Kapak: Gezdiren için yapay zekâ ile hazırlanmış editoryal kolaj. Yazı içindeki görseller, belirtilen resmî veya doğrulanmış sosyal medya paylaşımlarının ekran görüntüleridir.
Donald Trump kendisini önce İsa'nın yanında, sonra kral, papa ve Superman olarak gösterdi. Sonunda İsa'ya benzeyen mucizevi bir şifacı kılığıyla karşımıza çıktı.
Bunların hepsi birkaç yıl içinde oldu.
Tek tek bakıldığında her biri kötü yapılmış bir internet şakası gibi görünüyor. Yan yana getirildiğinde ise şakadan daha ciddi bir şey ortaya çıkıyor: Amerikan başkanlığının, bir kişinin mitolojik kahramanlık gösterisine dönüşmesi.
2019: “Ben seçilmiş kişiyim”
Hikâye yapay zekâ görselleriyle başlamadı.
Trump, Ağustos 2019'da kendisini “İsrail'in kralı” ve “Tanrı'nın ikinci gelişi” diye öven bir destekçi mesajını takipçileriyle paylaştı. Aynı gün Çin ile giriştiği ticaret savaşından söz ederken gazetecilere dönüp gökyüzünü işaret etti:
“Ben seçilmiş kişiyim.”
Bunun şaka mı, kendine hayranlık mı, taraftarlarına verilmiş hesaplı bir mesaj mı olduğu tartışıldı. Trump siyasetinin işleyişi zaten bu belirsizliğe dayanıyor. Cümle söyleniyor, milyonlara ulaşıyor; ardından gerektiğinde şaka olduğu ileri sürülebiliyor.
Ama mesaj yerinde kalıyor.
Ekim 2023: Sanık sandalyesinde Trump, yanında İsa
Trump, New York'taki dolandırıcılık davasının başladığı gün kendisini mahkeme salonunda İsa'nın yanında gösteren sahte bir çizimi Truth Social hesabından paylaştı.

Çizimi ilk yayımlayan destekçi, bunun “tüm zamanların en doğru mahkeme çizimi” olduğunu ve Trump'ın bunca yolu yalnız başına gelmiş olamayacağını yazmıştı. Trump bu mesajı olduğu gibi kendi hesabına taşıdı.
Burada siyasi bir savunmadan daha fazlası vardı. Mahkemede yargılanan bir siyasetçi, kendisini hukuk karşısında hesap veren bir sanık olarak değil, haksız yere eziyet gören ve İsa'nın desteğini alan seçilmiş kişi olarak sunuyordu.
Eleştiri böylece siyasi olmaktan çıkıyor. Trump'a karşı çıkmak yalnızca başka bir adayı desteklemek değil; kurtarıcının karşısında yer almak gibi gösteriliyor.
Şubat 2025: “Kral çok yaşa”
Trump, New York'taki trafik sıkışıklığı ücretlendirmesini durdurduğunu açıklarken “Kral çok yaşa” diye yazdı. Bir saat geçmeden resmî Beyaz Saray hesabı onu taçlı bir kral olarak gösteren yapay zekâ görselini yayımladı.

Amerika Birleşik Devletleri, başkanlık sistemini krallığa karşı verilen bir bağımsızlık savaşı sonrasında kurdu. Buna rağmen Beyaz Saray, görevdeki başkanı kral olarak gösteren bir görseli resmî devlet iletişimi haline getirdi.
“Yalnızca bir meme” denilebilir.
Fakat neden başkan değil de kral? Neden kamu görevlisi değil de tacın sahibi?
Şaka, sınırı aşmadan önce sınırın nerede olduğunu ölçmenin kolay bir yoludur.
Mayıs 2025: Papa Trump
Papa Francis'in ölümünün ardından Trump'a kim olmak istediği soruldu. “Papa olmak isterdim,” diye cevap verdi.
Birkaç gün sonra kendisini papalık kıyafetleri içinde gösteren yapay zekâ görselini yayımladı. Yeni papa henüz seçilmemişti. Görsel daha sonra resmî Beyaz Saray hesabından da paylaşıldı.

Bu kez Trump yalnızca siyasi iktidarın değil, dinî otoritenin de kostümünü giyiyordu.
Katoliklerin bir kısmı bunu saygısızlık olarak gördü. Beyaz Saray ise Trump'ın Papa Francis'in cenazesine katıldığını ve din özgürlüğünün savunucusu olduğunu söylemekle yetindi. Görselin neden devletin resmî hesabından yayımlandığı sorusu cevapsız kaldı.
Çünkü amaç cevap vermek değildi. Görsel çoktan görevini yapmıştı.
Temmuz 2025: Superman Trump
İki ay sonra Beyaz Saray bu kez Trump'ı Superman olarak yayımladı.

Paylaşımda şu ifadeler yer alıyordu:
“Umudun simgesi. Hakikat. Adalet. Amerikan usulü. Superman Trump.”
Başkan artık seçimle gelmiş, yetkileri anayasa ile sınırlandırılmış bir insan değildi. Tek başına uçabilen, herkesten güçlü, ülkeyi kötülerden kurtaracak bir süper kahramandı.
Gerçek bir devlet başkanı ekonomi, savaş, sağlık, göç ve hukuk gibi karmaşık sorunlarla uğraşır. Başarır, yanılır, eleştirilir ve hesap verir. Süper kahramanın bunlara ihtiyacı yoktur. O gelir, düşmanı tanır ve sorunu yumruğuyla çözer.
Bu nedenle Superman görseli yalnızca çocukça değil, siyaseten de kullanışlıdır. Kurumların yerine tek kişiyi koyar.
Nisan 2026: Trump bu kez şifa dağıtıyor
12 Nisan 2026'da Trump, kendisini beyaz ve kırmızı kutsal giysiler içinde bir hastanın başında gösteren yapay zekâ görselini Truth Social'da paylaştı.

Ellerinden ışık çıkıyordu. Çevresindeki doktorlar, askerler ve sıradan insanlar ona hayranlıkla bakıyordu. Arka planda Amerikan bayrağı, savaş uçakları, kartallar, Özgürlük Heykeli ve gökten inen karanlık bir figür vardı.
Görselin ne söylediğini anlamak için sanat tarihi uzmanı olmaya gerek yoktu. Trump kötülüğün karşısında duran, hastaları ve Amerika'yı iyileştiren kutsal kurtarıcıydı.
Paylaşım muhafazakâr Hristiyanlar dahil Trump'ın kendi çevresinden de tepki gördü. Yaklaşık 13 saat sonra silindi.
Trump daha sonra kendisini İsa olarak değil, “doktor” olarak gördüğünü söyledi:
“Ben insanları iyileştiririm.”
Post-truth siyasetinin en iyi çalıştığı yer tam burasıdır. Görsel önce paylaşılır. Mesaj milyonlara ulaşır. Tepki yükseldiğinde herkesin gördüğü şey inkâr edilir. İsa değil doktordur. Propaganda değil şakadır. Devlet iletişimi değil memedir.
Görüntü silinir; etkisi silinmez.
Üç gün sonra: Trump ve İsa kucaklaşıyor
İsa benzeri şifacı görselini silmesi, bu anlatıdan vazgeçtiği anlamına gelmedi.
Trump üç gün sonra, 15 Nisan'da bu kez İsa'nın kendisine sarıldığı başka bir yapay zekâ görselini paylaştı. Üzerine de şu notu yazdı:
“Radikal solcu deliler bundan hoşlanmayabilir ama bence oldukça güzel.”

İlk görselde Trump İsa'ya benzetilmişti. Tepki gelince geri çekildi. İkinci görselde İsa ayrı bir figür olarak Trump'ın yanına yerleştirildi. Böylece biçim değişti ama mesaj korundu: İlahi destek Trump'ın arkasındaydı.
Bu görselin üstündeki destekçi metni de Tanrı'nın “Trump kartını” oynadığını söylüyordu. Trump bunu da kendi doğrulanmış hesabında takipçilerine sundu.
Post-truth yalnızca yalan söylemek değildir
Bu kronolojiye bir kez daha bakalım:
- Ağustos 2019: “Ben seçilmiş kişiyim.”
- Ekim 2023: Mahkemede Trump'ın yanında İsa.
- Şubat 2025: Taçlı Trump ve “Kral çok yaşa.”
- Mayıs 2025: Papa Trump.
- Temmuz 2025: Superman Trump.
- 12 Nisan 2026: Hastaları iyileştiren İsa benzeri Trump.
- 15 Nisan 2026: Trump'a sarılan İsa.
Bu sıralama rastlantısal bir meme koleksiyonundan daha tutarlı görünüyor.
Trump her görselde biraz daha yukarı çıkıyor. Önce İsa yanına oturuyor. Sonra kral oluyor. Ardından dinî otoritenin ve süper kahramanın yerine geçiyor. En sonunda şifa dağıtan kutsal figüre dönüşüyor.
Post-truth yalnızca gerçeğin yerine yalan koymak değildir. Gerçek ile kurgu arasındaki farkı önemsiz hale getirmektir.
Bu görsellerin sahte olduğunu herkes biliyor. Trump papa değil. Kral değil. Superman değil. Hastaları ellerinden ışık çıkararak iyileştirmiyor.
Fakat görsellerin amacı bizi bunların fotoğraf olduğuna inandırmak değil. Taraftarlarına başka bir “hakikat” sunuyorlar: Trump sıradan bir başkan değildir. Kurumların, hukukun ve alışılmış ölçülerin üzerinde duran seçilmiş kişidir.
Bir başkan hata yapabilir ve hesabını verir. Bir kurtarıcı ise yalnızca düşmanları tarafından engellenir.
Tehlikeli olan, Trump'ın kendisini hangi kostüm içinde görmek istediği değil. Dünyanın en güçlü devletlerinden birinin resmî iletişim kanallarının bu kişilik kültünü üretmesi ve milyonlarca insanın siyaseti giderek bu görüntüler üzerinden yaşamaya başlamasıdır.
Amerikan Başkanı kendisini kral, papa, Superman ve İsa benzeri bir şifacı olarak yayımlıyor.
Beyaz Saray da paylaş düğmesine basıyor.