Yazarlar / Bakış ve Madde

Ahmet Başarır

Ahmet Başarır

Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Panoramanın Unuttuğu Çevre

Yuvarlak müze galerisinde Versailles bahçesi panoraması önünde kent çevresini gösteren iki saydam ekran

Versailles bahçelerini çevreleyen John Vanderlyn panoramasında sarayın düzeni, ufka kadar uzanan bir bolluk duygusu verir. On dokuzuncu yüzyılın başında rotundada sergilenen bu tür resimler, izleyiciyi tek bir bakışın merkezine alırdı: uzak bir yere gitmeden onu kuşatmış gibi hissetmek. Metropolitan Museum of Art'ta David Hartt'ın Peripheries yerleştirmesi bugün aynı yuvarlak galeride bu rahatlığı bozuyor. Şeffaf LED ekranlar, panoramanın düzenli manzarasına Paris'in başka görüntülerini, Versailles'tan Boulevard Périphérique'e uzanan bir hareketi ve Jeff Parker'ın sesini katıyor.

Bu müdahale, teknik yenilikten çok panoramanın izleyiciye sunduğu egemen konumu yerinden oynatıyor. Resim, sarayı ve bahçeyi görme nesnesi olarak hazırlar; kamera ise çevreyoluna, kentin kıyılarına ve sürekli dönüşen bölgelerine yönelir. Aynı şehir bir anda iki farklı coğrafyaya ayrılmaz; fakat kimin manzarasının tarih sayıldığı sorusu keskinleşir.

Panorama, erken bir görsel eğlence biçimi olmanın ötesinde, mesafeyi yönetme aracıdır. Rotundanın içinde duran beden, manzarayı kavrayabildiğine inanır. Versailles, monarşinin toprağa, çalışmaya ve bakışa verdiği biçimin gösterisidir. Bahçenin geometrisi, onu ayakta tutan emek düzenini ve dışarıda kalan hayatları kolayca siler. Gözün merkezdeki ayrıcalığı, şehir düzeninin de doğal bir özelliğiymiş gibi görünür.

Hartt'ın iki ekranı bu silinmeyi telafi eden bir belge deposu kurmuyor. Met'in açıklamasına göre iş, Versailles görüntülerini Fransız Yeni Dalgası sinemasının dili ve Eugène Atget'nin fotoğraflarıyla ilişkilendiriyor; film, saraydan çevreyoluna ve Paris merkezine kadar uzanan yerlerde çekilmiş. Bu seçim, çevreyi romantik bir "öteki Paris" olarak süslemiyor. Kentin sınırları, ulaşım ağları, kira baskısı ve dönüşüm kararlarıyla kurulur. Bu güzergâh, merkezin ulaşım ve dönüşüm kararlarıyla elde ettiği ayrıcalıklı konumu tartışmaya açıyor.

Bana kalırsa yerleştirmenin güçlü yanı burada. Çevreyi yeni bir seyirlik manzara hâline getirmeden, bakışın hangi yolu alışkanlıkla izlediğini sezdiriyor. Ekranlar panoramanın yüzeyini bütünüyle kapatmıyor; saydamlıkları, eski resim ile güncel video arasında rahat bir uzlaşma da vermiyor. Ziyaretçi, iki görüntü katmanının arasında yürürken hangi kadrajın önüne geçtiğini bedeninin yönüyle fark ediyor. Görmenin toplumsal tarafı bazen böyle somut bir mimari mesafe içinde anlaşılır.

Bu, sanatın şehrin eşitsizliklerini tek başına çözeceği anlamına gelmez. Ama kent politikası üzerine konuşurken görüntülerin payını küçümsememek gerekir. Harita, emlak ilanı, turistik fotoğraf ve müze panoraması; her biri kentin hangi parçasını arzu edilir, hangi parçasını geçici ya da ihmal edilebilir sayacağımızı etkiler. Bu imgeler belediye kararlarının yerine geçmez. Yine de kararların hangi hayatı kolayca gözden çıkardığını anlatan duygusal ve zihinsel zemine katılır.

Psikanalitik yorum burada ancak sınırlı bir işe yarar. Merkezde durma arzusu; mülkiyet, hareket özgürlüğü ve güvenlik deneyimleriyle biçimlenir. Bu nedenle çevreyi görmek, seyircinin vicdanını tazelemesine indirgenemez. Soru daha maddidir: Kentin hangi bölgelerine kaynak ayrılıyor, kimler hangi ulaşım hattına ve kiraya mahkûm kalıyor, hangi manzaralar kamusal bellekten çekiliyor?

Vanderlyn'in Versailles'ı hâlâ etkileyici bir görüntü. Hartt'ın yerleştirmesi, onun bakış düzenini açıkta bırakıyor. Panoramanın unutmuş göründüğü çevre, şehrin merkezini mümkün kılan yolların, emeklerin ve çatışmaların bulunduğu yerdir. Sanat burada merkezin hangi bakışlarla kurulduğunu izleyicinin önünde tutabilir.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Ahmet Başarır yazılarından devam et

Tüm arşivi aç