Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Bişkek'te kurduğu görüntü, Batı'nın karşısında yekpare bir bloktan çok daha karmaşık bir güç tablosu gösteriyor. Çin, Rusya ve Hindistan aynı masaya oturuyor; fakat aynı hedefe yürümüyor. Onları bir araya getiren şey ortak bir gelecek tasarımı değil, Washington'ın baskısına tek başına maruz kalmama ihtiyacıdır.
Zirvenin şimdi önem kazanmasının sebebi budur. İran altı aydır süren savaşın içinde, Rusya Ukrayna işgalinin maliyetini taşıyor, Çin Amerikan tarifeleri ve teknoloji sınırlamalarıyla uğraşıyor. Hindistan ise hiçbir merkezin çevre ülkesi olmayı kabul etmeyen stratejik özerkliğini korumaya çalışıyor. Aynı salondaki her başkent, Amerikan gücünü sınırlamak istiyor; ama bunun bedelini kendi hareket alanını daraltarak ödemek istemiyor.
Pekin'in aradığı düzen, Moskova'nın aradığı nefes
Pekin için ŞİÖ, yalnız güvenlik toplantısı değildir. Orta Asya'daki ulaşım hatları, enerji akışı, dijital altyapı ve finansman araçları Çin'in Avrasya'daki ekonomik ağına siyasi bir çerçeve sağlar. Çin'in çıkarı, örgütü askerî ittifaka çevirmekten çok ticaretin ve bağlantıların kendi ağırlığı çevresinde işlemesini güvenceye almaktır. Düzen iddiası burada asker sayısından önce krediye, limana, demiryoluna ve standarda dayanır.
Moskova'nın hesabı farklıdır. Rusya için aynı masa, Ukrayna savaşı yüzünden daralan diplomatik alanın tamamen kapanmadığını gösterir. Kremlin'in ihtiyacı Çin'in kurduğu ekonomik düzene teslim olmak değil; yaptırımların ve savaş maliyetinin yarattığı yalnızlığı azaltacak siyasi nefes bulmaktır. Fakat bu ihtiyaç, Rusya'yı masada eşit görünürken ekonomik bakımdan Pekin'e daha bağımlı hâle getiriyor.
İran da örgütte diplomatik koruma arıyor. ŞİÖ dışişleri bakanlarının temmuz açıklaması, İran'a yönelik saldırıları kınadı ve siyasi çözüm çağrısı yaptı. Bu dayanışma önemlidir; yine de ortak savunma garantisi değildir. Örgütün bildirisi savaşın seyrini değiştirecek müşterek komuta, kuvvet veya otomatik müdahale yükümlülüğü üretmiyor. Tahran açısından siyasi destek ile askerî güvence arasındaki mesafe hâlâ açıktır.
Hindistan masanın sınırını çiziyor
Hindistan'ın varlığı, ŞİÖ'yü kolayca “Batı karşıtı ittifak” diye adlandırmanın neden hatalı olduğunu gösteriyor. Yeni Delhi Çin'le sınır rekabetini, Pakistan'la güvenlik gerilimini ve Batı'yla teknoloji-savunma ilişkilerini aynı anda yönetiyor. Rusya'yla tarihî bağlarını korurken Washington'la köprülerini yakmak istemiyor. Bu nedenle Hindistan, örgütün büyüklüğüne katkı sunarken siyasi birliğinin sınırını da çiziyor.
Asıl güç dengesi burada ortaya çıkıyor. Çin, Rusya ve Hindistan Amerikan merkezli sistemin kendilerine koyduğu sınırları gevşetmek istiyor; fakat birbirlerinin merkez olduğu yeni bir hiyerarşiye de razı değiller. Ortak para, müşterek savunma veya bağlayıcı dış politika çizgisi bulunmadığında zirvenin etkisi kararların sertliğinden çok, ikili pazarlıkların sayısıyla ölçülecek.
Türkiye açısından mesele, bu yapıyı Batı'ya alternatif hazır bir adres gibi görmek değildir. Ankara'nın Orta Asya, enerji ve ulaşım koridorlarındaki çıkarı ŞİÖ coğrafyasıyla kesişiyor; NATO üyeliği, Avrupa pazarı ve kendi bölgesel rekabetleri ise başka bir denge dayatıyor. Türkiye için kazanç, kamplardan birine aidiyet ilanında değil, ulaştırma ve ticarette somut erişim üretirken güvenlik taahhütlerini bulanıklaştırmamaktadır.
Bişkek'teki masa Amerikan etkisine itirazı büyütebilir. Fakat bir gücün gerilemesi, rakiplerinin kendiliğinden birleştiği anlamına gelmez. ŞİÖ'nün gerçek sınavı da burada başlayacak: Üyeleri ortak baskıya direnirken, birbirlerine vermek istemedikleri tavizler yüzünden hangi kararı gerçekten uygulayabilecek?