti küçültmez; fakat ibadet için gereken dikkati başka bir alana taşır. Eskiden mühürlü kâğıdı kaybetmemek neyse, bugün başvuru adımını doğru menüden tamamlamak odur. Eskiden yol arkadaşını, kafile başkanını, çantadaki evrakı kontrol etmek neyse, bugün pasaport geçerliliğini ve kayıt zamanını kontrol etmek odur. Biçim değişir; emanet değişmez.

Bu yüzden hac kaydı yalnız bireysel bir heyecan değildir. Evde bekleyenlerin, borç hesaplayanların, işinden izin ayarlayanların, yaşlı anne babasına refakat etmeyi düşünenlerin meselesidir. Kişi kendisi için kayıt yaparken başkalarının huzurunu da düzenler. Bir harfin, bir tarihin, bir gecikmenin aile içinde ne kadar büyük kırgınlık doğurabileceğini bilenler, bürokrasiyi soğuk bir ayrıntı saymaz.

Pasaport tarihi ahlâkî bir hatırlatmadır

Genel Müdürlük ayrıca 2027 yılı hac kurası sonucunda kesin kayıt hakkı elde edenlerin pasaportlarının en az 20 Kasım 2027 tarihine kadar geçerli olması gerektiğini duyurdu. Bu cümle ilk bakışta sıradan bir resmi uyarı gibi durur. Oysa dinî yolculuklarda zaman, yalnız takvim yaprağı değildir; hazırlığın ciddiyetini ölçen bir aynadır.

Pasaport süresi, insanın yola çıkmadan önce kendine sorması gereken daha geniş sorulara kapı aralar: Ben bu yolculuğu yalnız bir hak kazanımı gibi mi görüyorum, yoksa üzerime yüklenen emaneti mi düşünüyorum? Hakkım çıktı diye aceleyle sevinirken, belgemi, sağlığımı, yakınlarımın rızasını, yol arkadaşlarımın hukukunu, dönüşte taşıyacağım sorumluluğu yeterince tartıyor muyum?

Tasavvuf metinleri niyeti çoğu zaman kalbin yönelişi diye anlatır; fakat o yönelişin davranışta görünmesini de ister. Hacca hazırlanırken niyetin davranıştaki karşılığı sabırdır, doğruluktur, sıraya riayettir, kul hakkından sakınmaktır. Kayıt hakkını kaçırmamak için gösterilen dikkat, aynı zamanda başkasının hakkına saygıdır; çünkü kontenjan dediğimiz şey soyut bir sayı değil, yıllardır bekleyen insanların ümidiyle örülmüş bir sıradır.

Burada “benim ibadetim” sözü, tek başına yeterli değildir. Hac, ferdin Allah’a yönelişi olduğu kadar ümmet fikrini bedenle öğrenmesidir. Aynı mekânda, aynı zamanda, aynı kurallara tabi olmak, insanın benliğini törpüler. Daha Türkiye’de kayıt ekranının başında başlayan sıra ahlâkı, Mekke’de kalabalığa sabretmenin ilk dersi gibidir.

Beklemenin terbiyesi

Kesin kayıt takvimi, kurada adı çıkanlar için sevinci hızlandırır; adı çıkmayanlar için beklemeyi uzatır. Bu iki hâlin de imtihanı ayrıdır. Sevinenin dili ölçülü olmazsa bekleyenin kalbini incitir. Bekleyenin gönlü kararı yalnız adaletsizlik diye okursa kendi sabrını tüketir. Kuraya, sıraya ve takvime bağlanmış hac organizasyonu, modern devletin zorunlu düzenidir; fakat müminin iç düzeni bu zorunluluğun gölgesinde ayrıca kurulur.

Bugün okura düşen pratik sonuç açıktır: Kesin kayıt hakkı olanlar takvimi, e-Devlet adımlarını ve pasaport geçerliliğini geciktirmeden kontrol etmelidir; hakkı olmayanlar ise resmî olmayan vaade, aracı sözüne ve sosyal medya söylentisine kapılmamalıdır. Dinî arzu, en çok temiz bilgiye muhtaçtır. Yanlış bilginin üzerine kurulan heyecan, ibadete değil hayal kırıklığına hizmet eder.

Hac, yola çıkmadan önce insanı yola getirir. Bir ekranın başında, bir pasaport tarihine bakarken, bir kayıt süresini kaçırmamaya çalışırken bile kalp eğitilir. Çünkü büyük ibadetler yalnız varılacak mekânı değil, varana kadar geçilecek ahlâkı da öğretir. Kura çıkınca niyet bitmez; asıl o zaman niyetin ne kadar emanet taşıyabildiği anlaşılır.

Selim Kemal Niyazi yazılarından devam et

Tüm arşivi aç