Avrupa'nın savunma harcaması artık yalnızca güvenlik bütçelerinin konusu değil. Avrupa Birliği Konseyi'nin güncel verilerine göre üye ülkelerin savunma harcamasının 2026'da yaklaşık 454 milyar avroya, GSYH'nin yüzde 2,4'üne ulaşması bekleniyor. 2025'teki 418 milyar avroluk seviyeye göre artış yüzde 8,6. Savunma yatırımlarının 163 milyar avroya çıkması, bu artışın önemli bir bölümünün yeni teçhizat ve kapasiteye gideceğini gösteriyor.
Bu rakamlar Avrupa'nın güvenlik ihtiyacını tartışmayı gereksiz kılmıyor; tersine, tartışmayı bütçenin ikinci katmanına taşıyor. Savunma için açılan alanın nasıl finanse edileceği, hangi harcamaların erteleneceği ve borçlanmanın hangi vadede taşınacağı belirleyici hale geliyor. Güvenlik ihtiyacı gerçek olabilir; mali kaynak da sınırsız değil.
Harcama artışı bütçeye tek kanaldan girmiyor
Savunma harcamasını yalnızca GSYH'ye oranla izlemek, bütçe üzerindeki baskının biçimini gizleyebilir. Avrupa Komisyonu ve Konsey, SAFE aracılığıyla üye ülkelere ortak savunma alımları için 150 milyar avroya kadar uzun vadeli kredi açıyor. Bu kaynak hibe değil, geri ödenecek borç. Ulusal kaçış hükümleri ise bazı ülkelerin mali kurallar içinde savunmaya daha fazla alan ayırmasına imkân veriyor.
Dolayısıyla ilk kanal doğrudan harcama, ikinci kanal borçlanma, üçüncü kanal da bütçe kuralının esnetilmesi. Üçü de kısa vadede kapasite kurabilir; fakat orta vadede faiz gideri, borç stoku ve diğer kamu yatırımları üzerinde farklı izler bırakır. Ortak alım maliyeti düşürebilirse aynı güvenlik kapasitesi daha az kaynakla kurulabilir. Tersine, ülkeler ayrı ayrı ve aceleyle alım yaptığında sanayi politikası parçalanır, fiyat gücü zayıflar ve bütçe faturası büyür.
Eurostat'ın 2023 verileri savunmanın AB hükümetlerinin toplam harcaması içindeki payının yüzde 2,7 olduğunu gösteriyordu. Bu oran daha yüksek savunma hedefleriyle birlikte değişirken, harcamaların toplam bütçedeki yeri kadar bileşimi de önem taşıyor. Personel, bakım ve operasyon giderleri sürekli kalemlerdir; ekipman ve araştırma harcamaları ise ilk aşamada yatırım gibi görünür, sonrasında bakım, yenileme ve işletme maliyeti doğurur.
Borçlanma alanı genişlerken tercih maliyeti büyüyor
Avrupa'nın karşı karşıya olduğu mali tercih, savunma ile sosyal harcama arasında basit bir sıfır toplamlı denklem değildir. Savunma yatırımı yerli üretim kapasitesini, teknoloji talebini ve istihdamı artırabilir. Avrupa Komisyonu'nun Readiness 2030 yol haritası ortak tedarik ve Avrupa savunma sanayisinden alım hedefleriyle bu çarpanı büyütmek istiyor. Harcamanın ithal ekipmana gitmesi halinde ise büyüme etkisi daha sınırlı, dış ticaret etkisi daha belirgin olur.
Buna karşılık borçla finanse edilen her yatırım, gelecekteki bütçelerin faiz ve anapara ödemelerini de beraberinde getirir. Özellikle yüksek borç oranına sahip ülkelerde yeni savunma harcaması, eğitim, konut, enerji dönüşümü veya ulaştırma yatırımlarının ertelenmesiyle karşılanabilir. Düşük borçlu ülkeler daha geniş alan bulabilir; fakat ortak güvenlik açığı bütün ülkeleri aynı anda harekete geçmeye zorladığı için ulusal mali kapasite farkları siyasi gerilime dönüşebilir.
SAFE'nin ortak alımı teşvik etmesi bu nedenle yalnız bir finansman kolaylığı değildir. Aynı zamanda Avrupa'nın savunma talebini tek pazarda birleştirerek birim maliyeti, teslim süresini ve sanayi kapasitesini etkileme denemesidir. Başarı, harcamanın büyüklüğünden çok, aynı parayla ne kadar birlikte çalışabilir kapasite üretildiğinde ölçülecek.
Avrupa'nın savunma faturası bütçede görünür hale geldikçe izlenmesi gereken gösterge yalnız savunma oranı olmayacak. Faiz dışı denge, borç vadesi, ortak tedarik payı ve savunma harcamasının ne kadarının Avrupa içinde üretime döndüğü birlikte okunmalı. Güvenlik için daha fazla harcama yapılabilir; kalıcı mali güç ise bu tercihin borç, yatırım ve refah üzerindeki bedelinin açıkça yönetilmesine bağlı.